(ANKARA) - CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, 'Sabah erken kalkıp 'Türkiye bir hukuk devletidir' diye demeçler vermek hukuk devletinin gereklilikleri için yeterli olmuyor. Ekonomik buhranlar, siyasi krizler, demokrasiden uzaklaşılması, adalet duygusunun zedelenmesi toplumdaki suç eğilimini de artırıyor. Geldiğimiz noktada hemen her alanda suç oranlarının yükseldiğini, yargı kararlarının siyasallaştığını, devletin vatandaşına güven sağlayamadığını görüyoruz' dedi.

CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan 2025 Adalet İstatistiklerine ilişkin TBMM'de basın toplantısı düzenledi. Suiçmez, şunları söyledi:

'Adalet Bakanlığı tarafından açıklanan 2025 yılı istatistik raporu tam olarak 'malumun ilamı' olmuştur. Adalet Bakanlığı kendi açıkladığı verilerle resmen çürümüş bir düzeni ifşa etmiştir. Bu rapor, Türkiye'nin suç haritasındaki korkutucu artışı ve adaletin bu yük altında nasıl şekil değiştirdiğini gözler önüne seriyor. Adalet sistemi artık sorunları çözmekten ziyade, patlayan suç sayılarının kaydını tutan bir raportöre dönüşmüş durumdadır.

'2016'da 272 bin olan koruma kararı sayısı, 2025'te 1 milyonun üzerine çıktı'

Aile içi şiddet, sadece halı altına süpürme yöntemiyle geçiştirilen ve günden güne daha da büyüyen bir güvenlik krizi haline gelmiştir. 2016'da 272 bin olan koruma kararı sayısı, 2025'te 1 milyonun üzerine çıktı. Bu, şiddet başvurularının 10 yılda 4 kat arttığını gösteriyor. Şiddete karşı caydırıcı olması gereken kararların yüzde 83'ü sadece 'uzaklaştırma'. Devlet, şiddetin kökenini kurutmak yerine, sadece tarafları birbirinden fiziksel olarak ayırarak günü kurtarmaya çalışıyor. Koruma altına alınanların yüzde 79'u kadın. Şiddet artık bireysel değil, yapısal bir toplumsal kriz haline gelmiş durumda. Koruma altına almanın caydırıcı bir yöntem olmadığı ve şiddet vakalarını azaltmakta etkin bir çözüme ulaştırmadığı anlaşılıyor.

Çocukların durumu bir başka vahim tabloyu önümüze getiriyor. 2025'te adli sisteme giren çocuk sayısı 220 bine dayandı. Çocuk suçlarının yüzde 38'i hırsızlık ve gasp gibi suçlar. 15-17 yaş grubunda uyuşturucu ve gasp suçlarındaki yüzde 12'lik artış, ekonomik çaresizliğin bu alanda ne kadar büyük bir etki gücüne sahip olduğunu kanıtlıyor.

'Çocuk istismarı davalarında mahkûmiyet ve beraat oranları tam olarak yarı yarıya'

Gelelim kanayan yaralarımızdan birisi olan çocuk istismarı vakalarına. Çocuk istismarı davalarında mahkûmiyet ve beraat oranları tam olarak yarı yarıya. Bu durum, ya delil toplamanın çok yetersiz olduğunu ya da sistemin bu ağır suçta karar üretmekte tıkandığını gösteriyor. Cinsel taciz dosyalarında 'hapis yatırmayan' kararların (HAGB) mahkûmiyetten fazla olması, toplumdaki 'yapanın yanına kâr kalıyor' algısını besliyor. Cinsel istismar vakalarında sanıklara şefkatli yüzünü gösteren devlet; hakaret dosyalarında çok daha sert bir tutum takınıyor. Hakaret dosyaları 10 yılda yüzde 128 arttı. Sosyal medya paylaşımları yüzünden tutuklanan insan sayısında devasa bir artış var. Savcılar işi gücü bırakıp sosyal medya platformlarında hakaret peşine düşüyorlar. Yaralama suçları tüm ceza dosyalarının yüzde 18'ini oluşturuyor.

'Uyuşturucu kullanım suçları 10 yılda 2,7 kat arttı'

Toplumda şiddet, artık birincil iletişim yöntemi olarak görülmeye başlanmış. Dolandırıcılık suçlarında hem artış hem de alan değişikliği dikkat çekiyor. Fiziksel hırsızlık yerini dijital dolandırıcılığa bıraktı; insanlar artık 'bilek gücüyle' değil, 'kandırma ve teknolojiyle' çalıyor. Yasadışı bahis 10 yılda tam 18 kat arttı. Dijital suç ekonomisinin en hızlı büyüyen kolu bu. Uyuşturucu kullanım suçları 10 yılda 2,7 kat arttı. Bu artık sadece bir güvenlik sorunu değil, toplumsal ve milli bir kriz haline geldi. Bireysel silahlanma kapsamındaki suçlarda yüzde 62'lik bir artış var. Sokaktaki güvenlik hissi hızla azalıyor. 

BBP Genel Başkanı Destici'den Polis Haftası mesajı
BBP Genel Başkanı Destici'den Polis Haftası mesajı
İçeriği Görüntüle

Şimdi gelelim siyasi davalara: Cumhurbaşkanına hakaret ve benzeri siyasi içerikli dosyalar 10 yılda 3 kat arttı. Artık Cumhurbaşkanı'na en ufak bir eleştiri yöneltmek yargı konusu olabiliyor. Gençlerin 'Silivri soğuktur şimdi' ifadesiyle dile getirdikleri ve yazacaklarını sildikleri bu korku imparatorluğu ülkenin her tarafını kuşatmış durumda. Bu durum öyle bir hale gelmiş ki, Sayın Erdoğan'ın ismini kullanmadan yazılan 'diktatör', 'zalim' gibi ifadeler bile sanki Erdoğan'a yönelik kullanılmış gibi değerlendirilebiliyor. Karşılıksız çek ve ticari davalardaki artış, piyasadaki güvenin çöktüğünün sayısal kanıtı haline gelmiş durumda. 2025 verileri, Türkiye'nin bir 'adli yoğun bakım' sürecinde olduğunu doğruluyor. Devlet, milyonlarca dosya ve karar üretiyor ama bu kararlar ne suçluyu caydırıyor ne de mağduru tatmin ediyor.

Görüldüğü üzere sabah erken kalkıp 'Türkiye bir hukuk devletidir' diye demeçler vermek hukuk devletinin gereklilikleri için yeterli olmuyor. Ekonomik buhranlar, siyasi krizler, demokrasiden uzaklaşılması, adalet duygusunun zedelenmesi toplumdaki suç eğilimini de artırıyor. Geldiğimiz noktada hemen her alanda suç oranlarının yükseldiğini, yargı kararlarının siyasallaştığını, devletin vatandaşına güven sağlayamadığını görüyoruz. Bu sonucu biz değil Adalet Bakanlığı'nın kendi istatistikleri sunuyor.'

Kaynak: ANKA