(ANKARA) - CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan, Orta Doğu'da yaşanan gelişmelere ilişkin 'Trump'ı durdurabilecek, duraksatabilecek tek karşı-ağırlık piyasaların alabora olma olasılığı. Petrolün varilin fiyatı sert bir şekilde arttığında panik alarmı küresel piyasalarda yankılanır. Öte yandan Trump 14-15 Mayıs'ta Çin Devlet Başkanı Şi'yle görüşecek. Bir gözümüz orada olmalı. Savaş orada veya oraya gitmeden bitebilir' dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan, sosyal medya hesabından Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin küresel piyalara etkisine ilişkin açıklama yaptı. Tan'ın paylaşımı şöyle:
'Trump'ı durdurabilecek, duraksatabilecek tek karşı-ağırlık piyasaların alabora olma olasılığı. Petrolün varilin fiyatı sert bir şekilde arttığında panik alarmı küresel piyasalarda yankılanır. Öte yandan Trump 14-15 Mayıs'ta Şi'yle görüşecek. Bir gözümüz orada olmalı. Savaş orada veya oraya gitmeden bitebilir.
Üçüncüsü Trump'ın yakın çevresindeki danışmanlarına 'bir-iki haftaya savaşın bitmesini sağlayın' talimatını verdiği sızdırıldı. Dördüncüsü Trump Kasım ayında yapılacak ara seçimlerde Kongre'nin iki kanadı Temsilciler Meclisi ve Senato'da çoğunluğu korumaya çalışacak. Bu durum Trump'a savaşı bir an önce bitirmek konusunda baskı oluşturuyor.
Son olarak Pakistan'ın güçlü ismi Mareşal Asım Münir'in devreye girmesiyle İran tarafından (o da oranın yeni öne çıkan ve hayatta kalan güçlü üç isminden biri olan) Meclis Başkanı Galibaf ile olası müzakerede Başkan Yardımcısı Vance'in devreye girmesi dillendiriliyor. Vance, Dışişleri Bakanı Rubio gibi savaşa karşı veya öncelikleri farklı olan isimlerden. Özel Temsilci (emlak kralı ve Trump'ın yakın dostu) Witkoff'un da savaşa meraklı olmadığı biliniyor.
Bu hususlar bir nebze iyimserlik sağlayabilir. Buna karşılık karamsar olmak için de Trump'ın bölgeye Kaliforniya ve Japonya'dan iki amfibi taarruzu gemisiyle 2200'er deniz piyadesini ve ilaveten 82. Hava İndirme Tümeni'nden 3000 mevcutlu bir tugayı sevk ederek Harg Adası ve Hürmüz Boğazı kıyılarına bir kara harekâtı hazırlığını artırması konulabilir. Her hal ve kârda gelinen aşamada İran'ın elinde kalan kısıtlı karşı-saldırı imkan ve kabiliyetini çok daha etkin kullanmaya başladığını, Rusya'dan teknik istihbarat desteği aldığını, Hürmüz Boğazı'nın ve Basra Körfezi'nin hakimiyetini de tırmandırma merdiveninde inisiyatifi de eline geçirdiğini, rejimin ayakta kalmasının İran tarafı için yeterli başarı olduğunu belirtmek gerekir.'




