(İSTANBUL) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, OECD Beceriler Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, genç istihdamını artırmaya yönelik yeni programlarla gelecek üç yıl içinde 3 milyon gencin iş gücüne kazandırılmasının hedeflendiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen zirvede yaptığı konuşmada, gençlerin eğitimi ve istihdamı için kapsamlı politikalar yürütüldüğünü belirtti. Teknolojik dönüşümün iş gücü üzerindeki etkilerine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
''Kaçınılmaz olarak iş gücü talebi azalırken, yeni istihdam alanlarında çalışacak personel bulmakta zorluk çekiliyor. Bunu ülkemiz dahil tüm ekonomiler farklı düzeylerde tecrübe etmektedir.
Bilhassa robotik teknolojilerin ve yapay zeka kullanımının yaygınlaşması, yeni imkanlarla beraber çeşitli endişeleri de beraberinde getirmektedir. Bakınız, şurası son derece dikkat çekicidir: Küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden 2050'ye kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor. Kimi ülkelerde adına 'karanlık fabrika' denilen, tamamen otomasyona dayalı üretim tesisleri hızla yaygınlaşıyor.
Yapay zekanın talimat verdiği, robotların uyguladığı, dolayısıyla üretim süreçlerinin hemen hiçbir aşamasında insan unsurunun olmadığı bu yeni durumun nasıl yönetileceği büyük bir muamma olarak önümüzde duruyor. Endüstri 4.0 süreci bir taraftan daha ucuz, daha hızlı ve hatasız üretim imkanı sunarken, diğer taraftan da ciddi sıkıntılara yol açıyor. Sadece karanlık fabrika gerçeğine bakmak bile, iş gücü açısından sanayi devrimine benzer bir değişim dalgasıyla karşı karşıya olduğumuzu görmek için fazlasıyla yeterlidir.
'Tüm paydaşlarının çağımızın değişim hızına ayak uydurması gerekiyor'
Beceriler Zirvesi'nde ele alınacak üç konu başlığının, başta iş çevrelerimiz olmak üzere hepimize farklı ufuklar kazandıracağına inanıyorum. Şüphesiz eğitim, her alanda olduğu gibi bu süreçte de öncelikli meseledir. Bilginin bir ülke, bir şirket veya bir şahıs için en büyük güç kaynaklarından biri olduğunun hepimiz farkındayız. Ancak güncelliğini kaybetmiş ya da pratiğe dönüşmeyen bilgi, sahibi için yüktür. Bilgiye sahip olmak kadar onu işlemek, kullanmak, dönüştürmek ve yeni durumlara uyarlamak da büyük önem arz ediyor. Yani içeriği, araçları, uygulayıcısı ve alıcısıyla eğitimin tüm paydaşlarının çağımızın değişim hızına ayak uydurması gerekiyor.
Burada şu çarpıcı gerçeğe dikkatlerinizi çekmek istiyorum: OECD'nin yaptığı değerlendirmelere göre birçok ülkede öğrencilerin temel becerilerinde gerileme yaşanmakta, öğretmen açığı ortaya çıkmakta, eğitim sistemlerinin yeniden şekillendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır.
'60 yaş üstü kişilerin sayısı artıyor'
Bizler artık öğrenmenin okul sıralarında başlayıp diploma ile tamamlandığı bir dönemde yaşamıyoruz. Tam tersine günümüzde öğrenme, hayatın tamamına yayılmış dinamik bir süreci ifade ediyor. Nazarı dikkate alınması gereken bir diğer husus şudur: 2030'da dünya nüfusunun beşte birinin 60 yaş ve üstü kişilerden oluşacağı, 2050'de ise bu oranın dörtte bire ulaşacağı tahmin ediliyor. Dolayısıyla insanlar iş hayatında her geçen yıl geçmişe kıyasla daha uzun süre kalacak demektir. Bir de buna aşırı bireyselleşmeyi, geleneksel aile yapısının çözülmesini, 'her koyun kendi bacağından asılır' sözünde vücut bulan bencilliğin giderek daha fazla kabul görmesini eklediğimizde karşımıza ciddi bir sorun çıkıyor.
Hamdolsun, ülkemiz bu konuda dünyanın pek çok ülkesine kıyasla çok iyi bir yerdedir. Aile bağlarımızın diri olması, yardımlaşma ve dayanışma kültürünün halen güçlü olması bize önemli bir avantaj sağlamaktadır.
'Yetişkinlerin becerilerini güncellemesi kritik önemdedir'
Buna rağmen bir taraftan toplumun temeli olan aile müessesesini çeşitli projelerle güçlendirirken, diğer taraftan da dünyanın en kapsamlı sosyal güvenlik sistemi ile kimseyi dışarıda bırakmamaya özen gösteriyoruz.
Üzerine titrediğimiz hususlardan biri de yetişkinlerin eğitimidir. Yetişkinlerin becerilerini güncellemesi, yeni alanlarda yetkinlik kazanması ve değişime uyum sağlayabilmesi hepimiz için kritik önemdedir.
Esnek eğitim modelleri, kariyer rehberliği mekanizmaları ve işverenlerle kurulan etkin ortaklıklar iş gücü piyasalarında belirleyici olacaktır. Daha açık bir ifadeyle hayat boyu öğrenme sadece bireylerin kariyerlerini değil, ülkelerin rekabet gücünü de belirleyecektir. Gizli kalan yeteneklerin ortaya çıkarılması ise günümüzde ekonomik bir ihtiyaç olduğu ölçüde aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur.''





