Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, basın özgürlüğü kavramının küresel adaletsizliklere itiraz eden ülkelere ve siyasetçilere karşı bir sopa olarak kullanılmasının kabul edilebilir olmadığını belirterek, 'Türkiye'yi art niyetli bir şekilde küresel ölçekte karalamaya ve sıkıştırmaya çalışan algı operasyonlarına boyun eğmeyeceğimizin bilinmesini açıkça isterim' dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'ndeki 'TRT World Forum 2026' etkinliğine katıldı. Erdoğan konuşmasında, TRT'nin gerek konvansiyonel medyada gerekse dijital alanda ilkeli ve sorumlu yayıncılık anlayışıyla çizgisini hiç bozmadan tam 62 senedir istikrarlı bir şekilde yoluna devam ettiğini kaydetti. Erdoğan, 'Doğru ve tarafsız habercilik politikasıyla, insan ve hakikat odaklı yaklaşımıyla, nezih ve kaliteli yapımlarıyla TRT'nin sesi dünyanın dört bir ucuna ulaşıyor. 2017'den bu yana düzenlenen TRT World Forum ise bu sesin farklı diller, renkler ve düşünme biçimleriyle daha da zenginleştiği, küresel ölçekte takip ve takdir edilen bir platform olma özelliği taşıyor' diye konuştu.
'DÜNÜN REÇETELERİYLE BUGÜNÜN SORUNLARINA ÇARE BULUNMAZ'
Güç rekabetinin giderek sertleştiği, kuralların yok sayıldığı, kural temelli sistemin çok ciddi manada aşındığı, değerlerin adeta toprak kaymasına uğradığı sancılı bir dönemden geçildiğine işaret eden Erdoğan, küresel yönetişim mekanizmalarının karşı karşıya olunan sorunların çözüme ulaştırılmasında yetersiz ve işlevsiz kaldığını söyledi. Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
'Uluslararası sistemin üzerine bina edildiği norm ve ilkelerin tamamı bugün ayaklar altına alınıyor. Eskinin ölmekte olduğu, yeninin ise henüz doğamadığı yapısal bir krizi hep beraber tecrübe ediyoruz. Akıl ve vicdan sahipleri olarak bu krizi adil ve hakkaniyetli çözümlerle sona erdirmenin hepimizin ortak mesuliyeti olduğuna inanıyorum. Bu seneki Forum'un 'Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder' başlığıyla düzenlenmesini bu bakımdan fevkalade isabetli buluyorum.
Yalnızca bizler değil, artık tüm dünya şu gerçeği görüyor ve anlıyor. Dünün reçeteleriyle bugünün sorunlarına çare bulunmaz. 81 yıl öncesinin güç ve imtiyaz sahipleri tarafından dizayn edilen mevcut uluslararası sistemin çıkmazlarını hepimiz yakından takip ediyoruz. En başta bölgemiz olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde cereyan eden hadiselere baktığımızda sistemin iflas bayrağını çektiği görülüyor. Şu anda on milyonlarca insan savaşların, çatışmaların, istikrarsızlıkların, açlık ve yoksulluğun pençesinde hayata tutunmaya çalışıyor. Durum öyle bir hal aldı ki zulüm ve kötülük sıradanlaşırken, barış ve sağduyu çağrısı yapanlar azınlıkta kaldı.'
Erdoğan, Gazze'de modern zamanların en büyük soykırımının yaşandığını dile getirerek, Ekim 2023'ten bu yana çoğu çocuk ve kadın olmak üzere Gazze'de 75 bin kişinin İsrail saldırılarında acımasızca katledildiğini, 176 bin kişinin yaralandığını belirtti. Bu rakamın 1995'te tüm dünyanın gözleri önünde işlenen Srebrenitsa soykırımındaki şehit sayısının neredeyse 10 katına tekabül ettiğine dikkat çeken Erdoğan, sadece geride bırakılan bir sene içerisinde bin 500 kişinin hayatını kaybettiğini ve beş bin 500'e yakın Filistinlinin yaralandığını söyledi.
'İNSANİ YARDIM GİRİŞİMLERİ HALA ENGELLENİYOR'
Harabeye çevrilen Gazze'de bugün bile insanların yıkık dökük evlerde, enkaz yığınları içinde hayata tutunma mücadelesi verdiğini kaydeden Erdoğan, 'Hastanelerde yakıt ve ekipman sıkıntısı çekiliyor. İnsani yardım girişleri hala engelleniyor. 2 milyonu aşkın sivil derme çatma çadırlarda, görenleri insanlığından utandıran ibtidai şartlarda yaşamak zorunda bırakılıyor. Gazze'yle birlikte Batı Şeria da bu acımasızlığın hedefi haline gelmiştir. Filistinlileri asırlardır yaşadıkları vatan topraklarından zorla göç ettirmeyi amaçlayan yerleşimci terörü, modern dünyanın kayıtsız bakışları altında her gün daha da pervasız hale geliyor' dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki hafta aralarında milletvekilleri, akademisyenler ve siyasetçilerin de olduğu uluslararası bir heyetin Batı Şeria'ya girişine izin verilmediğini anımsatarak, 20 gün önce Amerika merkezli bir gazetenin foto muhabirinin Batı Şeria'daki yerleşimci çete üyeleri tarafından darbedilerek ağır yaralandığını söyledi. Sadece ekim ayında Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik üç binden fazla saldırı ve ihlal kayıtlara geçtiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
'GAZZE BARIŞ ANLAŞMASI UYGULANMIYOR'
'Çoğu kayıtlara bile girmeyen hak ihlallerini daha da uzatmak mümkün. Peki, tüm bu olup biten karşısında bizim elimizi vicdanımıza koyup şunu sormamız gerekmiyor mu? Hangi gerekçe böyle bir insan kıyımını, işgali, gasbı meşrulaştırabilir? Çadır kentlere, hastanelere, okullara, masum çocukların yaşadığı evlere bomba atmanın, evleri zaten başlarına yıkılmış insanların üzerine ölüm yağdırmanın, insanları göçe zorlamanın ne tür gerekçeleri olabilir? Hepimiz biliyoruz ki ne bu cinnet halinin ne de bu cinnet hali karşısında sergilenen acizliğin hiçbir haklı sebebi yoktur ve olamaz.
Ortada Müslüman, Hristiyan veya Musevi fark etmeksizin vicdan taşıyan herkesin itiraz etmesi gereken apaçık bir zulüm vardır. Bu zulüm bölgemizin tamamında öfkeyi ve nefreti körüklemektedir. Burada şunu da üzülerek ifade etmek istiyorum. Görevi barışı, güvenliği, istikrarı sağlamak olan uluslararası yapılar, daha önce Ruanda'da, Srebrenitsa'da ve kana bulanan pek çok yerde olduğu gibi Gazze'de de yaşananları tribünden seyretmektedir. İnsanlık trajedilerini endişeyle izlemekten veya endişeyle karşılamaktan, bütün bunlardan başka hiçbir adım atmıyorlar. İranlıların o meşhur atasözünde denildiği gibi, oturuyorlar, konuşuyorlar ve dağılıyorlar.
Bizim de imzalanmasına katkı verdiğimiz Gazze Barış Anlaşması ne yazık ki uygulanmıyor. Uluslararası ilişkilerin temeli olan ahde vefa ilkesi hayata geçirilemiyor. Bu şekilde hiçbir sorunun çözülemeyeceğini artık herkes anlamalıdır. Bu şekilde ancak kin ve nefret ikliminin büyüyeceğini herkes görmelidir.
'270'İN ÜZERİNDE BASIN MENSUBU KATLEDİLDİ'
Şurası son derece dikkat çekici ve utanç vericidir. Gazze soykırımı sırasında 270'in üzerinde basın mensubu katledildi. Bunların çoğu işgal güçleri tarafından hedef gözetilerek kasten öldürüldü. Fakat kimi sözde bağımsız kuruluşların hazırladığı basın özgürlüğü raporlarına göz attığımızda İsrail'e halen iltimas geçildiğini görüyoruz. Türkiye söz konusu olduğunda aslan kesilenler, mesele soykırım şebekesi olunca, bakıyorsunuz, hemen kağıttan kaplana dönüşüyor. Kimse alınmasın ama bu çifte standardın en bayağı halidir. En az Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kadar kendini basın özgürlüğü konusunda otorite sayan bu kuruluşların da güvenirliği sorgulanmalıdır.'
Basın özgürlüğü kavramının, gerektiğinde bedel ödeme pahasına küresel adaletsizliklere itiraz eden ülkelere ve siyasetçilere karşı bir sopa olarak kullanılmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını vurgulayan Erdoğan, 'Biz de bunu kabul etmiyoruz. Ülkemizin sırf ilkeli ve onurlu duruşundan dolayı hedef gösterilmesini, ülkemize karşı alenen haksızlık yapılmasını içimize sindiremiyoruz. Türkiye'yi art niyetli bir şekilde küresel ölçekte karalamaya ve sıkıştırmaya çalışan algı operasyonlarına boyun eğmeyeceğimizin bilinmesini açıkça isterim' ifadelerini kullandı.
'HAKKI VE HAKİKATİ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ'
Erdoğan, Türkiye olarak daha adil ve özgür bir dünyanın inşası için sadece ellerini değil, bütün bedenlerini, kalplerini, hatta yüreklerini taşın altına koymuş durumda olduğunu kaydetti. Filistin'den Yemen'e, Sudan'dan Ukrayna'ya uzanan, hatta vuku bulan tüm bu savaşların, krizlerin, trajedilerin barışçıl yollarla çözüme ulaştırılması için ellerinden geleni yaptıklarını söyleyen Erdoğan, 'Birileri rahatsız olsa da birileri kirli kampanyalarla şahsımızı ve ülkemizi yolundan çevirmeye çalışsa da bundan asla geri adım atmayacağız. Ne pahasına olursa olsun doğru bildiklerimizi cesaretle dillendirmeye, çözüm önerilerimizi açık yüreklilikle paylaşmaya, hakkı ve hakikati kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz' diye konuştu.
Ayşe Şasa'nın 'Kıyamet gününde yaratıcıya anlamlı ve onurlu bir hikaye anlatabilmeliyim' ifadelerine atıfta bulunan Erdoğan, böyle bir hikayeyi ebedi aleme taşıyabilmek için evvelemirde bunu dünyada yazmak, yazdığını gür bir sesle okumak ve bu sesi tüm dünyada yankılandırmak gerektiğini kaydetti. Bunun kolay olmadığını, mücadele ve sabır gerektirdiğini çok iyi bildiklerini dile getiren Erdoğan, 'Aynı şekilde haklının güçlü olduğu değil, güçlünün haklı olduğu günümüz dünyasında barışı, adaleti ve insan onurunu savunmak da kolay değildir. Bu zorlu mücadeleyi ancak cesur olanlar verebilir. Bu engebeli yolu ancak kararlı olanlar, gerektiğinde canını ortaya koyanlar yürüyebilir. Mazlum ve mağdurların sesini ancak kalbinde merhamet adlı bir çınar olanlar duyabilir ve dünyaya duyurabilir' dedi.
'TRT'İMİZ VERDİĞİMİZ ADALET MÜCADELESİNE MEDYA CEPHESİNDEN ÖNEMLİ BİR GÜÇ KATIYOR'
Erdoğan, TRT'nin tam da bunu yaptığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
'TRT'miz bu onurlu hikayeyi dünyanın yedi kıtasına duyurarak verdiğimiz adalet mücadelesine medya cephesinden önemli bir güç katıyor. Bilhassa habercilik alanındaki yetkinliğiyle, savaş ve kriz bölgelerinde çekilen acıları, yaşanan zorlukları, buralarda işlenen suçları hakikat merkezli bir anlatımla kayıt altına alıyor. Bugün TRT, 18 televizyon, 17 radyo kanalı, dijital uygulamaları, ortak yapım sinema filmleri, belgeselleri, yabancı dillerdeki haber platformları, 41 dil ve lehçedeki radyo ve internet yayınlarıyla kamu yayıncılığının hakkını verirken üstlendiği ağır sorumluluğun da icabını yerine getiriyor. İnsanlık cephesinin haber ve yayıncılık sektöründeki en güçlü aktörlerinden biri olan TRT ailemizi bugün bir kez daha tebrik ediyorum. Sadece 86 milyonun değil, yüzünü Türkiye'ye dönmüş yüz milyonların da gururu olan TRT'mize bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum.'




