(TBMM) - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, 'Terörsüz Türkiye' sürecinin somut ve hukuki bir zemine kavuşması amacıyla Meclis'e çağrıda bulunarak, 'Meclis kapanmadan çerçeve yasa kesinlikle çıkarılmalıdır. Oyalanmadan, yokuşa sürülmeden, yeni belirsizlikler yaratılmadan bu adımlar artık atılmalıdır. Çünkü barış geciktikçe güvensizlik büyüyor' ifadelerini kullandı. 

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin haftalık grup toplantısında gündeme ilişkin deeğerlendirmelerde bulundu. Alevilerin Muharrem orucunun başladığını hatırlatan Bakırhan, 'Muharrem, Kerbela'dan bugüne kadar zulme karşı direnenlerin, hakikati savunanların, mazlumdan yana olanların bir simgesi olarak günümüze kadar geldi. Bu vesileyle oruç tutan tüm bütün canların lokmalarının ve dualarının kabul olmasını diliyorum. Muharrem ayının ülkemize güzel ve iyi günler getirmesini temenni ediyorum' ifadesini kullandı. 

'BİZ BARIŞTAN YANA BİR PARTİYİZ'

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından ateşkes ilan edilmesini değerlendiren Bakırhan, savaşı bitiren adımları olumlu karşıladıklarını aktardı. Barıştan yana bir parti olduklarını vurgulayan Bakırhan, şunları söyledi:

'İran, İsrail ve ABD arasında ciddi bir savaş, çatışma yaşandı ve anlaşmaya varıldı. Öncelikle DEM Parti olarak ölüm ve savaşa son veren bu anlaşmayı olumlu karşılıyoruz. Nerede bir savaş ve çatışma varsa bunun nasıl olursa olsun bir barışla sonuçlanmasını biz parti olarak destekliyoruz. Çünkü biz barıştan yana bir partiyiz. Anlaşmanın kalıcı olmasını ve yapıcı gelişmelerle sürmesini de umut ediyoruz. Bölgesel gerilimlerin bu kadar yüksek olduğu bir ortamda toplumsal barışı inşa etmek her ülkenin öncelikli göredir. Dışarıda silahları susturan bir devlet, içeride de kendi halklarıyla savaş halinde kaldığı sürece gerçek anlamda barışa varmış sayılmaz.'

'HUKUKU SOPAYA ÇEVİRMEYİN, BU SOPA BİR GÜN HERKESİ DÖVER'

Türkiye siyasi tarihinin askeri darbeler, parti kapatmalar, kayyumlar ve hak ihlalleriyle örülü olduğunu dile getiren Bakırhan, devlet aklının toplumu zenginlik yerine bir tehdit olarak kodladığını söyledi. Siyasi geçmişe yönelik örneklere değinen Bakırhan, 'Her dönemin dili farklıydı ama refleksi aynıydı. Bu ülkede Kürtler, Arapiler ve sosyalistler hep tehdit sayıldı, Ermeniler, Rumlar, Romanlar, farklı inanç ve kimlikler tehdit sayıldı. Bir dönem muhafazakarlar, başka bir dönem ise milliyetçiler dahi tehdit sayıldı. Devlet aklı, toplumu zenginliğiyle görmek yerine sürekli bir tehdit haritası çizdi. O haritada yurttaş hep şüpheliydi, hak değil güvenlik, çözüm değil bastırma vardı. En çok da demokratik siyaset hakkı tehdit sayıldı' dedi. 

Kürt siyasi hareketine ait partilerin sırasıyla kapatıldığını ve HDP'ye yönelik kapatma davasının halen devam ettiğini hatırlatan Bakırhan, 'Ama her kapatmanın ardında ne oldu? Halk yeniden sözünü söyledi, halk yeniden örgütlendi, halk yeniden siyaset sahnesine çıktı ve 'buradayız' dedi, demeye devam edecek' vurgusu yaptı.

CHP hakkında verilen yargı kararlarına değinen Bakırhan, muhalefete yönelik baskıların ortak bir refleksin ürünü olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

'Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik mutlak mutlak kararıyla karşı karşıyayız. Bugün muhatap Cumhuriyet Halk Partisi olabilir ama refleks tanıdıktır. Bu kararı bir partinin iç meselesi olarak hiçbir zaman okumadık. Bu karar, siyasi çoğulculuğa tahammülsüzlüğün bugün yeni bir halkasıdır. Dün bu halkaya Kürtler kayyumla, bugün de ana muhalefet yargı müdahalesiyle dahil edildi. Bu halkaya yarın kimin dahil edileceği belli değil. Biz o gün de söyledik: 'Hukuku sopaya çevirmeyin, bu sopa bir gün herkesi döver'. Bugün yine söylüyoruz: Yargı, siyaseti dizayn etmenin laboratuvarı değildir, mahkeme salonları halkın iradesinin yerine geçirilemez. Hukuk eğilip bükülemez;,adalet Kürde, muhalife başka, iktidara başka işleyemez. Biz bu düzene itiraz ediyoruz. Hukukun olmadığı, adaletin olmadığı, hukukun muhalife ve Kürde, Aleviye, Roman'a farklı işlediği bir hukuku kabul etmiyoruz.'

'TÜRKİYE'Yİ BU HALE GETİREN ÜÇ TARZ SİYASET VAR'

İçişleri Bakanlığı: 65 ilde mali suç örgütlerine yönelik operasyonda 346 şüpheli için gözaltı kararı verildi
İçişleri Bakanlığı: 65 ilde mali suç örgütlerine yönelik operasyonda 346 şüpheli için gözaltı kararı verildi
İçeriği Görüntüle

Türkiye'nin yönetim anlayışında bir kısırdöngü yaşandığını ifade eden Tuncer Bakırhan, ülkenin 'korku', 'erteleme' ve 'tekrar' siyasetiyle bir istasyonda çakılı kaldığını ifade etti. Bakırhan, şöyle devam etti:

'Türkiye'yi bu hale getiren üç tarz siyaset var. Topluma sürekli bir tehdit anlatıldı, sürekli bir beka meselesi sunuldu ve yeni düşmanlar üretildi. Kürt ana dilini isteyince 'Ülke bölünür' dediler, işçi grev istedi, 'Ekonomi zarar görür' dediler, kadın eşitlik istedi, 'Aile bozulur' dediler, genç özgürlük istedi, 'Dış güçlerin oyunudur' dediler. Korku üzerine kurulan siyaset bu ülkeye güven değil daha fazla güvensizlik, sefalet ve hukuksuzluk getirdi.

Erteleme siyaseti ise 'Bugün değil, sonra.' dedi. Türkiye'nin devasa sorunları vardı, en başta da Kürt meselesi olmak üzere. Gelen her iktidar bu meselede bir risk almadı, bir inisiyatif almadı, meseleyi erteledi. Yine yargı reformu ertelendi, demokrasi ertelendi, emekçilerin hakkı ertelendi, kadınların talepleri ertelendi. Ama ertelenen her hak toplumsal maliyeti artırdı. Korku ve erteleme siyasetlerinin kaçınılmaz sonucu ise tekrar siyasetidir. Sisifos'un kayası var, bilirsiniz. Sisifos bir kayayı bir yokuştan bir düzlüğe çıkarmaya çalışır ama kayayı her bir yere getirdiği zaman, tekrar kaya yuvarlanır. O kaya Türkiye'de de bir türlü düzlüğe çıkarılamadı.'

BAKIRHAN'DAN AÇLIK GREVİNDEKİ ÖĞRETMENLERE DESTEK

Bakırhan, Türkiye'de gençlerin yurt dışına gitmek için büyük badireler atlattığını söyledi. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerini eleştiren Bakırhan, 'Ama TÜİK'in açıkladığı rakamlarla sokağın, pazarın, cüzdanın arasındaki gerçeklik arasında büyük bir uçurum var ve her geçen gün gittikçe derinleşiyor. İktidarın rakamı başka, halkın yaşadığı gerçek, emekçilerin yaşadığı gerçek bambaşka' dedi.

Ankara'da süresiz açlık grevi yapan öğretmenlere yönelik müdahaleye de değinen Bakırhan, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ile mülakat mağduru öğretmenlerin eylemlerini desteklediklerini belirtti. Bakırhan, konuya ilişkin, 'Ne diyor Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasıyla mülakat mağduru öğretmenler? Özel sektörde çalışan öğretmenler için taban maaş uygulaması, güvenceli çalışma koşulları ve mülakat nedeniyle ataması yapılmayan öğretmenlerin haklarının teslim edilmesini talep ediyorlar. Bu talepler için kar, kış, yaz, çamur demeden Ankara'nın göbeğinde direnen bu arkadaşlarımızı da destekliyoruz' değerlendirmesinde bulundu. 

BAKIRHAN, DEM PARTİ'NİN ÖNERİ SETİ VE PROGRAMINI AÇIKLADI

Mevcut karanlık tablonun bir kader ya da çaresizlik olmadığını söyleyen Bakırhan, partinin mücadele paradigması gereği 'böyle gelmiş böyle gider' anlayışını reddettiklerini belirtti. Türkiye'nin çıkış yolunun güçlü demokrasi, bağımsız hukuk, eşitlikçi ve toplumsal barıştan geçtiğini ifade eden Bakırhan, DEM Parti olarak kurucu demokratik siyaseti savunmaya devam edeceklerini vurguladı ve hazırladıkları çözüm programını şu üç başlıkla açıkladı:

'Birincisi, Türkiye gerçek bir çoğulculuğa ve demokratik bir düzene ihtiyaç duyuyor. Bu ihtiyacın adı demokratik cumhuriyettir. Demokratik cumhuriyet yalnızca bir yönetim modeli değildir. Zemini eşit yurttaşlık, çatısı demokratik cumhuriyet, ortak adı da Türkiye'dir. İkincisi, Türkiye'nin en acil ihtiyacı hukuktur. Yargının tek pusulası adalet olmalıdır.  İşte demokrasinin sınavı aslında burada başlıyor. Yargı adil ve bağımsız olmalı, temel özgürlükler güvence altına alınmalı. Kuvvetler ayrılığı gerçek anlamda işletilmelidir. Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik hukuk dışı kararlarda, Kürt siyasetçilerine yönelik davalarda, işte en başta Kobani Kumpas Davası'nda, gazetecilere, sendikacılara, gençlere yönelik baskılarda aynı hukuk krizinin farklı yüzlerini görüyoruz. Üçüncüsü, bugün her evin temel ihtiyacı iktisadi adalettir. Ekonomi, eşitlik ve adalet temelinde yeniden kurulmalıdır. Bir ülkede gökdelenler yükselirken çocuklar yatağa aç giriyorsa orada refah değil, derin bir haksızlık ve işsizlik vardır. Demokratik cumhuriyete ulaştıkça hak yerini bulacak, hukuk güçlü olacak, eşitlik ve adalet gelecektir.'

BAKIRHAN'DAN MECLİS'E 'ÇERÇEVE YASA' ÇAĞRISI

Bakırhan, bölgenin patlama noktasına geldiği bir dönemde Kürt meselesini çözümsüz bırakmanın Türkiye'yi tarihsel bir riskin eşiğinde bekletmek anlamına geleceğini söyledi. Bakırhan, yaklaşık iki yıldır süren sürecin somut ve hukuki bir zemine kavuşması amacıyla Meclis'e çağrıda bulunarak, şöyle konuştu:

'Bunun yolu çerçeve yasadır. Kürt meselesini çatışma zemininden çıkarıp siyaset ve hukuk zeminine taşıyacak bir çerçeve yasa artık ertelenemez. Biz dört temel düzenlemeyi Türkiye'de zorunlu görüyoruz: Kalıcı çözüm için çerçeve yasa, demokratik bütünleşme ilkelerini güvence altına alacak demokratik toplum yasası, yerel demokrasiyi, sivil toplumu ve siyasal katılımı güçlendirecek genişletilmiş yerel demokrasi yasası ve özgür yurttaş yasası. Bu adımlar bir taviz değildir, bunlar eşit yurttaşlığın gereğidir. Kimliklerin ve inançların anayasal güvenceye alınması birlikteliğimizi zayıflatmaz, aksine sağlamlaştırır. 

Kürtlerin kazanması Türklerin kaybetmesi değildir. Alevilerin, Romanların kazanması Sünnilerin ve diğer halkların kaybetmesi değildir. İşçinin kazanması ülkenin kaybetmesi değildir. Bir halkın hakkı başka bir halkın kaybı değildir ve böyle okunmamalıdır. Bu nedenle çağrımız açık ve nettir: Meclis kapanmadan çerçeve yasa kesinlikle çıkarılmalıdır. Oyalanmadan, yokuşa sürülmeden, yeni belirsizlikler yaratılmadan bu adımlar artık atılmalıdır. Çünkü barış geciktikçe güvensizlik büyüyor. Hukuk geciktikçe umut azalıyor. Demokrasi geciktikçe toplum yoruluyor. 

DEM Parti olarak Meclis'te bu iradenin sesi olmayı sürdüreceklerini belirten Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan, Meclis'in çerçeve yasayı çıkararak ikinci yüzyıla güçlü bir damga vurması gerektiğini söyledi. Bakırhan, konuşmasını, 'Birinci yüzyılın paslı sarkacını kırmanın zamanı geldi. İkinci yüzyılı yasaklarla, kayyumlarla, hukuk dışı kararlarla, yoksullukla değil, barışla, eşitlikle ve emekle yazalım diyoruz. Bu Meclis önümüzdeki günlerde çerçeve yasayı çıkararak tarih yazmalıdır. İkinci yüzyıla güçlü bir damga vurmalıdır.'

 

Kaynak: ANKA