(TBMM) - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, 'Bugün Sayın Bahçeli'nin grup toplantısında statü ve yasal adımlar atması konusunda ortaya koyduğu çerçevenin altına imza atıyoruz. Sayın Erdoğan'ın da belirttiği gibi 'süreci sonuna götürenler tarihe geçecektir' sözü üzerine biz de diyoruz ki tarih cesaret edenleri yazar, buyurun tarihi birlikte yazalım Sayın Erdoğan' dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM'deki grup toplantısında konuştu.

Amedspor ve Erzurumspor'un başarısını kutlayan Bakırhan, iki takımın da iyi bir mücadeleyle Süper Lig'e çıktığını söyledi. Bakırhan, 'Ahmetspor Süper Lig'e renk katacak buna inanın seyircisiyle kendisini destekleyen milyonlarla birlikte Süper Lig'in bir değeri olacağına şimdi inanıyorum. Bütün Süper Lig'e yükselen yükselecek takımlara başarılar diliyorum' ifadelerini kullandı.

Türkiye'de engellilerin yaşam hakkının korunmadığını, her yıl mayıs ayının ilk pazar gününü, engelliler yürüyüşü ilan ettiklerini söyleyen Bakırhan, engelliler komisyonunu etkinlik için tebrik etti, engellilerin Diyarbakır'daki yürüyüşte taleplerini dile getirdiklerini anlattı. Tuncer Bakırhan, 'Partimizi, belediyelerimizi, kentleri daha erişebilir kılacağız' dedi. 

Bakırhan, ABD ile İsrail - İran savaşının dünyayı sarsmaya devam ettiğini, Asya'dan Avrupa'ya resesyon, Çin'den ABD'ye büyük bir buhranın kapıda olduğunu belirterek, bu kaosun en yakıcı etkilerinin Türkiye'de de yaşandığını ifade etti.

İktidarın her gün, siyasette, ekonomide başarıdan ve büyük zirvelerden bahsettiğini kaydeden Bakırhan, 'Biz gerçek zirveleri bugün sizinle paylaşalım' diyerek, şunları kaydetti:

'2002'de yüzde 85,5 ile tarihi enflasyon zirvesi, yine 2002'de 900 puanla tarihi risk primi zirvesi, 2003 1,37 trilyon ile Cumhuriyet tarihinin en yüksek bütçe açığı zirvesi, dünyada eşi görülmemiş yüzde 150-200'lük kira artışı zirvesi, yüzde 31,5'a fırlayan geniş tanımlı işsizlik zirvesi, 112 bin 600 liraya dayanan yoksulluk sınırı zirvesi gerçek zirvelerdir. Onların anlattığı zirveler hayali zirvelerdir. İşte bu iktidar, 24 yılda bu zirveleri emekçilere, yoksullara, bu ülkede yaşayan 86 milyona yaşattı. 2008'de 'teğet geçti' dediler. 2018'den beri süren kriz ise hayatlarımızı darmadağın etti. Biz bu hayırsız zirveleri istemiyoruz. Karslı hayvancılığından, Rizeli çayından hayır görsün istiyoruz. İstanbullu işçi, insanca yaşasın istiyoruz. Bu uğursuz zirveleri değil, biz insan onurunun zirvede olduğu bir yaşam ve bir ülke istiyoruz.' 

'Türk'ün tarihsel dostu Kürt, Kürt'ün tarihsel dostu da Türk'tür'

Bakırhan, Orta Doğu'da ise belirsizliklerin zirvesinin devam ettiğini söyleyerek, şöyle devam etti:

'ABD, İsrail, İran savaşının yarattığı büyük sarsıntılar bölgedeki bütün dengeleri yeniden harekete geçirmiş durumda. Körfez ülkeleri eski güvenlik konumlarını kaybediyor. Hürmüz Boğazı artık bir hegemonya mücadele anlamına döndü. Irak'ta kalıcı bir yönetim mimarisinin kurulmaması, Lübnan'da bitmeyen savaş halklar arasında ciddi tehditler ve tehlikeler yaratıyor. Böylesi bir tabloda Türkiye açısından en rasyonel yol, dostlarını çoğaltmak ve düşmanlarını azaltmaktır. Türk'ün tarihsel dostu Kürt, Kürt'ün tarihsel dostu da Türk'tür. Kürt jeopolitiği, bir risk değil, bir fırsat olarak görülmelidir. Korkuları değil, ortaklıkları çoğaltarak birlikte kazanabiliriz, birlikte büyüyebiliriz. Eşit yurttaşlık, demokrasi ve barış temelinde kurulacak yeni birliktelik, yalnızca içeride değil, bölgede de Türkiye'yi stratejik bir güç haline getirir.' 

'Barış bir tohumsa, hukuk onun toprağıdır'

Türkiye'nin, bir yönünün doğuya, bir yönünün batıya, bir yönünün geçmişe, bir yönünün geleceğe bakan bir ülke olduğunu söyleyen Bakırhan, 'Türkiye, gücü ve dengeyi temsil edebilecek bir jeopolitik hakikate sahiptir. Türkiye, iç barışını sağlarsa bölgeye huzur, istikrar getirebilecek bir güç haline gelebilir' şeklinde konuştu.

Tuncer Bakırhan, Türkiye'nin yanı başında son 20 yılda 14 büyük savaş yaşandığını vurgulayarak, şunları söyledi:

'Barış, kaygı ve tereddütlerle değil, barış cesaretle olur. Bugün barış için tüm şartlar uygundur ama ne yazık ki temel sorun siyasetsizliktir. Esnaf soruyor, asker annesi soruyor, cezaevindeki tutsak ailesi soruyor, öğrenci soruyor, emekçi soruyor. 'Siyaset neden cesaret edemiyor? İktidar neyi bekliyor' diye.

Bu sürecin ciddiyetinin adı hukuktur. Süreci ciddiye alan, onu hukuka bağlar. Barış bir tohumsa, hukuk onun toprağıdır. Toprağı olmayan bir yerde tohum yeşerir mi? Hukuk, Meclis'in 'ben izleyici değilim, kurucu özneyim' demesidir. Bu çerçevede bir diğer önemli konu sıkça ifade edilen teyit ve tespit meselesidir. Aylardır tartışılıyor. Tespit ve teyit, hukukun önüne konulan bir duvar değil. Hukuka açılan bir kapı olmalıdır çünkü insanlar belirsizliğe dönmez, güvenceye döner. Silahlı bir örgüte 'ülkeye gel, demokratik siyasete dön' dedikten sonra hangi hukukla karşılanacağını da söylememiz gerekmiyor mu? Nereye gelecek? 'Gel ama hukuk yok. Gel ama yasa yok' diyorlar. Devlet, 'Silah bıraksınlar biz adım atarız' diyor. Aylardır PKK, 'Yasal zemin olsun biz bırakırız' diyor. Her ikisinin de kaygısını anlıyoruz. Biz DEM Parti olarak şunu teklif ediyoruz. Sayın Kurtulmuş, komisyondaki partilerin koordinatörlerini önce bir çağırın. Elimizde müşterek bir belge var. Komisyonun hazırlamış olduğu rapor var. Özel yasayı hemen Meclis'e sunalım. Bu teklif bir haftada yasallaşsın. Siyaset yol açsın. Ülke rahatlasın, yasal adımlar atılsın. Sayın Öcalan'ın sürece katkı sunabileceği, özgür çalışma ve özgür iletişim koşulları oluşturulsun. PKK, gereğini yapmazsa o zaman toplum çıksın desin ki 'Evet bu taraf görevini yapmadı.''

'Yasal düzenlemeler yapılırsa buna rağmen PKK gereğini yapmazsa söz olsun ilk sözü biz söyleyeceğiz'

Bakırhan, Kürt hareketinin, 5 Mayıs'ın yıl dönümü vesilesiyle bugün bir açıklama yaptığına değinerek 'Açıklamada, 'Özgürce, demokratik siyasetin yapılacağı, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü sağlayan yasalar çıkarılmış da buna karşı silahları bırakmayız ve gelmeyiz mi demişiz' diyorlar. Haksızlar mı? Biz de kamuoyunun önünde söz veriyoruz. Özgür, demokratik siyaset için yasal düzenlemeler yapılırsa ve buna rağmen PKK gereğini yapmazsa söz olsun ilk sözü biz söyleyeceğiz. İlk eleştiriyi biz yapacağız ve bu durumu kabul etmeyeceğiz ama söz olsun bunun gereğini yapmayan iktidarı da eleştireceğiz. Eleştirmeye devam edeceğiz' diye konuştu.

'Türkiye'nin tarihi raflarda unutulmuş raporlarla doludur'

'Örgüt bir niyet ortaya koyar, devlet inisiyatif alır' diyen Bakırhan, barışın yasasını getirecek kurumun iktidar, yasanın çıkarılacağı yerin TBMM olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

Iğdır'da 816 küçükbaş hayvanı arı saldırısından kaçarken ölen besici: 'Çok büyük bir kayıp, üretici olarak çok zor durumdayım'
Iğdır'da 816 küçükbaş hayvanı arı saldırısından kaçarken ölen besici: 'Çok büyük bir kayıp, üretici olarak çok zor durumdayım'
İçeriği Görüntüle

'Biz barışa ikna olduğumuz için bunları söylüyoruz, bunları konuşuyoruz. Komisyon raporu barış için son söz değil, ilk sözdür. Türkiye'nin tarihi raflarda unutulmuş raporlarla doludur. İyi güzel raporlar hazırlanıyor ama bir iktidar geliyor kafası esiyor işte onları raflara kaldırıyor. Sadece Türkiye'de değil, dünyanın birçok yerinde böyledir. Biz istiyoruz ki bu sefer bu raflarda beklemesin. Kaderi önceki raporlar gibi olmasın. Raporun somut önerileri ortadadır. Daha fazla geciktirmeden gereğini yapalım.

Bugün belirsizlik barış yönündeki en büyük engeldir. Süreç belirsizlik içinde bırakılırsa herkes kendi korkusunda büyür. Karanlık iç ve dış güçleri aktif hale getirebilir. Biz bugün herkesi sorumluluğa çağırmak için konuşuyoruz. Ortada apaçık ve tarihi bir imkan var. Bunu bekleterek riske atmak siyasi akılı değil, siyasi vebal üretir. Gemileri karadan yürütmekle övünenler, bugün barışın yasasını Meclis'ten geçiremiyor mu?

Kayyım atayanlar kayyımı geri çekemiyor mu? Bunlar süreci enfekte eden, güven erozyonunu yaratan adımlardır. Bakın daha geçen gün Hakkari Belediye Eş Başkanımız Mehmet Sıddık Akış'a çok ağır bir ceza verildi. İstinaf Mahkemesi aslında cezayı bozarak yerel mahkemeye gönderilmesine rağmen yerel mahkeme İstinaf Mahkemesi'nin kararına uymadı. Yine Mardin başta olmak üzere belediyelerin iade edilmemesi sürece olan güveni zedeliyor.'

'Sayın Bahçeli'nin ortaya koyduğu çerçevenin altına imza atıyoruz'

Tuncer Bakırhan, bu aşamada sürecin en kritik aktörlerinden terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'ın hukuki durumunun açık ve net bir çerçeveye kavuşmasının da büyük önem taşıdığını belirterek, 'Sayın Öcalan ile görüşme ve iletişim imkanlarının genişletilmesi, sürecin sağlıklı ilerlemesi için zorunludur. Hem sürecin baş aktörü hem de hala 12 metrekarelik bir hücrede buyur böylesine 100 yıllık büyük devasa bir sorunun muhatabı olarak gel bu süreci yürütelim demek doğru mudur?' dedi. 

Öcalan'ın kişisel konforuyla ilgili bir talebinin bulunmadığını söyleyen Bakırhan, 'Tek bir derdi var, başlattığı bu mücadelenin, demokratik yasal adımlarla birlikte artık başka bir evreye taşınmasıdır. Böylesi bir ağır süreçte muhatabın çalışma, görüşme, iletişim imkanlarından yoksun bırakılması siyaset aklıyla açıklanamaz' diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 'Öcalan'ın statüsü ne olacaktır?' sorusunun, bu açıdan tarihi olduğunu söyleyen Bakırhan, 'Bu sorunun hala cevabı beklemektedir. Bugün Sayın Bahçeli'nin grup toplantısında statü ve yasal adımlar atması konusunda ortaya koyduğu çerçevenin altına imza atıyoruz. Sayın Erdoğan'ın da belirttiği gibi 'süreci sonuna götürenler tarihe geçecektir' sözü üzerine biz de diyoruz ki tarih cesaret edenleri yazar, buyurun tarihi birlikte yazalım Sayın Erdoğan' ifadelerini kullandı.

''Barış İzleme ve Takip Kurulu' kurulsun, Meclis'te siyasi partilerin vereceği üyeler süreci takip etsin'

Tuncer Bakırhan, anlattıklarıyla polemik yapmadığını ve kimseye yanıt da vermediğini belirterek, şunları söyledi:

'Çözüm üretmeye çalışıyoruz. Makul öneriler sunuyoruz ve gerçekten bu süreci geliştirmeye çalışıyoruz. DEM Parti olarak sürece katkı sunacağına inandığımız somut başka bir önerimiz daha var. Bu süreç zorlu bir süreç. Birçok engeli aştık, azımsanmayacak gelişmeler yaşadık. Yarım asırlık örgüt, silahı devreden çıkardı. Bu çok önemlidir. Meclis de inisiyatif aldı. Bu da kıymetlidir. Şimdi bu süreci risklerden koruyacak, takibini yapacak bir mekanizma gelin kuralım diyoruz. Adı 'Barış İzleme ve Takip Kurulu' olsun. Meclis'te siyasi partilerin vereceği üyeler süreci takip etsin. Kolaylaştırıcı olsun.

Bu kurul denetleyen değil, takip eden ve kolaylaştıran bir bir mekanizma olabilir. Atılması gereken adımları hızlandırır. Ortak aklı işletip sürecin kazasız ve güven içinde ilerlemesine katkı sunabilir. Bu kurum, akademi ve sivil toplum ile istişarede bulunabilir. Bu kurum, süreçle ilgili atılması gereken adımları siyasi liderler ve aktörlerle görüşüp hızlandırarak ortak akıl ve vicdanı işletebilir. Bakalım bu öneriye diğer siyasi partiler ne diyecek.'

Kaynak: ANKA