Gündem

DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Türkoğlu: 'Katledilen her kadının sorumlusu var olan yasaları uygulamayan bu iktidarın kendisidir'

DEM Parti Kadın Meclis Sözcüsü Halide Türkoğlu, haziran ayında 29 kadının öldürüldüğünü, 14 kadının ölümünün ise kayıtlara şüpheli olarak geçtiğini belirterek, 'Kadınların yaşamlarını korumak İstanbul Sözleşmesine geri dönmekle mümkündür. 6284 sayılı kanunun gereklerinin yerine getirilmesidir. Bu konuda kolluğun, başvuru mekanizmalarındaki kişilerin kanun gereği hareket etmeleri için gerekli takiplerin yapılması gereklidir. Aksi her durumda katledilen her kadının sorumlusu var olan yasaları uygulamayan bu iktidarın kendisidir' dedi.

(ANKARA) - DEM Parti Kadın Meclis Sözcüsü Halide Türkoğlu, haziran ayında 29 kadının öldürüldüğünü, 14 kadının ölümünün ise kayıtlara şüpheli olarak geçtiğini belirterek, 'Kadınların yaşamlarını korumak İstanbul Sözleşmesine geri dönmekle mümkündür. 6284 sayılı kanunun gereklerinin yerine getirilmesidir. Bu konuda kolluğun, başvuru mekanizmalarındaki kişilerin kanun gereği hareket etmeleri için gerekli takiplerin yapılması gereklidir. Aksi her durumda katledilen her kadının sorumlusu var olan yasaları uygulamayan bu iktidarın kendisidir' dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclis Sözcüsü ve Diyarbakır Milletvekili Halide Türkoğlu, parti genel merkezinde Kadın Meclisi toplantısı öncesi gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

Türkoğlu, Gezi Parkı direnişi sırasında Eskişehir'de polisler ve eli sopalı kişiler tarafından saldırıya uğrayarak öldürülen Anadolu Üniversitesi öğrencisi Ali İsmail Korkmaz'ı 13'üncü ölüm yılında anarak, 'Bugün Ali İsmail'in failleri cezasızlık zırhı ile korunuyor. Ali İsmail ve Gezi'de yitirdiğimiz tüm canlarımız için adalet mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz' diye konuştu. 

Türkiye'nin ev sahipliğinde Ankara'da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne ve zirvenin sonuç bildirisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkoğlu, şunları söyledi: 

'Zirve öncesi güvenlik adı altında bu ülkede kadınlara, gençlere karşı işkence suçları işlendi. Savaş ittifakına karşı itirazını yükselten kadınlar kolluk şiddeti ile karşı karşıya kaldı. Yüzlerce kadın ve genç, ev baskınlarında, sokaklarda yerlerde sürüklenerek gözaltına alındı, tutuklandı. Tüm bunlar savaş siyaseti üzerinden bir araya gelen askeri ittifakın güvenliğini sağlamak için yapıldı. Bir diğer utanç verici uygulama ise protokolün geçiş yollarında halkın yaşadığı yoksulluğun, kadınların yaşadığı yoksulluğun üzeri örtüldü. Milyarlarca lira bu yoksulluğun üzerine örtmek için harcandı. Zirvenin sonuç bildirgesi ise bu ittifakın bir savaş ittifakı olduğunu bir kez daha gösterdi. Daha zirve bitmeden ABD'nin İran'a yönelik saldırı başlatması, sonuç bildirgesini savaş siyaseti üzerinden, savunma sanayisini güçlendirme üzerinden hazırlanması bunun en açık göstergesidir. Bu zirve kapitalistlerin emperyal hayallerinin, bu hayallerin gerçekleştirilmesi için yürütülecek savaşı meşrulaştırılmasının zirvesidir.'

'KADINLAR BU SÜRECİN KURUCU ÖZNELERİDİR, SÜRECİN HEBA EDİLMESİNE ASLA RAZI GELMEYİZ'

Türkoğlu, iktidarın 'Terörsüz Türkiye' olarak tanımladığı sürece ilişkin de 'Müzakereyi yürüten taraflar eşit koşullarda çalışma yürütebilmelidir. 45 gündür Sayın Öcalan ile görüşme olmayışı iktidarın barışa yaklaşımıdır. Halbuki, demokratik siyaset kanallarının açılması, bu tecridin kaldırılması, kök yasaların karşılıklı müzakere ile geç kalınmaksızın çıkarılması en acil gerekliliktir. Bekletme, durağanlaştırma, kamuoyuna gerçek olmayan bilgilerin sızdırılması sürecin güvenliğine zarar vermektedir. Meclis çatısı altında önemli bir komisyon kuruldu. Bu komisyonun raporunda mutabık kalınan maddeler üzerinden harekete geçmek iktidarı ile muhalefeti ile herkesin sorumluluğundadır. Kadınlar bu sürecin kurucu özneleridir. Bu kıymetli sürecin heba edilmesine, durağanlaştırılmasına asla razı gelmeyiz' dedi. 

'Sincan Cezaevi kadınlar açısından adeta bir işkence merkezidir' diyen Türkoğlu, 'Siyasi kadın tutsaklar her gün yeni bir infaz yakmayla karşılaşırken adli tutuklu kadın intiharlarının aynı cezaevinde artması hak ihlallerini gözler önüne sermektedir. Sadece son 6 ay içerisinde 4 adli kadın mahkum yaşamına son vermiştir bu cezaevinde. Bu olaylar intihar denerek üzeri örtülemez. Bu şüpheli ölümler tüm boyutlarıyla araştırılmalıdır' ifadelerini kullandı. Adalet Bakanlığı'na seslenen Türkoğlu, açıklama beklediklerini söyledi. 

'KATİLLER, İKTİDARDAN ALDIĞI CESARETLE BU SUÇLARI İŞLİYORLAR'

Türkoğlu, haziran ayında 29 kadının öldürüldüğünü, 14 kadının ölümünün ise kayıtlara şüpheli olarak geçtiğini kaydederek, şöyle devam etti:

'Kadınlar ellerinde uzaklaştırma kararı ile öldürülüyor. Yani koruma kararı var ama bu korumayı sağlayan bir uygulama yok. Son bir hafta içerisinde 3 farklı kentte kadınların yaşadığı şiddet bunun en açık göstergesidir. Adana'da Çiğdem Er, hakkında uzaklaştırma kararı olan boşanma aşamasındaki Gökhan Er tarafından kesici aletle yaralandı. Urfa'da Emine Dişçi, hakkında uzaklaştırma kararı olan boşanma aşamasındaki Ahmet Dişçi tarafından otobüs durağında katledildi. İstanbul'da Güllü A, hakkında uzaklaştırma kararı olan boşanma aşamasındaki Enes A. tarafından saldırıya uğradı. Bunlar münferit olaylar değildir. Her 3 kadın da boşanmak istediği için bu saldırılara uğramıştır. Koruma kararı olmasına rağmen korunmadığı için bu saldırıların hedefi olmuştur. Bu saldırıların, uygulanmayan yasalarla doğrudan bağlantısı vardır.

Kadınların yaşamlarını korumak İstanbul Sözleşmesi'ne geri dönmekle mümkündür çünkü neredeyse, her gün İstanbul Sözleşmesi'nin bir uzantısı olan, kadınların yaşamlarını koruyan 6284 sayılı kanunun şu maddesi olmayacak gibi haberler sızıyor. Katiller, failler bu haberlerden, bu yasanın uygulanmayacağından emin bir şekilde iktidardan aldığı cesaretle bu suçları işliyorlar. Başvuru mekanizmaları kadınların gerçek sorunlarını gören bir yerde değil. Bizler buradan bir kez daha uyarıyoruz. Kadınların yaşamlarını korumak, İstanbul Sözleşmesi'ne geri dönmekle mümkündür, 6284 sayılı kanunun gereklerinin yerine getirilmesidir. Bu konuda kolluğun, başvuru mekanizmalarındaki kişilerin kanun gereği hareket etmeleri için gerekli takiplerin yapılması gereklidir. Aksi her durumda katledilen her kadının sorumlusu var olan yasaları uygulamayan bu iktidarın kendisidir.'

'HPV AŞISI ULUSAL AŞI PROGRAMINA EKLENMELİDİR'

Türkoğlu, iktidarı eleştirerek, şunları kaydetti: 

'Kadın emeği, kadınların yaşadığı yoksulluk, sömürüyü gidermeye dönük bir derdi yok bu iktidarın. Bu ülkede her 5 kadından sadece 1 i tanımlı bir işte çalışıyor. Market ve mağaza sektöründe çalışan kadınlar her türlü emek sömürüsü ile karşı karşıya kalıyor. İşçi haklarını koruyan sendikaların bu sektöre girmesine engel olunuyor. HPV aşısı ücretsiz olacak diyerek vaatlerde bulunan da bu iktidarın kendisiydi. Ancak gelin görün ki; devletin mali imkanları buna yetmiyor denilerek bir kez daha kadınların sağlığa erişim hakkı engelleniyor. Uyarıyoruz. Kadınların sağlığa erişim hakkı bir pazarlık konusu değildir. Rahim ağzı kanserini önleyen, bilimsel etkinliği kanıtlanmış koruyucu bir sağlık hizmeti olan HPV tüm kadınlara ücretsiz bir şekilde sunulmalıdır. HPV aşısı ulusal aşı programına eklenmelidir.'