Haber: Mehmet Rebii ÖZDEMİR

(SAMSUN) - Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, '23 yıldır kamu kaynaklarının öncelikleri yanlış belirlenmiştir. Usulsüzlükler, yolsuzluklar ve tarihte görülmediği ölçüde sistematik hale gelen yanlış uygulamalar Türkiye'ye çok ağır faturalar çıkarmaktadır. Yanlışlarının bedelini kendileri ödemek yerine millete ödeten bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız' dedi.

Uysal, Samsun'da gazetecilere yaptığı açıklamada, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

Türkiye'de seçim sürecinin fiilen başladığını belirten Uysal, şöyle konuştu:

'Türkiye deyim yerindeyse tarihi bir kavşağa doğru yaklaşıyor. Seçimin gongu bugünden vurulmuştur. Artık kavramların değiştiği, tanımların değiştiği yeni bir siyasal sürecin içerisindeyiz. En nihayetinde iktidar, kendisi açısından en olumlu sonucu alabileceği eşikte seçim yapmaya karar verecektir. Böyle bir kulvara girmiş bulunuyoruz. Ancak bunun yanında Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu çok daha esaslı meseleler var. Adına 'keyfi rejim' dediğimiz Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ürettiği ağır sorunlar var. Milyonlara bedeli ödettirilen yanlış politikalar var. Önümüzde bu sorunların daha da katmerleneceği bir süreç bulunuyor.'

'KEYFİ REJİM TÜRKİYE'NİN BÜTÜN DENGELERİNİ BOZDU

Devrimci Emekliler Sendikası'ndan yüzde 50 zam talebi
Devrimci Emekliler Sendikası'ndan yüzde 50 zam talebi
İçeriği Görüntüle

Uysal, 16 Nisan referandumuyla başlayan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin Türkiye'de kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırdığını, ülkeyi tek kişinin iradesine teslim ettiğini belirterek, '16 Nisan referandumuyla birlikte kademe kademe hayata geçirilen sistem, kuvvetlerin uyumu söylemiyle kuvvetler ayrılığını aşındırdı. Türkiye adeta parti devletine dönüştürüldü. Yetkiler tek kişinin şahsında toplandı. Önce fiilen, ardından resmen yürürlüğe giren bu sistem bugün yaşadığımız bütün krizlerin temel sebebidir. Sayısal çoğunluğun tek başına siyasal ve toplumsal istikrar üretmediğini acı şekilde gördük. Bugün hangi alana bakarsanız bakın çürüme, yozlaşma ve kurumsal çöküşle karşı karşıyayız. Bu tablo yalnızca siyaseti değil, 86 milyon vatandaşımızın tamamını boğmaktadır' dedi.

'BU PROGRAM MİLYONLARI YOKSULLAŞTIRMA PROGRAMIDIR'

Uysal, iktidarın yıllarca savunduğu yanlış ekonomi politikalarının bedelini vatandaşın ödediğini dile getirerek, 'akşam yatıp, sabah kalkıp 'Faiz sebep, enflasyon sonuçtur' denilerek yürütülen yanlış politikaların ardından hiçbir pişmanlık gösterilmediğini, kimsenin 'Yanlış yaptık' demediğini ifade etti. Daha sonra ise yeniden iktisat biliminin ortaya koyduğu ortodoks politikalara dönüldüğünün açıklandığını söyleyen Uysal, 'Dün ağır ifadelerle eleştirilen Sayın Mehmet Şimşek yeniden ekonomi yönetiminin başına getirildi. Çok açık ifade ediyorum; uygulanan program enflasyonla mücadele programı değildir. Bu program milyonları yoksullaştırma programıdır. Üstelik bu program, güven vermeyen veriler üzerine kurulmuştur' ifadelerini kullandı.

TÜİK'in, iktidarın ihtiyaçları doğrultusunda manipüle ettiği enflasyon rakamları esas alınarak hazırlanan bir programın başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını' söyleyen Uysal, 'Başta Merkez Bankası olmak üzere ekonomi yönetimi bağımsız karar alamaz hale getirilmiştir. Serbest piyasa düzeni yerine talimat ekonomisi oluşturulmuş, bunun bedelini ise milyonlarca vatandaş ekmeğinden, aşından ve sofrasından ödemek zorunda kalmıştır' diye konuştu.

'YOKSULLUĞA MAHKUM EDİLMİŞ MİLYONLAR VAR' 

Ekonomide yaşanan bozulmanın en somut örneklerinden birinin emekli aylıkları olduğunu belirten Uysal, şöyle devam etti:

'Bugün yoksulluğa mahkum edilmiş milyonlar var. 2002 yılında en düşük emekli maaşı asgari ücretin yüzde 140'ına karşılık geliyordu. Bugün ise aynı maaş asgari ücretin yüzde 70'i seviyesine kadar gerilemiştir. Öncelikle bu adaletsizliği düzeltmeden gerçek anlamda enflasyonla mücadele edemezsiniz. Diğer taraftan 23 yıldır kamu kaynaklarının öncelikleri yanlış belirlenmiştir. Usulsüzlükler, yolsuzluklar ve tarihte görülmediği ölçüde sistematik hale gelen yanlış uygulamalar Türkiye'ye çok ağır faturalar çıkarmaktadır. 2022 yılı sonunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti yaklaşık 19,9 milyar dolar faiz ödedi. Bugün ise bu rakam 65 milyar dolara ulaşmıştır. Eğer yıl sonunda 65 milyar dolarda kalırsa buna bile şükretmek zorunda kalacağız. Dört yıl içerisinde yaklaşık 45 milyar dolarlık ilave faiz yükü milletin sırtına bindirilmiştir. Ben bunun cevabını sormak zorundayım. 2022'de 19,9 milyar dolar olan faiz gideri neden 2026 yılında 65 milyar dolara çıkmıştır? Bunun cevabı mevcut keyfi düzendir. Yanlışlarının bedelini kendileri ödemek yerine millete ödeten bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız.'

'YÜZDE 50 ADÜI 1 SİSTEMİ İKTİDARI YENİ ARAYIŞLARA MAHKUM ETTİ'

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin yalnızca ekonomide değil, siyasette de yeni sorunlar doğurduğunu savunan Uysal, iktidarın seçim hesabıyla hareket ettiğini öne sürerek, 'Bugün gelinen noktada mevcut düzenin sürdürülemeyeceğini kendileri de görmektedir. Bu keyfi sistemin bir başka sonucu da yüzde 50 artı 1 mecburiyetidir. Bu denge Sayın Erdoğan'ı PKK ile, Öcalan ile iş birliği arayışına mahkum etmiştir. Seçim odaklı bir süreç işletildiğini görüyoruz. Etnik bölücü siyasetin Doğu ve Güneydoğu'da vatandaşlarımız üzerindeki vesayetini kaldırmak yerine, doğrudan PKK liderinin muhatap alınması endişelerimizi artırmaktadır. Böyle bir yaklaşımın PKK'nın sadece bölgede değil, Kürt kökenli vatandaşlarımız üzerindeki etkisini kurumsallaştırmasından kaygı duyuyoruz' dedi.

Terör örgütünün hedeflerinden vazgeçmediğini söyleyen Uysal, 'Türkiye'nin karşı karşıya olduğu mesele sadece terörle mücadele değildir; terörü de içine alan etnik bölücü siyasetle mücadeledir. Hiçbir hedefinden vazgeçmemiş bir örgütle karşı karşıyayız. Aylar önce PKK yöneticilerinden Cemil Bayık'ın şu sözleri kamuoyuna yansımıştı: 'Biz silahlı mücadeleyle uyanışı gerçekleştirdik. Bundan sonra siyasal zeminde Kürdistan'ın dört bir tarafında bağımsızlık mücadelemize devam edeceğiz'. Böyle bir açıklama ortadayken, yüzde 50 artı 1 hesabıyla hareket eden iktidarın farklı arayışlara yönelmesini doğru bulmuyoruz. Daha önce de söyledim, Türkiye'de PKK ile iş birliği yapma imtiyazını kendisinde gören siyasi irade Adalet ve Kalkınma Partisi'dir, Sayın Erdoğan'dır. Bugün de buna benzer bir sürecin işletildiğini görüyoruz.'

'GEÇİCİ RAHATLAMA, TÜRKİYE'YE DAHA BÜYÜK SORUNLAR GETİREBİLİR'

Konuşmasının sonunda yürütülen sürecin uzun vadede Türkiye açısından ciddi riskler doğurabileceğini dile getiren Uysal, geçmişte yaşanan acıların unutulmaması gerektiğini belirterek, 'Bu endişelerimizi başta TBMM olmak üzere her platformda dile getiriyoruz. On binlerce insanımızın hayatını kaybettiği, binlerce şehit verdiğimiz, öğretmenlerimizin katledildiği bir terör geçmişi ortadayken günü kurtarmaya yönelik adımların kalıcı çözüm üretmeyeceğine inanıyoruz. Bugün ortaya çıkabilecek geçici bir rahatlama, yarın Türkiye'nin karşısına çok daha büyük belalar çıkarabilir. Biz bu endişelerimizi milletimizle paylaşmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz' şeklinde konuştu.

 

Kaynak: ANKA