Haber: Mehmet OFLAZ
(ANKARA) - Malatya'da 6 Şubat depremlerinde 29 kişinin yaşamını yitirdiği Soran Apartmanı davasında savcı, aralarında kamu görevlilerinin olduğu 10 sanığın 'bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma' suçundan cezalandırılmasını istedi. Depremde ailesini kaybeden bir yurttaş, Adalet Bakanı Akın Gürlek'e çağrı yaparak, '3,5 yıldır adaletin sağlanması için mücadele veriyoruz. Adalet yerini bulmadıkça ailem yattığı yerde huzur bulmayacak' dedi.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde, Malatya'nın Yeşilyurt ilçesine bağlı Bentbaşı Mahallesi'nde bulunan Soran Apartmanı'nın yıkılması sonucu 29 kişi hayatını kaybetti.
Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı, binanın yıkılmasına ilişkin Varan Yapı Kooperatifi'nin Yönetim Kurulu Başkan ve Üyeleri Mehmet Nacar, Okyay Demircigil, Beşir Sürmeli ve Selahaddin Doğanşahin, statik proje müellifi Bülent Yeroğlu, fenni mesul Metin Karataş, statik projeye onay/vize yapan İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) görevlileri Mehmet Gündüz ve Basri Ardağ ile belediye görevlileri Mustafa Hakan Büker ve Mustafa Bingöl hakkında 'bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma' suçundan dava açtı.
Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada iddia makamı esasa ilişkin mütalaasını sundu.
'YÖNETMELİĞE VE YAPI TEKNİĞİNE AYKIRI DAVRANDILAR'
ANKA Haber Ajansı muhabirinin edindiği bilgiye göre, mütalaada soruşturma ve kovuşturma aşamalarında alınan bilirkişi raporlarına atıf yapılarak şu ifadelere yer verildi:
'Sanıkların üzerine atılı eylem yönünden; ülkemizin aktif deprem kuşağında yer alması, bunun sonucu olarak kısa aralıklarla ölümlere sebebiyet veren yıkıcı ve büyük depremlerin yaşanması, Malatya ilinin Doğu Anadolu Fay Zonu ve Malatya Fayına yakın konumda olan, depremselliği yüksek bir bölge olması, ilin büyük bir kısmının birinci ve ikinci derece deprem bölgesinde yer alması ve sanıkların sorumlu olarak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı, ihmal ettiği eylemlerini kendi mesleği kapsamında gerçekleştirdikleri hususları göz önüne alındığında; sanıkların ayrıntıları bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere kanuna, yönetmeliğe ve yapı tekniğine aykırı şekilde gerçekleştirdiği eylemlerinin sonuçlarını öngördüğü, sanıkların istemediği fakat öngördüğü bu sonucun gerçekleşmesi sebebiyle kusurunun 'bilinçli taksir' seviyesinde olduğunun kabulünün gerektiği, bu nedenle tüm sanıkların ayrı ayrı olmak üzere 'bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma' suçundan cezalandırılmalarına kamu adına talep ve esas hakkında mütalaa olunur.'
'ADALET YERİNİ BULMADIKÇA, AİLEM YATTIĞI YERDE HUZUR BULMAYACAK'
22 Eylül'de görülecek davada kararın çıkması bekleniyor.
Soran Apartmanı'nda ailesini kaybeden bir yurttaş, ANKA Haber Ajansı aracılığıyla Adalet Bakanı Akın Gürlek'e çağrı yaparak, '3,5 yıldır adaletin sağlanması için mücadele veriyoruz. Her mahkemeden elimiz boş dönüyoruz. O katiller ise adliyeye gülerek geliyorlar, sanki hiçbir şey olmayacakmış gibi. Onları aileleriyle gördükçe içimize bir kor düşüyor. Benim ailem toprak oldu. Ailem beni büyük emeklerle okuttu, bugünlere getirdi. Benim de mutlu günlerim olacaktı. İlk maaşım onların mezar taşına nasip oldu. Sadece onlar ölmedi; benim geleceğim, hayallerim, mutluluğum da öldü. Artık dayanacak gücüm kalmadı. Adalet yerini bulmadıkça, ailem yattığı yerde huzur bulmayacak' dedi.




