Haber: Mehmet OFLAZ

(ANKARA) - Adıyaman'da 6 Şubat depremlerinde 65 kişinin yaşamını yitirdiği Sueda Kent Sitesi'nin 8. duruşmasında, sanık avukatları ile depremde yakınlarını kaybeden aileler arasında 'depremin büyüklüğü' üzerine sözlü tartışma yaşandığı tutanağa yansıdı.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, Adıyaman'ın Merkez ilçesinde yer alan Sueda Kent Sitesi B Blok'unun yıkılması sonucu 65 kişi hayatını kaybetti, 14 kişi ise yaralandı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı, binanın yıkılmasına ilişkin önce müteahhit Mehmet Murat Bulut, müteahhit, mimari proje müellifi, mimari fenni mesul Muhittin Büyük, şantiye şefi, statik proje müellifi ve statik fenni mesul Ömer Yılmaz hakkında 'bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' suçundan; ardından Adıyaman Belediyesi'nde görev yapan Aysel Ertemir, Bedir Leblebici, İrfan Günay Çelik ve Mehmet Bağcı hakkında 'taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' suçundan açılan davalar birleştirildi.

Atatürk Üniversitesi'nden gelen bilirkişi raporunda, müteahhitler, mimari fenni mesul, statik proje müellifi, statik fenni mesul ve Adıyaman Belediyesi'ndeki bazı kamu görevlilerinin yanı sıra, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Adıyaman İl Temsilciliği'nin de sorumluluğunun bulunduğuna kanaat getirilmişti.

ANKA Haber Ajansı muhabiri, Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen sekizinci duruşmada sanık avukatları ile depremde yakınlarını kaybeden aileler arasında 'depremin büyüklüğü' üzerine sözlü tartışma yaşandığına ilişkin tutanağa ulaştı.

'DEPREM, YÖNETMELİKLERDE ÖNGÖRÜLENİN ÜZERİNDEYDİ' 

Bilirkişi raporundaki aleyhe hususları kabul etmediklerini belirterek ek rapor talep eden sanık Muhittin Büyük'ün avukatı, 'Atatürk Üniversitesi raporunda farklı bir yöntem izlenerek oluşan 'depremin öngörülenin üzerinde olmadığı' yönündeki görüşüne katılmıyoruz. Emsal raporları mahkemenize sunuyorum. Bu raporlardaki yöntem izlenseydi, özellikle düşey ivme grafiği dikkate alınsaydı, oluşan depremin yönetmeliklerden öngörülen büyüklüğün üzerinde olduğu ortaya çıkacaktı' diye konuştu.

Bir müşteki avukatı, depremden önce Adıyaman'da 100 bine yakın konut bulunduğunu, depremde ise sadece 9 bine yakın binanın yıkıldığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

'Deprem iddia edildiği gibi çok şiddetli olsaydı Adıyaman'da olan binaların en az yarısının yıkılması gerekirdi. Suça konu binanın enkazında bizzat ben 6 gün bulundum. Betonun kalitesizliğini kendi gözlerimle, ellerimle gördüm. Yine etriye aralıklarındaki sıklığın çok geniş olduğunu gördüm. Malzeme ve işçilik kötüydü. Sanık müdafiileri kendi lehlerine olabilecek tarzda uzman mütalaaları alıp dosyaya sunmaktadırlar. Bunları kabul etmiyorum. Bize göre Atatürk Üniversitesi raporu derli ve toplu bir şekilde hazırlanmıştır. Suça konu binanın bulunduğu yerdeki A blok yıkılmazken B blokun yıkılması bile bu binanın hatalı yapıldığını göstermektedir. Bize göre belediye yetkilileri dahil sanıkların tamamı kusurludur. Sanıkların tutuklu olarak yargılanmalarını talep ediyoruz.'

'DEPREM SANIK AVUKATLARININ İDDİA ETTİĞİ GİBİ ÇOK BÜYÜK OLSAYDI SADECE İKİ BİNA YIKILMAZDI'

Depremde iki kardeşini kaybeden ve annesiyle enkazdan yaralı kurtulan Hatice Özciriş ise, deprem sanık avukatlarının iddia ettiği gibi çok büyük olsaydı binanın bulunduğu yerde sadece iki binanın yıkılmayacağını söyledi. Özciriş, deprem esnasında bina içinde olduğunu belirterek, binanın 10 saniye sürmeden yıkıldığını ifade etti. Sanık avukatlarının yanlı bir mütalaa aldığını ileri süren Özciriş, 'Üç yıldır sanıklar elini kolunu sallayarak gezmektedir. Bu nedenle sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmalarını talep ediyorum' dedi.

Kadıköy-Sabiha Gökçen Havalimanı Metro Hattı'nda seferler normale döndü
Kadıköy-Sabiha Gökçen Havalimanı Metro Hattı'nda seferler normale döndü
İçeriği Görüntüle

Depremde iki çocuğunu kaybeden vatandaş, binanın kısa süre içerisinde yıkıldığını belirterek, sanık müdafiilerinin halen onları nasıl savunduğunu anlayamadığını ve sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi.

Ailelerin açıklamasının ardından söz alan sanık Mehmet Bağcı'nın avukatı, 'Biz binanın yıkılmasında elbette kusurlu kişilerin olduğunu düşünüyoruz; ancak asıl olan maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır. Suçlu kişilerin dışarıda gezmesi her ne kadar yanlış ise de suçsuz bir kişinin de cezaevine gönderilmesi o kadar adaletsizliktir' diye konuştu.

Bağcı'nın avukatı ile aileler arasında çıkan sözlü tartışma nedeniyle duruşmaya kısa süreli ara verildi ve ardından duruşma devam etti.

Depremde yakınlarını kaybeden bir müşteki ise davanın uzun süredir devam ettiğini dile getirerek, 'Bu davanın adaletli bir şekilde sonuçlanmasını ve adaletin yerini bulmasını istiyorum. Biz buraya acımızla geliyoruz. Elimizden geldiği kadar sükûnetle yaklaşıyoruz. Ağır şekilde yargılanmalarını istiyorum' dedi.

SANIK ÖMER YILMAZ'IN YAKALANMASI BEKLENİYOR 

Mahkeme heyeti, müteahhitlerin avukatlarının bilirkişi raporuna karşı itirazlarının reddine, bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunmak üzere taraf avukatlarına süre verilmesine, sanık Ömer Yılmaz hakkında çıkarılan yakalama emrinin devamına ve infazının beklenilmesine, Adıyaman Belediye Başkanlığı'na müzekkere yazılarak 2010-2014 yılları arasında Yapı Kullanma Komisyonu oluşturulup oluşturulmadığının, oluşturulmuş ise komisyonda görev alan kişilerin ve komisyon raporlarının mahkemeye gönderilmesine karar vererek duruşmayı 25 Eylül'e erteledi.

 

Kaynak: ANKA