Haber: Caner AKTAN

(TUNCELİ) - Dersim Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Ezgi Doğan, 'Yaşam alanı adını verdikleri yerler ölüm kamplarına dönüştürülmüş durumda. Bu bir ihmal değil, organize bir yok etme politikasıdır. Yaşam hakkını korumakla yükümlü olanlar, bugün yaşamı ortadan kaldıran uygulamaların sorumlusudur' dedi.

Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş: 'Bakan Gürlek 'Gerekeni yapacağız' dedi'
Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş: 'Bakan Gürlek 'Gerekeni yapacağız' dedi'
İçeriği Görüntüle

Dersim Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği tarafından hayvanların yaşam hakkı için yürüyüş ve basın açıklaması yapıldı. Sanat Sokağı'nda bir araya gelen hayvanseverler Kışla Meydanı'na kadar yürüyüş gerçekleştirdi.

Dersim Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Ezgi Doğan, protestocular adına burada yaptığı açıklamada, '2 Ağustos 2024 tarihinde yürürlüğe giren, hayvanların öldürülmesini ve hapsedilmesini içeren 7527 sayılı yasaya karşı yaşamı savunmak ve bir kere daha seslerini duyurmak için bir arada olduklarını' söyledi.

Çeşitli algı operasyonları ve nefret politikaları ile köpeklerin düşman ilan edildiğini ve yıllardır var olan birlikte yaşam kültürü yok sayılarak, hayvanların hak ve özgürlüklerini ihlal eden katliam yasasının yürürlüğe girdiğini belirten Doğan, 'Yıllarca görevini yapmayan, sokakta yaşayan hayvanların kısırlaştırılması için harcanması gereken bütçeyi başka alanlara kullanan belediyeler, bu durumu denetlemeyen kurumlar ve kamu görevlileri yüzünden bugün sokakta yaşayan hayvanların ölüm kampı olan bakımevlerine hapsedilmesinin yasal yolu açılmıştır' dedi.

Barınak kapasitesi tartışması

Türkiye genelindeki mevcut barınak kapasitesinin yetersizliğine dikkati çeken Doğan, şunları kaydetti:

'Türkiye genelinde Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2024 verilerine göre toplam köpek sayısı 4 milyon. Bu köpeklerin yüzde 75'inin, yani yaklaşık 3 milyonunun sokaktan toplatıldığını açıkladılar. Ancak barınakların toplam kapasitesi yalnızca 89 bin, toplam popülasyonun yalnızca yüzde 3'ünü karşılayabiliyor. Peki, geri kalan milyonlarca köpek nerede? Geçtiğimiz haftalarda Bilecik Bozüyük barınağında aç ve susuz bırakılan köpeklerin birbirini yediği görüntüler, barınakların yaşam alanı olmadığı ve ölüm kampına nasıl dönüştüğünü gözler önüne sermiştir. Çıkarılan yasalarla sokaklardan alınan köpekler, bakımevlerinde sistematik bir şekilde ölüme terk ediliyor; aç bırakılıyor, ihmal ediliyor, şiddete maruz kalıyor ve korku içinde sessizce yok ediliyorlar.'

'Bu bir ihmal değil, organize yok etme politikası'

Doğan, yaşananların münferit olmadığını vurgulayaraka, 'Onlar konuşamıyor ama biz biliyoruz. Bir köpeğin günlerce aç bırakılmasının ne demek olduğunu biliyoruz. Hayatta kalabilmek için ölen bebeklerini yiyen anneyi biliyoruz. Gözlerimizin önünde günden güne yok olmanın ne demek olduğunu biliyoruz. Yaşam alanı adını verdikleri yerler ölüm kamplarına dönüştürülmüş durumda. Bu bir ihmal değil, organize bir yok etme politikasıdır. Yaşam hakkını korumakla yükümlü olanlar, bugün yaşamı ortadan kaldıran uygulamaların sorumlusudur. Bu düzeni kuranlar da sürdürenler de bu suçun ortağıdır' dedi.

'Sokak hayvanlarına birlikte sahip çıkalım'

Açıklamasında çözüm önerilerine ve çağrılara da yer veren Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Hayvanları toplamak çözüm değil; onları kısırlaştırmak, korumak ve birlikte yaşamı mümkün kılmak tek gerçek çözümdür. İlimizde yasanın uygulanmaya başlanması ile çocukların dahi bağ kurduğu köpekler toplatılmış durumda. Bakımevinde çalışan emekçilerin çabalarını ve hayvanların yaşamda tutulması için gösterilen gayreti görüyoruz ve bunu çok kıymetli buluyoruz ancak mevcut koşullar, olması gerekenin henüz gerisinde. Ülke genelinde gördüğümüz barınak vahşetlerinin ilimizde yaşanmaması için vakit kaybetmeksizin bakım personelinin sayısının artırılması, beslenme koşullarının iyileştirilmesi gerekmektedir. Bu noktada çağrımız yalnızca yetkililere değil, tüm topluma: Hep birlikte sahip çıkalım. Bakımevini daha sık ziyaret edelim. Gönüllü olalım, destek olalım, görünür kılalım. Çünkü biliyoruz ki ilgilenilen, görülen ve sahip çıkılan hiçbir yer sahipsiz kalmaz.'

Kaynak: ANKA