Haber: Mehmet Duran ÖZKAN / Kamera: Erdal AKBUĞA
(MALATYA)- Eğitim Sen Malatya Şubesi, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hayata geçirilen 'Milli Eğitim Akademisi Hazırlık Eğitimi Programı'na ilişkin basın açıklaması yaparak tepki gösterdi. Açıklamada, programın bir eğitim modeli olmadığı, öğretmenlik mesleğinin tarihsel, kurumsal ve kamusal niteliğini hedef alan siyasal bir müdahale olduğu ifade edildi.
Turan Emeksiz Caddesi üst kavşağında, Fakir Baykurt'un 'Öğretmen yalvarmaz, öğretmen boyun eğmez, öğretmen el açmaz, öğretmen ders verir' sözlerinin yer aldığı pankart arkasında yapılan açıklamayı, şube kadın sekreteri Aysun Güngör okudu. Açıklama sırasında 'İktidarın kulu olmayacağız', 'Kamusal, bilimsel, laik eğitim', 'Güvenceli iş, güvenceli gelecek istiyoruz' sloganları atıldı.
'Öğretmenlik mesleğini hedef alan siyasal bir müdahale'
Açıklamada, öğretmenlik mesleğinin kamusal niteliğini hedef alan siyasal bir müdahale olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
'Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan ve 13 Nisan 2026 itibarıyla başlatılacak 'Milli Eğitim Akademisi Hazırlık Eğitimi Programı', öğretmen yetiştirme sistemine yönelik bir dönüşümün parçası olarak hayata geçirilmektedir. Ankara, İstanbul, Aksaray, Gaziantep, Erzurum, Sivas ve Kayseri'de kurulan eğitim ve uygulama merkezleri aracılığıyla başlatılan bu süreç, yalnızca yeni bir eğitim modeli değil, öğretmenlik mesleğinin tarihsel, kurumsal ve kamusal niteliğini hedef alan siyasal bir müdahaledir.'
'Üniversitelerin işlevi ortadan kaldırılıyor'
Hayata geçirilen uygulamayla üniversitelerin ve eğitim fakültelerinin toplumsal işlevinin fiilen ortadan kaldırıldığına vurgu yapılan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
'Bu model, öğretmen yetiştirme sistemini güçlendirmemekte, aksine tasfiye etmektedir. Yıllarını eğitim fakültelerinde geçiren, pedagojik formasyon alan, uygulama ve staj süreçlerini tamamlayan yüz binlerce öğretmen adayı, bu sistemle birlikte yeniden 'yeterlilik' süzgecine tabi tutulmaktadır. Bu durum, yalnızca öğretmen adaylarının emeğini değersizleştirmekle kalmamakta; aynı zamanda üniversitelerin ve eğitim fakültelerinin toplumsal işlevini fiilen ortadan kaldırmaktadır. Diplomaların geçersizleştirilmesi anlamına gelen bu yaklaşım, bilimsel ve pedagojik birikimin inkârıdır.'
'Liyakat yerine sadakat esas alınmaktadır'
Güngör, akademinin işleyişindeki şeffaflık sorununa dikkat çekerek şöyle konuştu:
'Milli Eğitim Akademisi'nin içeriği, müfredatı ve işleyişi kamuoyundan gizlenmektedir. Şeffaflıktan uzak bu yapı, bilimsel ölçütler yerine siyasal kriterlerin belirleyici olduğu bir mekanizmaya işaret etmektedir. Atama ve değerlendirme süreçlerinde liyakat yerine sadakatin esas alınacağına dair güçlü emareler, öğretmenlik mesleğini doğrudan siyasal iktidarın vesayeti altına sokmaktadır. Bu yalnızca bir meslek politikası değil, aynı zamanda eğitimin ideolojik olarak yeniden biçimlendirilmesi girişimidir.'
'Eşit, demokratik ve kamusal eğitim ilkesine saldırı'
Güngör, sistemin Türkiye'nin öğretmen yetiştirme birikimini tasfiyeye yönelik bir girişim olduğunu belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:
'Bu modelle, Türkiye'nin yüz yılı aşan tarihsel öğretmen yetiştirme birikimi tasfiye edilmektedir. Dünyada benzeri bulunmayan bu uygulama, pedagojik ihtiyaçlardan değil, siyasal ve ideolojik tercihlerden beslenmektedir. Eğitim fakültelerini işlevsizleştiren, öğretmenliği bir 'eleme süreci'ne indirgeyen bu yaklaşım, eşit, demokratik ve kamusal eğitim ilkesine açık bir saldırıdır.'




