(ANKARA) - Eğitim Sen, Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) 'İhtiyaç Analizi' uygulamasının okulların pedagojik ve fiziki ihtiyaçlarından ziyade 'ibadet odaklı' fiziksel mekan sorgulamasına dayandığını belirterek, 'MEB'in önceliğini tamamen dini-ideolojik bir zemine kaydırarak okulları pedagojik merkezler yerine, okulların dini mimari eksiklerini tamamlayan birer envanter gibi görmesi kabul edilemez' açıklamasını yaptı.
Eğitim Sen, MEB'in okullarda yaptığı 'İhtiyaç Analizi' uygulamasına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, şunlar kaydedildi:
'6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen üç yıla rağmen, başta deprem bölgesi olmak üzere ülke genelinde eğitim süreci ağır aksak ilerlemektedir. Depremde büyük yıkıma uğrayan illerimizde okulların birçoğu halen konteynerlerde veya hasarlı binaların gölgesinde faaliyet gösterirken; Türkiye'nin dört bir yanındaki öğretmenler, öğrenciler ve veliler okul inşası, kütüphane eksikliği, laboratuvar yetersizliği ve temel altyapı sorunlarını tartışmaktadır. Ancak Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) ve bağlı İl Milli Eğitim Müdürlükleri, okullara gönderdikleri 'Okul İhtiyaç Analizi' formları ile eğitimin gerçek ihtiyaçlarından ne kadar kopuk olduklarını bir kez daha göstermiştir. Resmi yazışma usullerine aykırı şekilde, bir haberleşme uygulaması üzerinden ve ivedilikle doldurulması istenen söz konusu formlar, eğitimin temel ve yapısal sorunlarının MEB'in gündeminde olmadığını göstermektedir. Okullara gönderilen formlarda yer alan soruların neredeyse tamamı, okulların pedagojik ve fiziki ihtiyaçlarından ziyade 'ibadet odaklı' fiziksel mekân sorgulamasına dayanmaktadır. Analizlerde şu başlıklar öncelenmektedir: Okulun en yakın camiye mesafesi, okul bünyesinde mescit bulunup bulunmadığı ve metrekaresi, cuma namazı kılınma kapasitesi ve abdesthane varlığı.
'MEB'in okulları pedagojik merkezler yerine, okulların dini mimari eksiklerini tamamlayan envanter gibi görmesi kabul edilemez'
Formlarda '45 m² üstü mekân' sorgusu sadece cuma namazı kriterine bağlanırken; bu alanların neden drama atölyesi, etüt salonu veya laboratuvar olarak değerlendirilmediği sorusu yanıtsız kalmaktadır. Yönetmelik standartlarının sadece mescitler üzerinden vurgulanması, deprem sonrası okul binalarının fiziksel güvenlik ve erişilebilirlik standartlarının MEB gündeminde olmadığını kanıtlamaktadır. Eğitim kurumlarına yönelik gerçek ihtiyaç analizi; derslik sayısı, psikolojik danışmanlık hizmetleri, sportif faaliyet alanları ve depreme dayanıklılık gibi kriterler üzerinden yapılmalıdır. MEB'in önceliğini tamamen dini-ideolojik bir zemine kaydırarak okulları pedagojik merkezler yerine, okulların dini mimari eksiklerini tamamlayan birer envanter gibi görmesi kabul edilemez. Eğitim Sen olarak, Millî Eğitim Bakanlığı bürokratlarını ülke gerçekliğinden tamamen kopuk bu tür manipülatif uygulamalardan vazgeçmeye ve eğitimin temel sorunlarına kalıcı ve bilimsel çözümler üretmeye davet ediyoruz.'




