Haber: Serra TAYLAN
(ELAZIĞ) - Elazığ Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Dilan Gültekin, 12'nci Yargı Paketi'nin kadınların uzun yıllar süren mücadelelerle elde ettiği kazanımları ortadan kaldıracağını, özellikle kadınlar, çocuklar ve LGBTİ artı bireyler açısından ciddi mağduriyetlere yol açacağını öne sürdü. Gültekin, '12'nci Yargı Paketi'nin Meclis'ten geçmemesi için elimizden gelen her türlü demokratik mücadeleyi sürdüreceğiz' dedi.
Elazığ Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Dilan Gültekin, kamuoyunda tartışılan 12'nci Yargı Paketi'ne ilişkin açıklamalarda bulundu. Gültekin, şunları söyledi:
'12'nci Yargı Paketi, biz kadınların büyük mücadelelerle elde ettiği bazı kazanımların yargı yoluyla elimizden alınması anlamına gelmektedir. Bunun daha önce 11.'si vardı. Bundan sonra da 13'üncü, 14'üncü paketler olmak üzere haklarımızı elimizden alacak çeşitli düzenlemeler Meclis'e sunulacak. Öncelikle yoksulluk nafakası meselesi var. Boşanma sonrasında yoksul duruma düşen tarafa ödenmesi gereken nafakadan söz ediyoruz. Burada 'kadına verilir' şeklinde bir ibare yok. Kadın ya da erkek fark etmeksizin, boşanma sonucunda yoksulluğa düşen tarafa bağlanan nafakadır. Şimdi bu nafakanın ortadan kaldırılması gündemde. Kamuoyunda çeşitli manipülasyonlar nedeniyle bu konuda ciddi bir haksızlık olduğu düşünülmekte. Ancak gerçekler farklı. 2024 verilerine göre yoksulluk nafakasının ortalama miktarı bin 179 TL, güncel enflasyon verilerine göre ise yaklaşık 2 bin 80 TL. Bu nafaka bir gelir kapısı değil, boşanma sonrası yoksul tarafa verilen oldukça cüzi bir destektir. Üstelik bu nafakaların yaklaşık yüzde 44'ü de hiç ödenmemekte. Bu durum resmi raporlarda da yer almaktadır. Kadına yönelik şiddetin, kadın cinayetlerinin ve çocuk istismarlarının arttığı bir dönemde, yoksulluk nafakasının ortadan kaldırılması, kadınları ve çocukları çok daha ciddi mağduriyetlerle karşı karşıya bırakacaktır. Bazı kadınlar can güvenlikleri olmadığı için nafaka haklarından kendi istekleri dışında vazgeçmek zorunda kalmaktadır.
Kamuoyunda anlatıldığı gibi yoksulluk nafakası sonsuza kadar verilen bir nafaka değildir. Kişinin yeniden evlenmesi, evlilik benzeri bir birliktelik yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da taraflardan birinin vefat etmesi durumunda nafaka kendiliğinden sona ermektedir. Kadınların boşandıktan sonra yaşamlarını sürdürebilmeleri açısından önemli bir destek olan bu nafakanın kaldırılması, hem kadınların hem de çocukların mağduriyetini artıracak.'
Boşanma süreçlerinde arabuluculuk uygulamasına da tepki gösteren Gültekin, 'Bu yasanın bir diğer sorunlu yönü ise boşanma süreçlerini zorlaştırması ve arabuluculuk sistemini öne çıkarmasıdır. Özellikle evlilik sürecinde psikolojik, ekonomik ve fiziksel şiddete maruz kalan kadınların mağduriyetini artıracak düzenlemeler içermektedir. Bu yasanın bir diğer sorunlu yönü ise boşanma süreçlerini zorlaştırması ve arabuluculuk sistemini öne çıkarmasıdır. Özellikle evlilik sürecinde psikolojik, ekonomik ve fiziksel şiddete maruz kalan kadınların mağduriyetini artıracak düzenlemeler içermektedir' dedi.
12'nci Yargı Paketi'nin LGBTİ artı bireyleri de olumsuz etkileyeceğini öne süren Gültekin, 'Ayrıca bu torba yasa, LGBTİ artı bireylerin yaşamlarını da doğrudan hedef alan ve onları daha kırılgan hâle getiren düzenlemeler içermektedir. Son dönemde cezaevlerinde trans bireylere ve LGBTİ+ mahpuslara yönelik baskı ve şiddetin arttığı bilinmektedir. Bazı cezaevlerinde bu baskılar nedeniyle intihar vakalarının yaşandığına ilişkin haberler basına yansımıştır. Bu yasa ile birlikte bu tür ihlallerin daha da artmasından endişe duyuyoruz' değerlendirmesinde bulundu.
'ÇIPLAK ARAMA KADIN BEDENİ ÜZERİNDEN GERÇEKLEŞTİRİLEN BİR AŞAĞILAMADIR, SUÇTUR'
Cezaevlerinde yaşandığını iddia ettiği hak ihlallerine de değinen Dilan Gültekin, 'Özellikle cezaevlerinde kadınların cinsel kimlikleri ve bedenleri üzerinden maruz kaldıkları ayrımcılığın arttığı görülmektedir. Buna örnek olarak, İBB soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Pınar Türker'e yönelik gündeme gelen uygulamalar gösterilebilir. İddialara göre kadın mahpusların çıplak aramaya maruz bırakılması ve aşağılayıcı söylemlerle karşı karşıya kalması söz konusu olmuştur. Öncelikle belirtmek isterim ki çıplak arama bir insan hakları ihlalidir, insanlık suçudur ve cinsel taciz niteliği taşımaktadır. Kadın bedeni üzerinden gerçekleştirilen bir aşağılamadır. Bu konuda kadın arkadaşımız Pınar Türker'in yanında olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyoruz. 12'nci Yargı Paketi'nin Meclis'ten geçmemesi için elimizden gelen her türlü demokratik mücadeleyi sürdüreceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz' ifadesini kullandı.




