Haber: Tenzile AŞÇI Kamera: Özgür ŞENGÜL
(İZMİR) - Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (Elder) Genel Sekreteri Fakir Hüseyin Erdoğan, kasım ayında Antalya'da düzenlenecek olan 31. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nın (COP31) ana konusunun dağıtım ve adil geçiş olduğunu belirterek, 'Bizim COP sürecindeki temel kaygılarımızdan bir tanesi adil geçiş. Bu adil geçişin sağlanması için sadece gelişmiş ülkeler değil, gelişmekte olan ülkelerdeki şebeke yatırımlarının finansmanına yönelik olarak mekanizmalar geliştirilmesi anlamında farkındalığı artırmaya yönelik bir çalışmamız olacak' dedi.
Elder'in düzenlediği etkinlik kapsamında, GDZ Elektrik ev sahipliğinde basın toplantısı ve ardından saha ziyareti gerçekleştirildi.
Saha ziyaretinde ANKA Haber Ajansı'na konuşan Elder Genel Sekreteri Fakir Hüseyin Erdoğan, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi'ne ilişkin bilgi verirken ABD-İran geriliminin enerji alanında Türkiye'ye olası etkilerini değerlendirdi.
'Sektörün rakamsal olarak beklentisi yok'
Basın toplantısında sektörün fiyat artışı beklentisi olup olmadığına ilişkin soruya yanıt veren Erdoğan, 'Kamuoyunda yüzde 25 zam yapıldı, dağıtımın payı şuraya çıktı, herkes dağıtım şirketlerine çalışıyor gibi bir algı var. Bunu söylerken bir şeyi gözardı ediyoruz gibi geliyor bana. Bizim elektrik tarifelerimizde kullandığımız bedelin içerisinde üç tane temel kalem var. Aktif enerji bedeli, dağıtım bedeli ve vergiler. Aktif enerjinin üzerinde ciddi bir sübvansiyon var. Bu sübvansiyon, aktif enerji bedelini düşürüyor. Dağıtım sektöründe her yıl yatırım yapmak, 7/24 bakım ve onarım yapmak zorundasınız. Bunun da bir parasal karşılığı oluyor. Bu yatırımlar yapılıyor. Biz şu kadar daha ihtiyacımız var gibi bir şey söylemedik şimdiye kadar. Çünkü bütün faaliyetlerimiz düzenlemeye tabi. EPDK bizim röntgenimize bakıp ona göre karar veriyor. Sektörün rakamsal olarak beklentisi yok' dedi.
'Enerji dönüşümünün geri döndürülemez bir süreç olduğunu düşünüyoruz'
COP31 zirvesinde elektrik dağıtımı ve yatırımlarını gündeme geleceğini aktaran Erdoğan, şunları söyledi:
'Taraflar Konferansı'nın 31'incisi bu yıl ülkemizin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek. Taraflar Konferansı'nın amacı esas itibarıyla Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında küresel iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik olarak ülkelerin küresel anlamda yapılması gerekenler konusunda birbirleriyle fikir alışverişinde bulunması. Enerji sektörünün karbonsuzlaştırılmasına yönelik olarak ya da net sıfır hedeflerini yakalamaya yönelik olarak bütün dünyada bir çalışma devam ediyor. Biz enerji dönüşümünün geri döndürülemez bir süreç olduğunu düşünüyoruz. Enerji dönüşümünün omurgasının da şebekeler, özellikle elektrik dağıtım şebekeleri olduğunu düşünüyoruz.
'Çalışmalarımızı olgunlaştırıp bakanlığa sunacağız'
Elektrik dağıtım şebekelerinde Uluslararası Enerji Ajansı hesaplamalarına baktığımızda yıllık 400 milyar doların üzerinde bir yatırım ihtiyacı olduğunu söylüyorlar. Ülkemiz açısından da bu önemli bir şey. Ülkemizin de bu yatırımları yapması ve bu enerji dönüşümünü destekleyen şebekelerin hayata geçirilmesi anlamında bir vizyonumuz da var ve bu vizyon doğrultusunda çalışıyoruz. COP süreci içerisinde biz şebekelerin özellikle dağıtım şebekelerinin daha yapılandırılmış bir gündem içerisinde yer almasına yönelik olarak bir çalışma başlatıyoruz. Çünkü Elder, COP'un resmi akredite bir gözlemcisi. O çerçevede biz de kendi çalışmalarımızı olgunlaştırıp öncelikli olarak Türkiye'de COP31 sürecinin enerji sektörü anlamındaki koordinasyonunu sağlayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımıza sunmayı planlıyoruz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızla yapacağımız görüşmeler neticesinde de bunu uluslararası paydaşlarla tartışmaya, açmaya yönelik bir düşüncemiz var.
'Devlet garantisi gibi şeyler yok'
Yatırım maliyetlerinin karşılanıp karşılanmayacağına ilişkin de konuşan Erdoğan, 'Geçmişten bugüne baktığımızda örneğin elektrik dağıtım şirketleri yıllık 1 milyar dolar yatırım yaparken geçen yıl 2,5 milyar dolarlık yatırımı hayata geçirdiler. 1 Ocak tarihi itibarıyla başladığımız yeni tarife döneminde de 4 milyar dolar civarında bir yatırım yapılması söz konusu yıllık olarak. Ve bunu dağıtım şirketlerimiz kendi finansman imkanları dahilinde hayata geçiriyorlar. Burada herhangi bir hazine garantisi, devlet garantisi gibi şeyler yok. Piyasa şartları içerisinde bu yatırımların finansmanını sağlıyorlar. Bizim COP sürecindeki temel kaygılarımızdan bir tanesi de COP'un temel kavramlarından birisi olan adil geçiş. Bu adil geçişin sağlanması için sadece gelişmiş ülkeler değil, gelişmekte olan ülkelerdeki şebeke yatırımlarının finansmanına yönelik olarak mekanizmalar geliştirilmesi anlamında farkındalığı artırmaya yönelik bir çalışmamız olacak bizim' dedi.
'Bir risk görmüyorum'
ABD-İran geriliminin Türkiye'nin enerji piyasasına çok etki etmeyeceğini düşündüğünü aktaran Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
'Meseleyi petrol ve doğal gaz açısından ayırmak gerekiyor. Petrol küresel bir piyasa, onun fiyatlaması küresel piyasada yapılıyor. Orada da ham petrol fiyatlamasıyla ürün fiyatlaması birbirinden farklı bir çerçevede yürüyor. Bizim İran'dan petrol ithalatımız, toplam petrol arzımızın içerisinde tolere edilebilir bir düzeydeydi. Bu anlamda sayın bakanımızın da ifade ettiği üzere İran'dan petrol akışının durmasıyla ilgili olarak ülkemizin bir arz güvenliği riski yaşamayacağını öngörüyoruz. Rakamlara baktığımızda bu da onu gösteriyor. İran'la doğal gaz anlaşmamız var. Doğal gaz anlaşması hükümleri çerçevesinde gaz akışıyla ilgili herhangi bir sorun olmadığı yine sayın bakanımız tarafından ifade edildi. Önümüzdeki dönem içerisinde de bu süreçte oradan gaz akışıyla ilgili bir sorun olmayacağını tahmin ediyorum. Olsa bile Türkiye kaynak çeşitliliği, güzergah çeşitliliği anlamında Avrupa'nın birçok ülkesiyle kıyaslanmayacak kadar oldukça iyi bir durumda. Türkiye'nin doğal gazını ithal edebileceği çok sayıda kaynak ve çok sayıda güzergah da var. LNG ithalat kapasitesi de oldukça yüksek. Bu anlamda bir risk görmüyorum.'