(ANKARA) - EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, 28 Nisan Dünya İşçi Sağlığı ve Güvenliği Günü dolayısıyla iş cinayetlerine dikkat çekerek, işçi sağlığı ve güvenliği düzenlemelerinin patronları değil işçilerin yaşam hakkını merkeze alacak şekilde yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.
Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, 28 Nisan Dünya İşçi Sağlığı ve Güvenliği Günü öncesinde, iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilerin aileleri ve yaralı işçilerin katılımıyla Meclis'te açıklamalarda bulundu. Bayhan, iş cinayetlerinin münferit olaylar değil, kar ve sömürü düzeninin sonucu olduğunu belirterek, 'Her bir iş cinayeti, yaşadığımız toplumsal düzenin nasıl bir karaktere sahip olduğunu gösteriyor' dedi.
Bayhan, konuşmasının başında Türkiye'nin farklı kentlerinde hak mücadelesi yürüten işçilere selam gönderdi. Ankara'daki Doruk maden işçileri, İzmir'deki Temel Conta ve Digel Tekstil işçileri, Kocaeli'nde grevde olan Bekaert işçileri, Özel İtalyan Lisesi'nde grevdeki emekçiler ve Bergama'da Doğu Star Enerji'de direnişini sürdüren işçilere destek mesajı verdi.
İşçilerin hak mücadelesi ile işçi sağlığı ve güvenliği mücadelesinin birbirinden ayrılamayacağını vurgulayan Bayhan, 'Bu mücadele, işçi cinayetlerine, iş kazalarına ve meslek hastalıklarına karşı mücadeleyle kopmaz bir bağa sahiptir. Bu mücadele zincirinin her biri birer halkadır ve bu mücadele büyüyecektir' ifadelerini kullandı.
Bayhan, toplantıda Can Atalay, Selçuk Kozağaçlı ve Birtek-Sen Genel Başkanı Mehmet Türkmen'e de selam gönderildiğini belirtti. Mehmet Türkmen'in 12 Mayıs'ta Antep Adliyesi'nde görülecek duruşmasına katılım çağrısı yapan Bayhan, 'İş cinayetlerinin hesabı sorulsun diyenlerin yalnız olmadığını hep birlikte gösterelim' dedi.
'İş cinayetleri takip edilebilir bir cinayetler sistemine dönüştü'
İş cinayetlerinin tekil olaylar olarak ele alınamayacağını söyleyen Bayhan, mevcut ekonomik ve siyasal düzeni eleştirdi. Bayhan, 'Bütün bu süreçler, nasıl büyük bir kar hırsı ve sömürüyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor' diye konuştu.
Bayhan, modern kapitalist toplumda iş cinayetlerinin sistematik bir nitelik kazandığını savunarak, bunun 'takip edilebilir bir cinayetler sistemi' haline geldiğini söyledi.
Konuşmasında Friedrich Engels'in yaklaşık 180 yıl önce yaptığı değerlendirmeyi hatırlatan Bayhan, toplumsal sistemlerin işçileri erken yaşta ölüme sürüklemesini 'örtülü ve kasıtlı cinayet' olarak nitelendirdi.
'Aileler, bu ölümlerin rakam olarak görüldüğünü söylüyor'
Toplantıya katılan ailelerin değerlendirmelerine de yer veren Bayhan, iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin yalnızca istatistik olarak görülmesine tepki gösterdi.
Bayhan, 'Ailelerimiz, bu ölümlerin rakam olarak görüldüğünü söylüyor. Oysa her biri birer can ve bir savaşın bilançosu' dedi.
Faruk Çelik ve Vedat Işıkhan'a eleştiri
Bayhan, konuşmasında eski Çalışma Bakanı Faruk Çelik'in 2010 yılında Zonguldak Karadon maden faciası sonrası söylediği sözleri hatırlattı. Çelik'in, işçilerin 'acı çekmediklerini' ve 'fiziksel olarak güzel öldüklerini' söylediğini aktaran Bayhan, bu sözlere rağmen Çelik'in siyasi görevine devam ettiğini belirtti.
Bayhan, mevcut Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan'ı da Dilovası'ndaki işçi ölümleri sonrası verdiği sözleri tutmamakla eleştirdi. Işıkhan'ın davayı takip edeceğine söz verdiğini ancak duruşmada yer almadığını ifade eden Bayhan, 'Davaya gittik, kendisinin gölgesi bile yoktu' dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Gayrettepe'deki işçi ölümlerinden sonra 'sonuna kadar takipçisi olacağım' dediğini hatırlatan Bayhan, ailelerin dava sürecinde bu takibi görmediğini savundu.
Emek Partisi'nden çözüm önerileri
Bayhan, iş cinayetlerinin önlenmesi için işçi sağlığı ve güvenliği düzenlemelerinin patronların çıkarını değil, işçilerin yaşam hakkını merkeze alacak şekilde yeniden kurulması gerektiğini söyledi.
Emek Partisi'nin çözüm önerilerini sıralayan Bayhan, iş kazaları ve meslek hastalıklarında gerçek adaletin tesis edilmesi, adalet arayan ailelere kulak verilmesi ve sendikalı, örgütlü çalışma hakkının güvence altına alınması gerektiğini belirtti.
Bayhan, iş cinayetlerinde işçinin statüsüne bakılmaksızın ailelere koşulsuz tazminat ve en yüksek düzeyde emekli aylığı bağlanması gerektiğini ifade etti. Yaralı ve uzuv kaybı yaşayan işçilerin de insanca yaşam hakkının devlet güvencesine alınmasını istedi.
İş cinayetleri, meslek hastalıkları ve yaralanmalara ilişkin davalarda patronların asıl sorumlu olarak yargılanması gerektiğini vurgulayan Bayhan, 'Kusur, kaza, hata gibi kavramlar terk edilerek olası kast hükümlerine göre yargılanmalıdırlar' dedi.
Bayhan, iş yerlerindeki denetim süreçlerinde işçilerin doğrudan söz sahibi olması gerektiğini belirterek, denetimlerin işçilerin seçtiği temsilciler, bağımsız üniversiteler, meslek odaları, barolar ve sendikaların içinde yer aldığı komiteler tarafından yürütülmesi çağrısında bulundu.