(İZMİR) - TİP Genel Başkanı Erkan Baş, İzmir'de düzenlenen forumda 'NATO Zirvesi' üzerinden iktidara yönelik eleştirilerde bulunarak 'İnandığım bütün değerler üzerine yemin ediyorum. Bunlar ne yerli ne milli, dibine kadar Amerikancı' dedi.
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, TİP İzmir İl Örgütü tarafından Karabağlar Bahçelievler Uğur Mumcu Parkı'nda düzenlenen foruma katıldı. TİP İzmir İl Başkanı Orhan Kiper'in konuşmasıyla başlayan programda, grevdeki Digel işçileri ile öğretmen sendikası üyeleri yaşadıkları sorunları anlattı. Programda konuşan Baş, NATO Zirvesi kapsamında Ankara'da hazırlıkları ve gözaltıları eleştirirken, ekonomi, sağlık sistemi ve Türkiye'nin siyasal sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Programda yaptığı konuşmada ülkede yaşanan ekonomik sorunların iktidar partisinin sınıfsal bir tercihi olduğunu vurgulayan Baş, 'Adalet ve Kalkınma Partisi ekonomi bilmediği için memleketi böyle yoksulluğa sefalete mahkum etmiyor. Adalet ve Kalkınma Partisi yoksulluğu bitirmeyi bilmediği için bizim halimiz bu değil ki. Tam tersine 25 yıldır iktidarda olan bu parti bu ülkedeki bir avuç para babasını bir avuç zengin daha zengin etmekten başka bir dert taşımadığı için biz yoksuluz. Bu ülkede bir avuç alçak, hak ettiğinden çok daha fazlasını, yedi sülalesine yetecek kadar parayı bankalarda biriktirdiği için biz yoksuluz. Bunu değiştirmemiz lazım' dedi.
SAĞLIK SİSTEMİ ELEŞTİRİSİ
Sağlık sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Baş, 'yenidoğan çetesi' soruşturması üzerinden özel sağlık sistemini eleştirerek şunları kaydetti:
'Bizim bir görevimiz bu ülkede gerçeklerin unutulmasını engellemektir. Hepimizin görevi yapamadıklarımızla yüzleşmektir. Ben öz eleştiri veriyorum. Özür diliyorum hepinizden tek tek. Bu memlekette bir takım namussuzlar, haysiyetsizler üç kuruş para kazanacağız diye 'yenidoğan çetesi' adı altında el kadar bebekleri öldürdükleri gün bu ülkedeki özel hastanelerin hepsini yıkmadığımız için, sağlığın parayla alınıp satıldığı düzene son vermediğimiz için özür diliyorum. Bunun unutulmasına izin vermemeyi bir öz eleştiri olarak ifade ediyorum. Üç kuruş daha fazla para kazanacaklar diye el kadar günahsız bebekleri ölüme yolladılar. Bunu yaratan bir sistem var. Bununla hesaplaşmak zorundayız. Biz, 'bizi daha az sömürün' demekle yetinemeyiz.'
SİYASAL SÜREÇ DEĞERLENDİRMESİ
Baş, konuşmasının devamında Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasal sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunarak şöyle devam etti:
'Bu ara hepimizin ağzında ezber: 'Ey halk bir yol ayrımındayız. Ya oraya gideceğiz ya buraya. Köprüden önceki son çıkış'. O geçti. Tünelin içine girdik, karanlığın dibine doğru gidiyoruz artık bunu görmemiz lazım. Bir yol ayrımındayız. Laikliği, demokrasiyi, özgürlükleri, hukuk devletini korumamız lazım. Yalan. Bu ülkede laiklik, özgürlük, demokrasi, hukuk, cumhuriyet yok. Hepsini yeniden, sıfırdan kazanmamız lazım. Bunlar bu ülkede var diye düşünürseniz ve bunları korumamız lazım diye düşünürseniz savunmaya çekilirsiniz. Savunmaya çekilirsiniz, savunmaya çekilirsiniz, en son duvarın dibine sıkışırsınız. Oysa bunları karşı devrimci bir iktidarın, patronların, tarikatların, cemaatlerin, emperyalistlerin desteklediği bir iktidarın bunları bizden çaldığını anlarsanız onu geri kazanmak için saldırmamız gerekir. Üstüne üstüne gitmemiz gerekir. Bu çok kritik bir ayrımdır. Bakın Türkiye'de önümüzdeki dönem muhalefetin tartışması gereken şey budur. Başımıza her gelenden sonra bakalım bir üst mahkeme ne karar verecek diye beklemekten artık nefes alamaz hale geldik. Kabul edelim bu ülkede hukuk yok, adalet yok. Bu ülkede hukuk, adalet iktidarın basit bir sopasına dönmüş durumda. Onların istemediği hiçbir karar çıkmaz o mahkemelerde. Bunu kabul edeceğiz ve kendi adaletimize, halkın adaletini nasıl sağlayacağımızı tartışacağız. Bunu konuşacağız. Bakın eğer bir tünelin içine girdiysek ve karanlıkta savruluyorsak, ülkemiz bir karşı devrim yaşıyorsa yapacağımız tek bir şey var. Karşı devrimle mücadele ancak devrimci bir tarzda olur. Onların belirlediği sınırların içerisinde karşı devrimle mücadele edemezsiniz. Eğer burada ortaklaşıyorsak, geride kalan 25 yıldan çıkartmamız gereken derslerden en önemlisi budur.'
NATO ZİRVESİ TEPKİSİ
NATO Zirvesi nedeniyle Ankara'da yaşanan gözaltı ve tutuklamalara da değinen Baş, konuşmasını şöyle tamamladı:
'Dün Ankara'da 200'e yakın arkadaşımızı tutukladılar. Bu haysiyetsizler gelecek diye Ankara'da havaalanından Ankara'nın merkezine kadar... Kitaplardan okurdum. 60'lı yıllarda bu Amerikan 6. Filosu Türkiye'ye gelecek diye İstanbul Karaköy'deki duvarları boya badana yaparlarmış. Ben okurken utanırdım, yüzüm kızarırdı. Nasıl bir ülkeyi yöneten bir iktidar nasıl böyle alçak olabilir diye. Şimdi gözlerimle gördüm. Ankara'da bu sabahın köründe onların geçeceği yolları temizliyorlar, yıkıyorlar, çiçek ekiyorlar, ağaç ekiyorlar.
Bir de utanmazlar. Pursaklar yol üstünde yoksulların yaşadığı bir mahalle. Bizim yaşadığımız bir mahalle. Oradaki fakirlik gözükmesin diye önüne duvarlar örüyorlar. O duvarların önüne resimler yapıştırıyorlar. 'Hoş geldiniz' falan diye. O kadar zoruma gidiyor ki bizi yoksullaştıran kendileri, o yoksulluğu patronları görmesin diye örtmek için bir de para harcıyorlar. Bize gelince para yok. NATO'ya gelince ne istiyorsan veriyorum. Orada yaşayan insanlar olarak biz yaşadıklarımızdan utanmıyoruz, utanacak olan biz değiliz. Bize bunu yaşatanlar utansın. Ortada utanılacak bir şey varsa 25 yıldır bu ülkeyi yönetip yoksulluğu bitiremeyenler utansın arkadaşlar. Ama bizi göstermek istemiyorlar ya, bizden utanıyorlar. Ulan, biz buranın ev sahibiyiz. Bu memleket bizim, siz kimin memleketini kime peşkeş çekiyorsunuz.
Bir de utanmazca 'biz yerliyiz, milliyiz' diyorlar. Kendileri dışındaki herkes onlara göre terörist, vatan haini, bölücü ama memleketi İncirlik Üssü'nü Amerikalılara peşkeş çeken sensin, Kürecik Radar Üssü üzerinden İsrail'e destek atan sensin. Adamın bir tanesi koşacakmış hangi parkta koştuğu belli olmasın diye iki tane parka vatandaşın girmesini yasaklamışlar. Beyefendi orada koşacak diye, onun arabasının geçtiği yerde insan görülsün istemedikleri için milleti gözaltına alıyorlar, tutukluyorlar. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni emperyalistler geliyor diye tatil ettiler, çalıştırmıyorlar. Şimdi bunları yapanlar bir de bizim karşımıza çıkıyor 'yerli, milli' diye nutuk atıyorlar. 'Vatan, millet, Sakarya' diye yalanlar söylüyorlar. O yüzden öfkeleniyorum. İnandığım bütün değerler üzerine yemin ediyorum. Bunlar ne yerli ne milli, dibine kadar Amerikancı. Bunlar 'yeşili çok seviyoruz' falan diyor ya vallahi Amerikan yeşilinden, dolar yeşilinden başka hiçbir yeşil bilmeyen bir iktidar bu.'
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, programın sonunda partisine yeni üye olan isimlere rozet taktı.





