Meltem Karakaş
(ESKİŞEHİR) - CHP Kadın Kolları Başkanı Asu Kaya, 'Kadın kimliğinin insan kimliği olarak kabul edilmesi, tam bir toplumsal cinsiyet eşitliğinin tesisi; eşit siyasetin ve güçlü demokrasinin temelidir' dedi.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle bir dizi etkinliğe katılmak için Eskişehir'e gelen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi'nde kadınlarla buluştu. P
rograma CHP Parti Meclisi Üyesi ve Gençlik ve Spor Politika Kurulu Başkanı Sevgi Kılıç, CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer, Jale Nur Süllü, İbrahim Arslan, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, çevre illerin belediye başkanları ile il ve ilçe başkanları katıldı.
Programın açılış konuşmasını yapan CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, 'Eskişehir, iddia ederek söylüyoruz ki Mustafa Kemal Atatürk'ün hayalindeki çağdaş Cumhuriyet kentidir. Cumhuriyet bir cümle ile ifade edilirse, cumhuriyet bir kadın devrimidir. Ve Eskişehir'i yöneten Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce, Cumhuriyet'in bir kadın devrimi olduğunun hem ispatıdır hem de en güzel meyvesidir' dedi.
'Bir şehirde kadın varsa o sokaklarda güven vardır'
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce de 8 Mart'ın, 1857'de hakları için direnirken yaşamını yitiren 129 kadının emaneti olduğunu belirtti.
Salondaki her kadının bir hikayesi olduğunu söyleyen Ünlüce, şunları kaydetti:
'Evde, tarlada, fabrikada, sanayide, okulda, hayatın her alanında alın terlerinin izini bıraktılar. Tek amacımız var: Daha eşit, daha adil, daha özgür ve müreffeh bir Türkiye için buradayız. Eskişehir belediyecilik tarihinin ilk kadın belediye başkanı olarak sizlere buradan seslenirken, belediyemizin yaptığı tüm çalışmalarda kadını güçlendirmek için verdiğimiz tüm hizmetler sizler içindir ve Eskişehir'deki kadınlar bu hizmetlerden hep en güzel noktada yararlanmayı bildiler bugüne kadar. Bir şehirde kadın varsa o sokaklarda güven vardır, orada huzur vardır. Bu vesileyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e bağlılığımızı yineleyerek, onun 'Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir' sözüyle hayatın her alanında var olma mücadelesi veren kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyorum. Şartlar ne olursa olsun bir adım geri durmayacağız, boyun eğmeyeceğiz, itaat etmeyeceğiz, susmayacağız.'
'Kadınların hayatı sizin siyasi pazarlık masanızdaki konu başlığı değildir'
CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya da şunları söyledi:
'Birileri bizi evlere hapsetmek istiyor, bunun farkında mısınız? Birileri kaç çocuk doğuracağımıza karar vermek istiyor. Birileri nasıl giyineceğimize karar vermek istiyor; hangi saatte, hangi sokakta olacağımıza ve hatta soyadımıza karar verme cüretini göstermek istiyor. Ve utanmadan bekar kadınları sahiplendirmekten bahsedenlerin, Medeni Kanun'a göz dikenlerin, nafaka hakkımıza el uzatanların karşısında dimdik bir kale gibi duruyoruz. Şunu herkes bilsin: Kadın kimliğinin insan kimliği olarak kabul edilmesi, tam bir toplumsal cinsiyet eşitliğinin tesisi; eşit siyasetin ve güçlü demokrasinin temelidir. Kadınların hayatı, sizin siyasi pazarlık masanızdaki konu başlığı değildir, hiçbir zaman da olmayacaktır.'
'Kendim çalışıyorum, çabalıyorum'
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler 4. sınıf öğrencisi Hazal Ünlü de şu ifadeleri kullandı:
'Bugün siz değerli halkımızın karşısında 24 yaşında genç bir kadın olarak konuşabilmek benim için gurur verici. Ben, üniversiteye giden birçok kadın öğrenci gibi hayallerimin peşinden Eskişehir'e geldim. 13 yaşından beri ailemden ayrı yaşıyorum. Kendim çalışıyorum, çabalıyorum, eğitimim için hâlâ kendime şanslar yaratmaya çalışıyorum. Eskişehir'e geldiğimde en çok zorlandığım şey güvenli bir semtte ev bulma kaygısıydı. Gece dışarı çıktığım zaman rahatça evime dönebilecek miyim, sağlam dönebilecek miyim düşüncesi her zaman aklımın bir yerinde oldu. Eskişehir'de çoğu kadın öğrenci gibi aynı şeyleri düşündüğümüzden eminim. Eve geç kalınca hissedilen tedirginlik, bu salonda var olan ve tüm kız öğrencilerin aklında canlanan bambaşka düşünceler.'
'Çoğu zaman emeğim görülmüyor'
Programda konuşan, 48 yaşında, evli, 2 çocuk annesi, zincir bir markette işçi olarak çalışan Hülya Yılmaz da şunları söyledi:
'Her sabah gün doğmadan yola çıkan, vardiya sisteminden dolayı gecesi gündüzüne karışan ve eve geldiğinde yorgunluğunu kapının dışında bırakmaya çalışan milyonlarca kadından biriyim. Çoğu zaman emeğim hiç görünmez, sesim hiç duyulmaz ama hayatın akışı benim ellerimde devam eder. İşçi olmak zaten zordur ama kadın işçi olmak daha da zordur. Uzayan çalışma saatleri, düşük ücretler, ağır iş temposu. Bir yanda iş yerinin sorumluluğu, diğer yanda evimin yükü. İşten çıkıp eve gittiğimde ikinci mesaim başlar. Çocuklarım, eşim, evim, hayatım, tüm sorumluluklar beni bekler. Aslında iki ayrı hayatı birden yürütmeye çalışıyorum. Üniversite mezunu kadın işçi olarak açlık sınırının altında bir maaşla her ay ay sonunu nasıl getireceğimi düşünüyorum. Bazen emeğimin karşılığını alıp almadığımı sorgularım ama her şeye rağmen çalışmaya, üretmeye ve ayakta kalmaya devam ederim.'
'Kadın hakim tarafından tahliye edildi'
Boşanma aşamasında olduğu eşi tarafından daha önce 16 yerinden bıçaklanan ve ölümün kıyısından dönen Öznur Gülbaş da şu ifadeleri kullandı:
'İşçi emeklisiyim ve bir çocuk annesiyim. Bugün buraya sadece kendi hikayemi anlatmaya değil, adalet koridorlarında yankısı kaybolan binlerce kadının çığlığı olmaya geldim. 2019 yılında boşanmak üzere olduğum erkek tarafından 16 yerimden bıçaklandım. Adli Tıp Kurumu, vücudumda aldığım bıçak darbelerinin hepsini değil, hayati gördüklerini kayda geçirdiler. Sistem diyor ki; ölmediysen çektiğin acının, aldığın darbelerin hukukta bir karşılığı yok. Bunun üzerine tutuklanan fail ilk duruşmada maalesef tahliye edildi. Üstelik bir kadın hakim tarafından.
'Can güvenliğimiz bozuk cihazların insafına terk edildi'
İnfial yaratan bu kararın ardından kamuoyu baskısı, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun desteği ve basının desteğiyle yeniden tutuklandı. Yerel mahkemenin aylar sonra vermiş olduğu karar 18 yıldı. Fakat adalet arayışım istinaf mahkemesinin hukuk komedisine dönüştü. 18 yıllık hapis cezası, gönüllü vazgeçme gibi akıl almaz bir gerekçeyle bozuldu. Beni öldürmeye çalışırken 'yapma' dedim diye 7 yıla indirildi. Aynı günvde tahliye edildi. İstanbul Sözleşmesi varken uygulanmadı. 6284 sayılı kanun kağıt üzerinde kaldı. Kadına karşı şiddete sıfır tolerans sözleri unutuldu. Karşı tarafa takılan kelepçe ya arızalanıyor ya da failler kelepçeyi bilinçli bozuyorlar. Can güvenliğimiz bozuk cihazların insafına terk edildi.'
''Köylü milletin efendisidir' dendi, köylü milletin enayisi oldu'
Çiftçilik yapan Ayşe Kepenek de şunları kaydetti:
'55 yaşımın 50 yaşını çiftçilikle geçirdim. Arpa, buğday ektik; kuru tarımla uğraştık. Tarım işi çok ağır, çok zor. Üstü açık bir fabrika gibi. Güvenilmiyor, umduğun olmuyor. Üretip tüccarın önüne koyuyorsun, umduğun fiyat verilmiyor. Ama üretirken mazot fiyatını biz belirleyemiyoruz. Gübre fiyatını belirleyemiyoruz. Gübre fiyatımızı belirleyemiyoruz, mazot fiyatımızı belirleyemiyoruz. Ücretimizi, ürettiğimizin ücretini de belirleyemiyoruz. Kırsalda yaşamak zor. Çiftçi kadın olarak yaşamak daha zor. Benim 5 tane çocuğum var. Ben beşini de okuttum. Çiftçi olmasınlar diye okuttum. Her yıl aynı fiyata buğday sattık 5 yıl üst üste. 50 liraya, 60 liraya buğday sattık. Aynı fiyata et sattık; 12,5 liraydı inek eti, 14,5 liraydı dana eti. Bunu da 4-5 yıl aynı fiyata sattık. Siz halkımıza soruyorum, acaba siz aynı fiyata kasaptan bir kilo et aldınız mı? Aynı fiyata fırından ekmek aldınız mı? Bunu soruyorum, ben başka bir şey sormuyorum. 'Köylü milletin efendisidir' dendi, köylü milletin enayisi oldu. Yok 50 kuruş, yok 80 kuruş. Çiftçiyle eğlenir gibi rakam veriliyor. Daha bu ne olacak bu? Fiyatını siz kurun, çiftçinin hakkını koruyun. Ben bu kadar söylerim.'