(İSTANBUL) - Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, Akbelen savunucusu Esra Işık'ın tutukluluğunun son derece haksız olduğunu belirtti.  

Sağkan, Silivri'deki yargılamalara ilişkin ANKA Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, TBB'nin İBB'ye ilişkin yargı sürecini soruşturma aşamasından itibaren takip ettiğini kaydetti.

Soruşturma aşamasında adil yargılanma hakkını ihlal eden bazı uygulamaların özellikle altını çizdiklerini ifade eden Sağkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Çünkü soruşturma aşamasında gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklendiğinde artık o yargılamanın adil bir yargılama olduğundan bahsedemiyorsunuz, bu sebeple uyarılarımızı yapmıştık. Devamında kovuşturma sürecinin başlamasıyla birlikte tabii ki TBB olarak bu yargılama sürecini takip ediyoruz. Bizim açımızdan ayrıca bir de Mehmet Pehlivan bir avukat, Ekrem İmamoğlu'nun avukatlığını yapıyordu bu dosyada soruşturma sürecinde ve kendisi tutuklandı. Haliyle onun açısından bir meslek örgütü olmamız sebebiyle ayrı bir hassasiyetimiz söz konusu. Gördüğümüz kadarıyla yarın itibariyle kendisinin ifade süreci başlayacak. Onun için de burada çok sayıda baro başkanımızla birlikte hazır bulunuyoruz.'

'Eğer bir iddia varsa hakkımızda muhakkak ki yargılanırız ama isteriz ki bu ülkenin yargı sistemine güven duyalım'

Sağkan, bir ceza yargılamasında delillerin 'beyan delili', 'belirti delili' ve 'belge delili' olarak aslında sınıflandırıldığını bildirerek, sadece 'beyan delili'ne bakarak kimse hakkında kesin, somut, inandırıcı delillerle bir mahkumiyet hükmüne varılamayacağını vurguladı.

Erinç Sağkan, şunları söyledi:

'Şu ana kadar ortaya koyduğumuz beyan delilleri üzerinden yürüyen bir yargılama süreci var burada. Çok sayıda tutuklunun, çok sayıda sanığın bir arada bulunduğu, haliyle yargısal süreçlerin de sağlıklı işleyemediği bir yargılama faaliyetini görüyoruz. Ben burada önemli olanın bir tutukluluk sürecinden kaynaklı olarak burada çok sayıda insanın kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlaline dönük yaşanan bir hak ihlali süreci var, buna dikkat çekmek istiyorum. Sonuçta yargılamalar yapılır, insanlar yargılanabilirler. Hiçbirimiz yargıdan muaf değiliz, hukukun üstünde değiliz. Eğer bir iddia varsa hakkımızda, muhakkak ki yargılanırız ama isteriz ki bu ülkenin yargı sistemine güven duyalım, sırtımızı bu ülkenin yargı sistemine yaslayabilelim. Hakkımızın orada tescil olacağına, adaletin herkese eşit dağıtılacağına inanalım, bunu isteriz her şeyden önce.'

İBB Davası'nda sanıkların tutukluluklarının uzun süredir devam ettiğini belirten Sağkan, tutuklamanın yerine adli kontrol uygulanarak, yargılamanın sağlıklı şekilde devam edebileceğini anlattı. 

'Yeni duruşma salonunun içerisine girdiğimizde de aynı durumla karşılaşacağız'

Duruşma salonlarına ilişkinde değerlendirmelerde bulunan Sağkan, şöyle devam etti:

'Duruşma salonlarını görüyorsunuz aslında mevcuttaki salonu da görüyorsunuz. Yeni duruşma salonu benim açımdan bir şey ifade etmez, o salon bana adaleti hissettiriyor mu? Vatandaş olarak buna bakarım. Basın mensuplarının bir köşeye sıkıştırıldığı, basının yeterli derecede duruşmayı etkin şekilde takip etmesinin bile sağlanmadığı bir ortam var içeride ama daha da önemlisi sanıklarla avukatlarının arasında çok ciddi mesafeler var. Böyle bir yargılamada adil bir yargılanma hakkının tesis edildiğinden savunma hakkının etkin kullandırıldığından bahsedemezsiniz. Hakimle savcının aynı seviyede yan yana oturduğu bir görüntünün silahların eşitliği ilkesine açıkça aykırı olduğu defalarca belirtilmiştir.

Yeni duruşma salonunun içerisine girdiğimizde de aynı durumla karşılaşacağız. Sanıklarla avukatları arasında metrelerce mesafe bir avukatın tutuklu bulunan müvekkiline etkin şekilde savunma hakkını kullandırma noktasında yardımcı olmasının fiziken engellendiği, aralarına jandarmaların bariyerler koyduğu, hakimin, savcının ve avukatın tamamen ayrıştırılarak özellikle savcının, hakimin yanında konumlandırılarak silahların eşitliği ilkesinin aslında o mimari görüntüsüyle yok edildiği bir duruşma salonu benim açımdan yeni de olsa bir şey ifade etmiyor. Oraya gelen sanıklar açısından, avukatlar açısından da bir şey ifade etmiyor. Hakimin savcının konforu açısından bir şey ifade edebilir ama biz savunma makamı olarak konforu değil, adaleti arıyoruz.'

'İnsanların korkutulmaya, bastırılmaya çalışıldığı bir süreci yaşıyoruz'

Muğla'nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin acele kamulaştırılmasına karşı düzenlenen protestoların ardından 30 Mart gecesi gözaltına alınarak tutuklanan Esra Işık'ı ziyaret ettiğini belirten Sağkan, Işık'ın tutukluluğuna ilişkin şunları söyledi:

Birleşik Kamu-İş nisan ayı gıda fiyat artışı raporunu yayınladı... 'Yılın ilk dört aylık dönemindeki fiyat artışı yüzde 26,5'i buldu'
Birleşik Kamu-İş nisan ayı gıda fiyat artışı raporunu yayınladı... 'Yılın ilk dört aylık dönemindeki fiyat artışı yüzde 26,5'i buldu'
İçeriği Görüntüle

'20 günü aşkın süredir tutuklu, son derece haksız bir tutukluluk. Tutukluğun gerekçesi de aslında kendiliğinden bu haksız tutuklamayı ortaya koyuyor çünkü Esra'nın ne kaçma gerekçesinden bahsedilmiş ne delilleri karartma ihtimalinden bahsedilmiş bir tutuklama nedeni olarak. Devam etmekte olan diğer keşiflerde bilirkişileri etkileme ihtimalinden bahsedilerek bir varsayımla tutuklanması gibi bir hukuki garabetle karşı karşıyayız. 27'sinde duruşması olacak. Biz Esra Işık'ın tahliye olacağını biliyoruz ancak bunun insanları yanıltmaması gerekiyor çünkü Esra'yı tutukladıkları andan itibaren bugüne kadar olan süreçte elde edilmek istenen amaç hasıl olmuş durumda, bu haksızlığı yapanlar bakımından. O gözdağı verildi, oradaki köylülerin, toprağına sahip çıkan insanların direnişine ilişkin bir önüne ket vurulmak isteniyordu, bunlar gerçekleştirilmiş oldu.

İnsanların korkutulmaya, bastırılmaya çalışıldığı bir süreci yaşıyoruz ve maalesef yargısal süreçler bunlara alet ediliyor. Esra Işık'ın dosyasını takip edeceğiz, 27'sinde Milas'ta olacağız. Kendisinin daha önemli bir çağrısı vardı, ben dün de bunu dile getirmeye gayret ettim. Bugün de onun altını çizelim, özellikle Anayasa Mahkemesi'nin önünde zeytinlikleri ranta açan yasal düzenlemenin iptali için bir dosya duruyor şu anda ve bu alanlar özellikle Akbelen tarafında artık fiili el koyma noktasına kadar ilerledi bu hukuki süreçler. Keşifler sonlandı, acele kamulaştırma işlemleri tamamlandı. Artık ücretlerin ödenip fiili el koyma süreçleri başlayacak.

Haliyle Anayasa Mahkemesi'nin önündeki dosyanın bir an önce sağlıklı bir çerçevede, yaşam hakkı değerlendirmesi çerçevesinde, anayasal haklar çerçevesinde hızlı bir şekilde irdelenmesi, ivedi şekilde dosyanın gündeme alınması gerekiyor. Yoksa daha geç bir takvimde o yasal düzenleme iptal edilse dahi maalesef atı alan Üsküdar'ı geçmiş olacak. Buna da tabii ki yargı makamlarının müsaade etmemesi gerektiğini düşünüyorum.'

Kaynak: ANKA