(ANKARA) - Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından yaptığı açıklamada, 'Fransa'nın Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Irak, Bahreyn, Kuveyt, Umman gibi Körfez ülkeleri ve Ürdün'ün savunmasına katılmaya hazır olduğunu' söyledi.
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, ABD ve İsrail'in İran'a hava saldırısı düzenlemesinin ardından İran'ın bölgedeki tüm ABD üslerine füze fırtlatmasından sonra Orta Doğu'da yaşanan gelişmeleri ele almak üzere bir basın toplantısı düzenledi. Barrot, Fransa'nın Suudi Arabistan, BAE, Katar, Irak, Bahreyn, Kuveyt, Umman ve Ürdün gibi dost ülkelerin savunmasına katılmaya hazır olduğunu belirtti. Bakan, askeri operasyonların süresiz sürmesinin hem İran'ı hem de bölgeyi uzun süreli bir istikrarsızlık sarmalına sürükleyeceğini vurgulayarak gerilimin durdurulması çağrısında bulundu.
Barrot, Lübnan ve bölgedeki diğer ülkelerin tırmanıştan korunması gerektiğini vurguladı. Fransa'nın Lübnan devletinin egemenliği ve güvenliğine bağlılığını sürdüreceğini belirten Barrot, bölgedeki silahlı kuvvetler konusunda Lübnan ile görüşmek üzere bir konferans düzenleyeceklerini açıkladı. Barrot, tek taraflı müdahalelerin, bu amaçla oluşturulmuş uluslararası organlarda, özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde tartışılması gerektiğini söyledi.
İran rejiminin nükleer silahları, balistik füzeleri ve terörist gruplara desteğiyle bölgeyi istikrarsızlaştırdığını kaydeden Barrot, 'On yıllardır uluslararası hukuku ihlal ediyor ve BM kararlarını hiçe sayıyor' dedi. Barrot, Fransa'nın önceliğinin Fransız vatandaşlarının ve tesislerinin güvenliği olduğunu ve yaklaşık 400 bin Fransız'ın doğrudan bölgeden etkilendiğini kaydetti. Barrot, şu aşamada herhangi bir Fransız can kaybı yaşanmadığını bildirdi.
Barrot, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik 'tek taraflı' saldırılarının, tam da bunun için kurulmuş olan uluslararası organlarda, örneğin Birleşmiş Milletler'de tartışılması gerektiğini söyledi. Barrot, Paris'teki bakanlıkta bir toplantı sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, 'Herkes sorumluluklarını alabilirdi, çünkü gücün kullanımı ancak (BM) Güvenlik Konseyi önünde gerçekleştiğinde gerekli meşruiyeti kazanabilir' ifadelerini kullandı.




