Haber: Hakan KAYA-Kamera: Belçim KILIÇKIRAN
(İSTANBUL) Gayrettepe'deki Masquerade gece kulübünde çıkan yangınında yaşamını yitiren 29 işçi, facianın ikinci yılında anıldı. Yangının çıktığı gece kulübü önünde aileler adına basın açıklamasını okuyan Zülfiye Dolu, Gayrettepe'de yaşanılanın bir kaza değil, sorumluların yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucu ortaya çıkan bir işçi katliamı olduğunu belirterek, 'Ruhsatsız tadilatın sürdürülmesi, iş güvenliği önlemlerinin alınmaması, çalışma koşullarının denetlenmemesi ve açık tehlikelere rağmen işçilerin çalıştırılmaya devam edilmesi 29 işçinin yaşamına mal oldu. Bu nedenle burada yaşananı tesadüf, dikkatsizlik ya da sıradan bir ihmal olarak adlandırmak gerçeği örtmek olur' dedi.
Yangının yıl dönümünde hayatını kaybeden 29 işçi, olay yerine yakın bir noktada düzenlenen basın açıklamasıyla anıldı. Anma etkinliğine sivil toplum örgütleri de destek verdi.
Sloganlarla yürüdüler
'İhmal değil, olası kasıt! Gayrettepe katliamı için adalet' yazılı pankart açan aileler ve yurttaşlar, 'Çalışırken ölmek istemiyoruz' ve 'Katillerden hesabı emekçiler soracak' sloganlarıyla gece kulübünün bulunduğu Yıldız Posta Caddesi'nde yürüdü.
'Neden biz sosyal medyada adalet arıyoruz?'
Faciada can veren Şivan Dolu'nun ablası Zülfiye Dolu, aileler adına basın açıklamasını okumadan önce kendi düşüncelerini aktardı, 'Bir insan bu kadar kolay ölmemeli. Bize bu 29 insanın bu yangından neden çıkamadığını cumhurbaşkanına, adalet bakanına sormak istiyorum. Adalet bakanına sormak istiyorum; Neden biz sosyal medyada adalet arıyoruz? Neden bu mahkemeler var? Neden adalet sarayları var? Neden hakimler, savcılar var? Neden biz gece gündüz adaleti X'te (sosyal medyada) arıyoruz? Bizim dün sosyal medyada çalışmamız vardı. Bir takipçimiz bize 'Adalet X'in temelidir' diye yazmış. Bu bence utanç. Bu adaletin çöktüğünü gösteriyor.' dedi.
'Bu kaza değil, bir işçi katliamı'
Konuşmasının ardından basın açıklamasını okuyan Zülfiye Dolu, Gayrettepe'de yaşananın bir kaza değil, sorumluların yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucu ortaya çıkan bir işçi katliamı olduğunu belirterek şöyle konuştu:
'Ruhsatsız tadilatın sürdürülmesi, iş güvenliği önlemlerinin alınmaması, çalışma koşullarının denetlenmemesi ve açık tehlikelere rağmen işçilerin çalıştırılmaya devam edilmesi 29 işçinin yaşamına mal oldu. Bu nedenle burada yaşananı tesadüf, dikkatsizlik ya da sıradan bir ihmal olarak adlandırmak gerçeği örtmek olur.'
'Bu kadar açık riskler varken neden çalışma durdurulmadı?'
Dolu, olayın tekil bir eksiklikten değil, bir ihmaller zincirinden kaynaklandığına dikkat çekerek, 'Çıkışların insan tahliyesine uygun olmaması, çalışma alanında yangın riskine karşı gerekli düzenlemelerin bulunmaması, işçilerin güvenliğini sağlayacak temel önlemlerin alınmaması ve bütün bunlara rağmen faaliyetin sürdürülmesi, bu ölümün nasıl adım adım hazırlandığını gösteriyor. Ortada öngörülemeyen bir durum değil, göz göre göre büyüyen bir tehlike vardı. Asıl soru şudur: Bu kadar açık riskler varken neden çalışma durdurulmadı, neden gerekli önlemler alınmadı, neden işçilerin yaşamı korunmadı?' diye sordu.
Zülfiye Dolu açaklamasında, işçilerin ölümüne yol açan koşulların kendiliğinden oluşmadığını bu koşulların yaratıldığını, sürdürüldüğünü ve uyarılması gereken yerde sessiz kalındığını ifade etti. Gayrettepe'de yaşananların yalnızca sonuçları üzerinden değil, o sonuca yol açan her bir karar, her bir ihmal üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
'Yaşamını yitiren işçilerin sorumluymuş gibi gösterilmesi ne hukuken kabul edilebilir ne de vicdanen taşınabilir'
Sorumluların tamamı tutuklu olmadığına dikkat çeken Zülfiye Dolu, 29 işçinin yaşamını yitirdiği bir olayda sınırlı ve eksik bir yargılamanın kabul edilemez olduğunu söyleyerek şöyle devam etti:
'Daha da ağır olan ise mahkeme sürecinde ölen işçilerin kusurlu gösterilmeye çalışılmasıdır. Yaşamını yitiren işçilerin sorumluymuş gibi gösterilmesi ne hukuken kabul edilebilir ne de vicdanen taşınabilir. Kendilerini koruyacak önlemlerin alınmadığı bir ortamda çalışan, güvenli çıkışlara erişemeyen, riskli koşullar altında çalıştırılan işçileri suçlamak gerçeği ters yüz etmektir. Burada sorulması gereken, işçilerin neyi neden yapamadığı değil, onları böylesi bir ölümün içine iten koşulların neden ortadan kaldırılmadığıdır.'
Biz bu dosyada ihmal sözcüğünün gerçeği karşılamadığını başından beri söylüyoruz. Çünkü burada yalnızca eksik bırakılmış birtakım tedbirlerden değil, sonucu öngörülebilir bir tehlikeye rağmen gerekli adımların atılmamasından söz ediyoruz. 29 canımızın yaşamını yitirdiği böylesi bir olayın olası kast kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunmamızın nedeni de budur. İnsan çıkışına uygun olmayan alanlar, yetersiz güvenlik önlemleri ve sürdürülen çalışma bir araya geldiğinde ortaya çıkan ölüm riski görmezden gelinmiş değil, fiilen göze alınmış olur.
'Sorumluların tamamı yargılanana, bu katliamın bütün yönleriyle hesabı sorulana kadar adalet arayışımız sürecek'
Buna rağmen bizler iki yıldır geri çekilmedik. Aileler, yakınlar ve avukatlar olarak adalet mücadelesini sürdürdük, sürdürmeye devam ediyoruz. Gayrettepe'de kaybettiğimiz 29 canımızı özlemle anıyor, onların anısını yalnızca yasla değil, hakikat ve adalet talebiyle de yaşatıyoruz. Bir kez daha açıkça söylüyoruz. Sorumluların tamamı yargılanana, bu katliamın bütün yönleriyle hesabı sorulana kadar adalet arayışımız sürecek. Dosyanın hafifletilmesine, sorumluluğun dağıtılmasına, bu katliamın unutulmasına izin vermeyeceğiz.
'Gayrettepe İşçi Katliamı'nı unutmayacağız, unutturmayacağız'
Bu nedenle herkesi 18 Mayıs'ta görülecek duruşmada bizimle birlikte olmaya çağırıyoruz. Adalet talebimizi birlikte büyütmek, 29 canımızın hesabını birlikte sormak ve bu davanın takipçisi olduğumuzu göstermek için dayanışmaya ihtiyacımız var. Gayrettepe İşçi Katliamı'nı unutmayacağız, unutturmayacağız. Adalet sağlanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.'




