Haber: Burcu ÖZKAYA GÜNAYDIN
(HATAY) - AB destekli PACE Projesi kapsamında düzenlenen 'Yerel Yönetimler Konferansı'nda', Hatay'ın deprem sonrası toparlanma süreci ele alındı. AB Türkiye Delegasyonu Maslahatgüzarı Jurvis Vilcinskas, deprem sonrası yeniden inşa sürecinde uluslararası dayanışmanın önemine dikkati çekerek, 'Daha dayanıklı şehirler, altyapılar ve toplumlar inşa etmek artık bir tercih değil, acil bir gerekliliktir' dedi.
6 Şubat depremleri sonrası Hatay'ın toparlanma ve iyileşme sürecine katkı sunmak amacıyla, AB destekli PACE Projesi kapsamında 'Yerel Yönetimler Konferansı' düzenlendi. Konferansa Hatay Valisi Mustafa Masatlı, kamu kurumlarının temsilcileri, yerel yöneticiler, diplomatik temsilciler ve basın mensupları katıldı.
Programın açılış konuşmasını yapan Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk, depremin yaralarının sarılmasında uluslararası desteklerin önemli rol oynadığını vurguladı. Öntürk, Avrupa Birliği ile yürütülen projelerin sahaya somut katkılar sunduğunu belirtti.
Konferansta konuşan Hatay Valisi Mustafa Masatlı da 6 Şubat depremlerinin ardından yürütülen çalışmaların yalnızca bir yeniden inşa süreci değil, çok boyutlu bir 'yeniden kuruluş' hamlesi olduğunu vurguladı.
Masatlı, 6 Şubat depremlerinde Hatay'ın en büyük yıkımı yaşayan illerden biri olduğunu hatırlatarak, afetin yalnızca fiziksel yapıları değil; şehir hafızasını, sosyal hayatı, ekonomik düzeni ve kültürel mirası da derinden etkilediğini söyledi. Deprem sonrası yürütülen çalışmaları 'asrın en büyük ihya, inşa ve imar seferberliği' olarak nitelendiren Masatlı, Hatay'da yaklaşık 91 bin binanın yıkıldığını, 335 binden fazla bağımsız bölümün enkazının kaldırıldığını açıkladı. Hatay'da oluşan 41 milyon ton enkazın 11 ay gibi kısa bir sürede kaldırıldığını belirten Masatlı, hak sahipliği sürecinde de önemli bir aşamaya gelindiğini ve 150 bini aşkın hak sahibinin belirlendiğini ifade etti.
Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreteri Dr. Şengül Altan Arslan da, 'Merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki iş birliği artık bir tercih değil, etkin bir gerekliliktir. Çünkü kaynakların etkin kullanımı, politikaların sahaya doğru yansıması ve uygulamaların sürdürülebilirliği ancak güçlü ve eşit durumla mümkün olabiliyor. Bu tür çok paydaşlı ortak aklı, iş birliğini ve dayanışmayı güçlendiren girişimler önümüzdeki dönemde şehirlerimizin dönüşümünde önemli katkılar sağlayacaktır' diye konuştu.
Almanya Büyükelçiliği Elçi Müsteşarı Stefan Bredohl ise Türkiye ve Suriye'yi etkileyen afetin ardından yürütülen insani yardım, finansal destek ve uzun vadeli kalkınma hedeflerine dikkati çekti. Avrupa ülkelerinin afet sonrasında Türkiye'ye destek olmak amacıyla hızlı şekilde harekete geçtiğini belirten Bredohl, Mart 2023'te düzenlenen uluslararası bağış konferansında Türkiye ve Suriye halkı için yaklaşık 7 milyar avroluk kaynak taahhüt edildiğini, Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin hem kamu hem de özel sektör aracılığıyla önemli katkılar sunduğunu ifade etti.
'Daha dayanıklı şehirler inşa etmek artık bir tercih değil, acil bir gerekliliktir'
Konferansta konuşan AB Türkiye Delegasyonu Maslahatgüzarı Jurgis Vilcinskas da deprem sonrası yeniden inşa sürecinde uluslararası dayanışmanın önemine dikkati çekti.
Türkiye'nin aktif fay hatları üzerinde yer alması nedeniyle deprem riskine açık bir ülke olduğunu hatırlatan Vilcinskas, bu durumun dayanıklılık kavramını daha da kritik hale getirdiğini ifade etti.
'Daha dayanıklı şehirler, altyapılar ve toplumlar inşa etmek artık bir tercih değil, acil bir gerekliliktir' diyen Vilcinskas, bu sürecin yerel yönetimler, şehir plancıları ve toplumun tüm kesimlerinin ortak çabasıyla yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Avrupa Birliği'nin deprem sonrası sürece sağladığı katkılara da değinen Vilcinskas, AB'nin yeniden inşa süreci için toplamda 1 milyar avroluk hibe desteği sağladığını belirterek, bu kaynakların okul, hastane, belediye altyapısı ve kültürel mirasın yeniden inşasında kullanıldığını ifade etti.




