(ANKARA) - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Ankara'da açlık grevi başlatan özel sektör öğretmenleri ve mülakat mağduru öğretmenleri ziyaret etti. Hatimoğulları, öğretmenlerin taban maaş, güvenceli çalışma ve mülakat mağduriyetine ilişkin taleplerinin karşılanmasını isteyerek, polis müdahalesine tepki gösterdi.

Hatimoğulları, Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyelerinin Ankara'da başlattığı açlık grevi eylemini ziyaret etti. Hatimoğulları, burada yaptığı açıklamada şunları söyledi:

'Bugün Ankara'nın göbeğinde çok kıymetli öğretmenlerimiz, eğitim emekçileri sesini duyurmak için haklı taleplerinin yaşam bulması için yıllardır yürüttükleri çalışmalardan, yürüyüşlerden, eylemlerden sonuç alamadıkları için şu anda Ankara'nın göbeğinde açlık grevine oturmuş durumdalar. Özel sektör öğretmenleri sendikası ve mülakat mağduru öğretmenler platformu bir arada 3 gündür açlık grevindeler ama yıllardır devam eden eylemlerinin ve mücadelelerinin akabinde bu açlık grevine oturmak zorunda kaldılar. Öğretmenlerimizin talepleri, eğitim emekçilerin talepleri son derece basit, son derece insani ve son derece olması gereken talepler. En önemli talepleri öğretmenlerimizin taban maaşının düzenlenmesi ve iş koluyla ilgili birçok belirsizliğin düzenlenmesini istiyorlar. Yani insanca yaşayabilecekleri bir maaş istiyorlar. Özel kurumlarda eğitim verdikleri için özel kurumların mobbinginden, özel kurumların düşük ücretiyle karşı karşıya kalmaktan kurtulmak için talepleri var. Öğretmenlerimiz bugün özel okullarda açlık ve yoksulluk sınırının altında çalışıyorsa bu insanlık değildir. Zaten kamu emekçileri olan öğretmenlerimiz yine benzer mağduriyetler içinde ama özel sektördeki öğretmenlerimiz çok daha mağdur durumdadır.

'ÖĞRETMENLERİN SESİ DUYULSUN'

Bu mağduriyet bir an önce giderilsin diye kapısını çalmadıkları siyasi parti kalmadı. Görüşmek istedikleri bakanla yani Milli Eğitim Bakanıyla yani Çalışma Bakanıyla randevu talep etmelerine rağmen randevularına olumlu yanıt verilmedi bugüne kadar. Geçmiş dönemde bir seçim vaadi olarak hepimiz hatırlayacağız cumhurbaşkanının ne dediğini. Mülakatı ortadan kaldıracağız demişti. Zaten Türkiye'de artık liyakat değil, artık bir AKP'li misin değil misin testiyle gerçekleşen mülakatlar sonucu kadro atamalarının olduğunu cümle alem biliyor. Bugün 90'ın üzerinde puan almış kamu emekçisi olmak isteyen gençlerimiz sınavlara giriyor ve çok yüksek puan aldığı halde mülakatta hangi kitabı okursun, hangi yazardan ve şairden hoşlanırsın diye saçma sapan sorularla, asla mesleki olmayan sorularla onlara puan vermeye çalışıp onları kadroya almıyorlar. Öğretmenlerimiz atanamıyor değil, atanmıyor. Atanmayan öğretmenlerimiz herhangi bir yerde bir iş bulmak için girişimlerde bulunduklarında o işi de bulamıyorlar.

Bugün Türkiye'de işsizliğin, yoksulluğun, açlığın bu kadar derinleştiği bir yerde öğretmenlerimizin ihtiyaç olmasına rağmen, okullarda kadro açığı olmasına rağmen atanmaması asla kabul edilebilir bir şey değildir. Değerli halklarımız buradan biz AKP iktidarına özel olarak seslenmek istiyoruz ve sizler de burada açlık grevinde olan öğretmen kardeşlerimizin lütfen yanında olun, destekleyin, dayanışın değerli yurttaşlarımız, bunlar sizin çocuklarınızı eğiten, sizin çocuklarınızı yetiştiren geliştiren ve bu toplumun geleceğinin garantisi olan öğretmenlerimiz. Onları asla yalnız bırakmayalım ve sadece biz DEM Parti olarak ya da bir siyasi parti olarak seslenmeyelim iktidara. Gelin toplum olarak, Türkiye yurttaşları olarak öğretmenlerimizin yanında daha güçlü duralım ve hep birlikte iktidara seslenelim ve diyelim ki öğretmenlerimize biz toplum olarak sahip çıkacağız, çıkmaya devam edeceğiz. Haklı taleplerini Türkiye Büyük Millet Meclisi mutlaka ve mutlaka gündemine almalı ve öğretmenlerimizin taleplerini yerine getirmeli. Açlık grevinde olan öğretmen kardeşlerimizin sesi mutlaka ve mutlaka duyulmalı.

'BU MUAMELEYİ KABUL ETMİYORUZ'

Yine öğretmen arkadaşlarımızın en önemli talebi AKP'nin grup başkan vekilleriyle görüşme gerçekleştirmek, dertlerini onlara anlatmak, beraber nasıl çözüm üretebilirizi konuşmak istiyorlar ve buradan bu arkadaşlarımızın randevu talebini biz buradan medya aracılığıyla da duyuruyoruz ve bu randevu talebine karşılık verilmelidir. İşte bütün bu talepleri sıralayan sendikal mücadele vererek hakları için, iş için, ekmek için, aş için mücadele eden değerli öğretmenlerimize ve ailelerine aşırı yoğun bir şiddet uygulanmıştır. Bugün annelerimize gaz sıkıldı. Ben ilk gün televizyonda izledim. Başörtülü bir kardeşimizi, bir kadın arkadaşımızın başörtüsünü yırtıyorlar ve şapka takmak zorunda kalıyor. Yine başörtülü bir kadının üzerindeki ceketi nasıl paramparça ettiğini, o kolluk kuvvetinin, o polisin bunu gördük, buna tanıklık ettik. Yine bu eylemde kadınları başörtülüler ve başörtüsüzler diye ayırmaya çalışan kolluk kuvvetini gördük. Biraz önce eli sargılı, kolu mor öğretmenlerimizi gördük. Bu bu iktidarın, bu yönetim biçiminin utancıdır.

Her hak talep eden, her mücadele eden, anayasada tanımlı olan hakları için mücadele edenler, demokratik anlamda demokratik de taleplerini yükseltenlere ne yazık ki kolluk kuvveti bir düşmanmış gibi başka bir yerden gelmiş düşmanlarmış gibi muamele gösteriyorlar. İnanın bu muamele düşmana dahi gösterilmez. İnanın bu muamele, bu muamele dünyada en nefret ettiğiniz insana dahi gösterilmez. Biz bu muameleyi kabul etmiyoruz. Asla yalnız olmayacaksınız. Bu mücadelede sonuna kadar her yerde bizden parti olarak sesiniz sözünüz olmaya, mücadelenizle dayanışmaya devam edeceğiz. Mutlaka kazanacağız. Mutlaka kazanacaksınız ve biz hep birlikte kazanacağız.'

Kılıçdaroğlu'ndan dış politika ve CHP tartışmalarına ilişkin açıklama
Kılıçdaroğlu'ndan dış politika ve CHP tartışmalarına ilişkin açıklama
İçeriği Görüntüle

 

Kaynak: ANKA