Haber: Oktay YILDIRIM / Kamera: Gencer KETEN
(İSTANBUL) - Görevden alınan ve yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik davaya ilişkin, 'Bizim beklentimiz adil bir yargılamadır. Zira Hazreti Ali'nin de dediği gibi 'adalet mülkün temelidir' lafı aslında oradan geliyor çünkü diyor ki 'bir devletin dini adalettir.' Adalet zaafa uğrarsa devlet zaafa uğrar. Zaafa uğrayan bir devletin de kimseye bir katkısı olmaz. Kimse yargılamadan azade olsun demiyoruz ama aynı zamanda adil yargılama bekliyoruz. İki yargılamayı gerginlik, arenada birbirini yenmenin, kol bileği yapmanın bir alanı haline de getirmenin kimseye de bir faydası yok' dedi.
İBB'ye yönelik yolsuzluk iddiasıyla açılan ve aralarında CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 402 sanıklı davanın ilk duruşması, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri'deki Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki 1 No'lu salonda görülmeye başlandı.
Görevden alınan ve yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, duruşma arasında Silivri'deki Marmara Cezaevi önünde ANKA Haber Ajansı'na açıklamalarda bulundu.
'Kimse yargılamadan azade olsun demiyoruz ama aynı zamanda adil yargılama bekliyoruz'
Özer, İBB davasının Türkiye için önemli olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:
'Sayın İmamoğlu 16 milyonluk bir şehrin belediye başkanı. Yanı sıra iki tane belediye başkanımız daha var. Şişli Belediye Başkanı Emrah Şahan ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık. Onun yarı sıra 400 civarında bürokrat da var. Dolayısıyla burada bizim beklentimiz adil bir yargılamadır. Zira Hazreti Ali'nin de dediği gibi 'adalet mülkün temelidir' lafı aslında oradan geliyor çünkü diyor ki 'bir devletin dini adalettir.' Adalet zaafa uğrarsa devlet zaafa uğrar. Zaafa uğrayan bir devletin de kimseye bir katkısı olmaz. Kimse yargılamadan azade olsun demiyoruz ama aynı zamanda adil yargılama bekliyoruz. İki yargılamayı gerginlik, arenada birbirini yenmenin, kol bileği yapmanın bir alanı haline de getirmenin kimseye de bir faydası yok. Üçüncüsü en önemlisi tutuksuz yargılama bekliyoruz. Zira daha önce de benzer davalarda tutuksuz yargılamalar olmuş. Başka çağrılarımız da var. Mesela ben belediye başkanıyım. Şu anda 4 aydır tahliye olmuşum. Hala görevime iade edilmedim. Yerimde bir kayyum var. Kayyumların kaldırılmasını bekliyoruz.
Anayasa Mahkemesi'yle AYM'in kararlarının uygulanmasını bekliyoruz. Hasta, tutukluların ve hükümlülerin serbest bırakılmasını bekliyoruz. Ana muhalefet partisine yapılan bu operasyonların artık son bulmasını bekliyoruz. Neden mi? Bir tarafta barış süreci var, 'kucaklaşalım' diyoruz. Etrafımız ateş topuna dönmüş, Orta Doğu alev alev yanıyor. Sayın Cumhurbaşkanı iç cepheyi güçlendirme anlamında çağrılar yapıyor. Peki biz de iç cepheyi güçlendirelim diyoruz. Biz de barış olsun, demokrasi olsun diyoruz ama barış ve demokrasi yaparken toplumun önemli bir kesimini öteleyerek hukuku siyasetin aracı haline getirerek ve aynı zamanda bir sopa gibi kullanarak bir iç cephe efendim kurulabilir mi? Muhkem edilebilir mi? Adalete olan güven tesis edilebilir mi? Bunu ben demiyorum. Anketler ortaya koyuyor. Bugün yargıya duyulan güvenin yüzde 20'lerde olması bizim hukuk düzenimiz için büyük bir faciadır. Sadece yargı düzeni için değil. Zira bu aynı zamanda hukuk güvenliğinin de olmadığı yani senin de benim de başkasının da bir hukuk güvenliğinin olmadığının göstergesidir. Oysa bir vatandaşın, yurttaşın, bir ülkenin yurttaşı olmasının en büyük teminatı hukuk güvenliğidir. Bir başka olay bütün bunlarla birlikte biz mahkeme salonlarında büyük gerginliklerin olduğu birbirlerinin yenme, yenilme üzerine kurulduğu bir çekiş alanı haline de getirilmesini istemiyoruz. Bugün de olan maalesef bu ve buna hiç gerek yok.
'Mahkeme hepimizindir, herkese eşit mesafede yaklaşmak durumundadır'
Sayın İmamoğlu bir yıldır içeride tutuklu. Orada söz istiyor. 20 dakika konuşursa kime ne zararı olur? Bir yıldır içeride olmasının devlete ne gibi bir faydası oldu? Ben bir yıl içeride kaldım, çıktım. Bu toplum ne gibi bir fayda elde etti? Ayrıca iktidarın ittifak ortağı Sayın Bahçeli çağrılarda bulundu, 'İki Ahmet göreve diye, kayyumlar son bulsun.' Ayrıca Sayın Feti Yıldız aynı zamanda -MHP'nin en önemli kurmayı- adil yargılama ile ilgili, hakim teminatıyla ilgili, sanığın haklarıyla ilgili, savunmanın önemi ile ilgili çok önemli vurgularda bulunuyor. Hepimiz bunun altına imzamızı atıyoruz ama bunlar önemli güzel sözler fakat bu sözlerin gereğinin de mahkeme salonlarında yerine getirilmesini bekliyoruz. Bizim en büyük beklentimiz bu ve inanıyorum ki diliyorum ki bu özellikle barış sürecinin sona gitmesi bu ateş çemberinde iç cephenin tahkim edilebilmesi için bu kutuplaşmanın bu gerginliğin bir an önce sona ermesi lazım. Zira siyasi partiler birbirinin düşmanı değil. Birbirinin rakibidir. Rekabet de nezaketle yapılmalı. Siyasi partiler mahkeme üzerinden rekabet edemezler çünkü mahkeme hepimizindir. Herkese eşit mesafede yaklaşmak durumundadır. Bu olmadığı takdirde toplumun eğer mahkemeye, hukuka, adalete güveni azalırsa o zaman hukuk adaleti işlemenin aracı olmaktan çıkıp zulm işlemenin aracı haline gelir ki bunun hiç kimseye bir faydası yoktur. Zira hukuk bir gün herkese lazım olur.'




