(İSTANBUL) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, İBB'ye yönelik yolsuzluk iddiasıyla açılan davanın duruşmasının ardından, 'Ey iktidar, ey iktidarla birlikte yol yürüyenler, onun yandaş kanalları, onun televizyonlarda yorum yapan hukukçuları, siz tarihin hangi sayfasındasınız? Doğru tarafında olanlar bugün Silivri'de kapılar açık olsa buraya dolacak olan yüz binlerce, milyonlarca insan. Biz tarihin doğru tarafında duruyoruz. Tarih sonuçta milletin iradesinin tecelli ettiği bir şekilde sonuçlanacak. Bu yargılama tamamı siyasidir. Bu yargılamalardan, bu mahkemelerden talimatın dışında farklı bir karar beklemediğimizi daha ilk gün, mahkeme heyetinin izlediği tavırdan gördük' değerlendirmesinde bulundu.
İBB'ye yönelik yolsuzluk iddiasıyla açılan ve aralarında CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 106'sı tutuklu 402 sanıklı davanın ilk duruşması, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri'deki Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki 1 No'lu salonda görüldü.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, duruşmanın ardından Silivri'deki Marmara Cezaevi önünde ANKA Haber Ajansı'na açıklamalarda bulundu.
Zeybek, duruşmanın başlangıcında tutuklu ve tutuksuz sanıkların kimlik tespitinin yapılması ve Ekrem İmamoğlu'nun mahkemeye ilişkin görüşlerinin alınması gerektiğini ancak buna izin verilmediğini söyledi.
Mahkemenin başlangıçtaki tutumunu eleştiren Zeybek, 'Başlangıçta akıl almaz bir biçimde bir tutum ortaya koydu. Üsttenci, orada bulunan bütün insanlara: Zaten mahkemenin birkaç gündür nasıl şekilleneceğine ilişkin yapılan açıklamaların her birisi de bugün böyle bir sıkıntıyla mahkemenin izleyicileri, dinleyicileri, tutuklu yakınlarını ve sanıkları da zorlayacağını gösteriyordu. Sonra ara verildi' ifadelerini kullandı.
Zeybek, aranın ardından çok sayıda sanık avukatının 'reddi hakim' talebinde bulunduğunu belirterek, 'Aradan sonra da pek çok sanık avukatı reddi hâkim talebinde bulundu. O devam ediyordu. Ben buraya gelirken de ona yakın avukatın neden hâkim ve mahkeme heyetinin reddedilmesine ilişkin gerekçelerini tek tek saydığını gördük' dedi.
'Madem ki bu mahkeme binası yetişmeyecekti, eski binada yapılacaktı, niye o zaman 9 Mart'ı beklediniz?'
Davanın uzun süredir devam eden sürecine değinen Zeybek, tutukluluk sürelerine dikkat, çekerek, '9 aydır, 10 aydır, 11 aydır tutuklu olan arkadaşlarımız var. Bunlar mahkemenin bu kişilerle ilgili ortaya koymuş olduğu iddialar gerçek olduğu ortaya çıksa bile bu kadar yatamazlar. Yatarı yok bu kadar. En çok 3 ay, 4 ay yatacak olan insanlar 10 aydır, 11 aydır burada haksız bir biçimde tutuklanıyor' değerlendirmesinde bulundu. Zeybek, şu ifadeleri kullandı:
'O nedenle niye bu mahkeme 9 Mart'ta, iddianame niye geç çıktı? Hani kuvvetli suç şüphesi vardı, deliller çok güçlüydü. Dediler ki, 'yeni bir adliye binası yapıyoruz, yetiştireceğiz'. Yetişti mi? İşte bu bina burada. Daha karkas halde, çatısını bile kapatmamışlar. Madem ki bu mahkeme binası yetişmeyecekti, eski binada yapılacaktı, niye o zaman 9 Mart'ı beklediniz? Sayın İmamoğlu 355 gündür daha mahkemeye çıkamadı.
355 gündür cezaevinde tek kişilik koğuşunda yaşıyor. Bu adaletsizlik, bu haksızlık. Sadece İmamoğlu değil, bütün arkadaşlarımız. Kimisi burada, kimi Buca'da, kimi Darıca'da, kimi Çerkezköy'de, Çorlu'da, Tekirdağ'da farklı cezaevlerine her biri dağıtılmış durumda ve şu, tamamının yakını da tek kişilik hücrelerde.'
'15 milyon 500 bin oyla Türkiye'de Cumhurbaşkanı adayı gösteren Türk milletini yargılıyorsunuz'
Zeybek, davanın kapsamına ilişkin değerlendirmesinde Zeybek, 'Siz İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bütün kurumsal işleyişini bir suç örgütüne dönüştürüyorsunuz. Onun en tepesindeki Sayın İmamoğlu'nu suç örgütünün lideri yapıyorsunuz. Genel sekreter, yardımcıları, daire başkanları, müdürler, yönetim kurulu üyeleri, iştirakler, iştiraklerin genel müdürü: Herkes suç örgütünün üyesi. Siz burada İstanbul Belediyesini yargılıyorsunuz. Siz burada 1 milyon farktan fazla Adalet ve Kalkınma Partisi'nin adayına fark atmış olan Ekrem İmamoğlu'nun şahsında onu seçen İstanbul halkını yargılıyorsunuz. Onu 15 milyon 500 bin oyla Türkiye'de Cumhurbaşkanı adayı gösteren Türk milletini yargılıyorsunuz' ifadelerini kullandı.
'Bu yargılamalarda talimatın dışında farklı bir karar beklemediğimizi mahkeme heyetinin izlediği tavırdan gördük'
Davanın tarihsel olarak değerlendirileceğini söyleyen Zeybek, 'Bu mahkeme tarihe böyle geçecektir. Bu mahkeme tarihe ilk yapılacak olan seçimlerin Cumhurbaşkanı adayını ilgilendiren mahkeme, o heyet de o mahkemenin heyeti olarak geçecektir' dedi. Zeybek, şöyle konuştu:
'Bu ülkede 1961 yılında Adnan Menderes'i asan mahkemenin başkanının adını hiç kimse çocuğuna vermiyor. Çünkü onlar tarihe nefret objesi olarak geçtiler. Deniz Gezmiş'i asan hâkimin de adını hiç kimse çocuğuna vermiyor. O nedenle tarihin neresinde duruyorsunuz siz? Ey iktidar, ey iktidarla birlikte yol yürüyenler, onun yandaş kanalları, onun televizyonlarda yorum yapan hukukçuları, siz tarihin hangi sayfasındasınız? Doğru tarafında mısınız?
Doğru tarafında olanlar bugün Silivri'de kapılar açık olsa buraya dolacak olan yüz binlerce, milyonlarca insan. Doğru tarafında olanlar çadırda bekleyenler. Doğru tarafında olanlar Sayın Özgür Özel ve onunla birlikte burada nöbet tutan milletvekilleri ve diğer siyasal partilerin milletvekilleri. Biz tarihin doğru tarafında duruyoruz. Tarih sonuçta milletin iradesinin tecelli ettiği bir şekilde sonuçlanacak. Bu yargılama tamamen siyasidir. Bu yargılamalardan, bu mahkemelerden talimatın dışında farklı bir karar beklemediğimizi daha ilk gün, mahkeme heyetinin izlediği tavırdan gördük.
'Zulüm arttıkça toplumdaki birliktelik daha da artacaktır'
Burada İstanbul'un seçilmiş belediye başkanı, Cumhuriyet Halk Partisi'nin cumhurbaşkanı adayı değil; onun kendisine layık olan saygıyı bile göstermekten yoksun bir mahkeme heyeti ile karşı karşıya kaldık. En sonunda milletin dediği olacak. Bu milletin önüne sandık gelecek. Sandığın ortaya koyacağı iradeden kimse kaçamayacak.
Türkiye önemli bir tarihsel dönemden geçiyor. Ekonomik, siyasal, toplumsal anlamda çok ciddi sorunlar yaşıyoruz. Yargı anlamında büyük baskı altındayız. Milletimiz zorda. Onu savunan insanlar cezaevlerine atılıyor. Onu savunan gazeteciler haksız biçimde tutuklanıyor. İddianamesi olmadan insanlar cezaevlerinde aylarca, yıllarca tutuklu kalıyor. Sonra mahkemeler kuruluyor. Herkes beraat ediyor. Yattıkları ne olacak? Yattıkları da ailelerinin ve en sevdiklerinin çektiği ceza olarak, cefa olarak orta yerde duruyor.
Biz sonuçta millete gideceğiz. 3 yıl bitti, seçimler bitti. Kaldı 2 yıl. En çok 2 yıl sonra sandık milletin önüne gelecek. Gördüğüm şu: Türkiye'yi en çok gezen milletvekillerinden birisiyim. Millet hiç bu kadar sandığın gelmesini istememişti. Hiç bu kadar sandığın önüne gelip de o cezalandırmayı yapacağını ben hiç görmemiştim. Artık iradesinin şekillenmesinin ötesinde kızgınlık, kararlılık ve geleceği kendi iradesiyle kurmayı çok net biçimde görüyorum. Bu daha da yaygınlaşacaktır. Zulüm arttıkça toplumdaki birliktelik daha da artacaktır. Bu mahkemeyi de takip edeceğiz. Yarın buradayız. Genel Başkanımız da burada. Normalde her salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde oluyoruz. Grup toplantısı yapıyoruz ama milletimiz bilsin ki biz yarın da buradayız.'




