Haber: Gülara SUBAŞI / Kamera: Cemal Berk AYTEKİN
(ESKİŞEHİR) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yarın başlayacak Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 402 sanıklı İBB Davası'na ilişkin, 'Yargılanmak değil yargılamak üzere Silivri'ye gidiyoruz. İddianame çıkana kadar demiştik 'Bu iddianame bizi mahcup etmeyecek. Yalan söyleyenleri mahcup edecek.' '560 milyar lira yolsuzluk' dediler, 560 kuruşunu ispat edemediler. 'Valizlerde para var' dediler içinden jammer çıktı. 'Ekrem İmamoğlu'nun lüks araçları' dediler, MHP'li bir milletvekilinin çıktı. 'Parkenin altından milyon avro para bulduk' dediler, bir sent bile bulamadıkları ortaya çıktı. 'Görüntü var' dediler, görüntü olmadığı ortaya çıktı. 'Gizli şahit var' dediler, tanık var, gizli tanığın vazgeçtiği ortaya çıktı. Böyle ne kadar kriminal tip var bulup ona bir yalan attırıyorlar, onun üzerine kurgu yaptırıyorlar. Alnım açık, başım dik Silivri'ye gidiyorum ve bir yalanın nasıl çöktüğünü izlemeye milletimizi de davet ediyorum' dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen programlara katılmak üzere Eskişehir'e geldi. Özel, ilk olarak Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer, İbrahim Arslan ve Jale Nur Süllü ile önceki dönem Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'i evinde ziyaret etti.
Ardından, Eskişehir İl Başkanlığı'nda, İl Başkanı Talat Yalaz'ı ziyaret eden CHP Lideri Özel, belediye binası önünde toplanan vatandaşlara hitap etti.
Özel, hem belediyecilik hem de kadın siyasetine verdikleri önem nedeniyle, CHP'nin Büyükşehir Belediye Başkanının kadın olduğu Eskişehir'i 8 Mart'ta ziyaret ettiklerini belirterek, Eskişehir'in de kendilerini, baharı müjdeleyen mart ayının başında, güneşli, güzel bir günde karşıladığını söyledi.
Özgür Özel, 'Burada normal şartlarda kendi kendimize, il başkanlığımıza uğrayalım derken böyle yüzlerce kişi geldiniz, tezahürat ettiniz, sevginizi gösterdiniz. Çok teşekkür ediyoruz. Bu gösterdiğiniz ilgiyi, sevgiyi, şahsımdan çok Cumhuriyet tarihteki en büyük saldırı altında olan CHP'nin kurumsal kimliğine sahip çıkmak olarak görüyorum. Birbirimizi gördüğümüzde iki partilinin birbirini görmesi, bir partilinin genel başkanına saygı, sevgi göstermesinin ötesinde çok büyük zorluklar ve acılar içindeki bir kardeşin bir kardeşe sarılması, güç vermesi, dayanışması ve ona gelecekteki güzel günler için umut vermesi olarak değerlendiriyorum' diye konuştu.
'Melih Gökçek'in yargılanmadığı yerde bir belediye başkanı nasıl yargılanır?'
CHP Genel Başkanı Özel, yarın İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik davanın başlayacağını ifade ederek, şöyle konuştu:
'Yarın 9 Mart. Bugüne kadar girdiği hiçbir seçimde Tayyip Erdoğan'a yenilmemiş, onun gösterdiği adaylara yenilmemiş, önce Beylikdüzü'nü Adalet ve Kalkınma Partisi'nden kazanmış, sonra da üç kez biri iptal edilen seçim olmak üzere, üç kez İstanbul'u kazanmış, bütün anketlerde, bütün yapılan kamuoyu yoklamalarında memnuniyet oranı yüzde 60'ların üzerine çıkmış olan ve bu yüzden cezalandırılan Ekrem İmamoğlu'nun yarın duruşması başlayacak. Onunla birlikte çok sayıda belediye başkanımız yargılanıyor. 'Melih Gökçek'in yargılanmadığı yerde bir belediye başkanı nasıl yargılanır' sözü benim sözüm değil. Bu söz AK Partililerin sözü. AK Parti'de başbakan yardımcılığı yapmış olanların sözü. Bizim alnımız açık, başımız dik. Yaz boyunca, kış boyunca atılan iftiraların teker teker çürüdüğü, hiçbirinin iddianamede bulunamadığı, hiçbir iddianın kanıtlanamadığı, dünün sözde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı özde Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yargı kolları başkanı, bugünün AK Partili Adalet Bakanı'nın söylediği üzere 'dosyamızın temel dayanağı gizli tanıklardır' diyor. Ekrem Başkan bir yıl önce gizli tanık Meşe'nin itiraflarına ne diyorsun diye sorgulanmıştı, Meşe bütün ifadelerinden vazgeçmiş gizli tanıklıktan çekilmiş. Onun yerine aynı ifadeleri İlke diye yeni bir gizli tanığa verdirmişler. Düşünün ki iki kişinin arasındaki bir olayı 'Gördüm' diyen üçüncü kişi var. Onun söylediğiyle tutukluyorsun sonra o 'Ben görmedim, vazgeçtim' diyor. Başkasını getirip gizli tanık yapıyorsun. Oyuncu değişikliği sinemada olur. Aktörle anlaşamazsın, o bırakır başkası gelir. Tiyatroda olur hastalanır, yerine rolü başkası oynar. Futbolda olur sakatlanır, yerine başkası girer. Tanığın, şahidi yedeği olur mu? Şahit değişikliği olur mu? 'Bu olayı ben gördüm' deyip iftira atıyor adam. Sonra 'Görmedim' diyor yerine başka birini getiriyorlar, 'Ben gördüm' diyor. Aynı kelimelerle, noktasıyla birbiriyle.
'Yargılanmak değil yargılamak üzere Silivri'ye gidiyoruz'
O yüzden o kadar emin, o kadar ilk günden beri kendimizden emindik ki zaten bu millet doğru söyleyenle ve yalan söyleyeni ayırır. Bir kişiye aynı anda hem diploma sahtecisi hem rüşvetçi hem ihaleye fesatçı hem ajan hem işte yok uçaklar muçaklar rezaletler... Hepsi birden bir kişi için bunlar söylenip de hepsi yalan çıkarsa millet de der ki 'Demek ki bu adama bir suç bulamıyorlar. Ama bu adamı indirmek istiyorlar. Adamın suçu iktidara yürüyen partinin cumhurbaşkanı adayı olmak.' O yüzden şimdi artık yargılanmak değil, yargılamak üzere Silivri'ye gidiyoruz. İddianame çıkana kadar demiştik 'Bu iddianame bizi mahcup etmeyecek. Yalan söyleyenleri mahcup edecek.' Çok yakın takip ettiniz. '560 milyar lira yolsuzluk' dediler, 560 kuruşunu ispat edemediler. 'Valizlerde para var' dediler içinden jammer çıktı. 'Ekrem İmamoğlu'nun lüks araçları var' dediler MHP'li bir milletvekilinin çıktı. 'Parkenin altından milyon avro para bulduk' dediler, bir sent bile bulamadıkları ortaya çıktı. 'Görüntü var' dediler, görüntü olmadığı ortaya çıktı. 'Gizli şahit var' dediler, tanık var, gizli tanığın vazgeçtiği ortaya çıktı. Buldukları gizli tanıkların hepsi geçmişinde ya çocuk istismarı var, ya hırsızlık var, ya taciz var, tecavüz... Böyle ne kadar kriminal tip var bulup ona bir yalan attırıyorlar, onun üzerine kurgu yaptırıyorlar. O yüzden ben bugün burada bu güzel programdan, bu güzel şehirden sonra alnım açık başım dik, Silivri'ye gidiyorum ve bir yalanın nasıl çöktüğünü izlemeye milletimizi de davet ediyorum.
'Diyelim ki bir maça çıkıyoruz, hakem rakip takımın formasını giymiş'
Bunlar, bütün yalanlar atılırken ve bütün televizyonlardan gecede dört saat, beş saat, beş altı kişiyle bu iftiraları köpürtürken, biz kendimizden emindik. O günlerde bunlar o kadar özgüvenli üzerinde davrandılar ki Sayın Bahçeli de dedi ki 'O zaman canlı yayın istiyor madem Özgür Bey, canlı yayınlansın. Millet her şeyi görsün.' Tayyip Bey'e sordular 'Devlet Bey öyle dediyse bir bildiği vardır. Olur molur' dedi. İddianame çıktı, canlı yayın teklif ettiğimiz kanunumuzu kabul etmediler. Ne etmiyorlar? İddianamede bizi mahcup edip, bizim yüzümüzü öne düşürecek, hesabını veremeyeceğimiz bir şey olmadığı gibi, millet 'Bu mu sizin kanıt dediğiniz' diyecek diye korkuyorlar ve kıyıda köşede kenarda olsun diyorlar.
Şimdi dünya kadar tedbir almışlar, Silivri'de bir ay boyunca efendim bir kilometre yarıçapında o yasak bu yasak... Aman Allah'ım bu ne korku? Biz Silivri'de zaten varıp da bir olay çıkarmanın falan değil, biz adil bir yargılanmanın peşindeyiz.
Mübarek günde söylüyorum, olmayacak bir işe kalkıştılar, millet ne kadar duydu, ne kadar fark etti bilmiyoruz. Bir yıldır bu davanın 40. Ağır Ceza'da görüleceği söyleniyordu. 40. Ağır Ceza, Akın Gürlek'in hemşehrisi çok yakın görüştüğü birisi başkan. İki de üye var. O iki üyenin ne yapacağı belli olmaz. Tam emin olamamışlar. Bu mahkemeye bir başkan iki üye daha yolladılar. Yeni iki üye dışarıdan yollanan iki üye Akın Gürlek'in çok sevdiği başkanın yanına kondu. Üçte üç yaptılar kendi hesaplarına göre ve davayı da bu heyete verdiler. Öbür iki kendince adil karar verebilecek bir üyenin başına da dışarıdan başkan getirdiler. O da diğer davalara bakacaklar. Yarın diyelim ki bir maça çıkıyoruz, hakem rakip takımın formasını giymiş.
'Haklılılığımızı gölgeleyecek hiçbir şey istemiyorum'
Sözümü değer veren herkese söylüyorum. İsteyen buyursun, gelsin. Ekrem Başkan'ın duruşmasının gününe 81 il başkanımız, 81 ilden arkadaşlarımız gelecek. Buyursun. Ama haklılığımızı gölgeleyecek hiçbir şey istemiyorum ben orada. Jandarma kardeşimin omzunu iter birisi haklıyken haksız duruma düşeriz. Eskiden devletimize karşı provokasyonlar olurdu. Şimdi devleti eline geçirenler milletimize karşı provokasyon yapıyorlar. O açıkladıkları yasak genelgesi, sen geçen sene 31 Mart'ta da açıkladın onu, 19 Mart'ta. Ona göre gençleri tutukladın izinsiz gösteriye katılmaktan. Hepsi beraat etti. Hakim nal gibi yazmış. 'Gençlerin 19 Mart protestosuna katılması suç değildir, çünkü anayasal haktır. Bunları yasaklamak suçtur, Anayasaya aykırıdır' diyor. Ama şimdi yine yapayım, bir sene sonra yine karar çıksın. Çok titizleneceğiz. Elbette kalabalığız, elbette güçlüyüz. Elbette öfkeliyiz. Ama öfkemize hakim olacağız. Haklıyken haksız duruma düşecek hiçbir şey yapmayacağız.
Düşünün ki bir hakim der ki 'Ben şöyle bir yargılama yapacağım.' Bir karar verecek. Çok basit. Elbette önce tutukluları dinleyecek ki tutukluluk konusunda bir ara karar kuracak. Bunu yaparken en az ceza istenenden başlayıp en çoğa doğru yapmak da bir usul. En çok isteyenden başlayıp en aza doğru gitmek de bir usül. Bunu nasıl yapacağını söyleyecek. Daha düşünün Beşiktaş mahkemesinde Aziz İhsan Aktaş'ta dediler 'Küçükten büyüğe gideceğiz. Adıyaman'dan başlıyoruz.' Bunu bile söylemiyor, avukatlara randevu vermiyor, kapısından kabul etmiyor ki bilmeyelim Ekrem Başkan ifadesini kimlik tespitleri diyelim bir gün sürdü, salı mı yapacak yoksa bir buçuk ay sonra mı yapacak? Bunu yarın öğrenebileceğiz ancak.
'Yalancı şahit değişikliği gibi dünyanın en utanmaz işine kalkışanlar bu işin sonunda mahkum olacaklar'
Onun için ben üç gün boyunca İstanbul'dayım şimdi. Ekrem Başkan'ın ifade verdiğinde de orada olacağım, hep birlikte orada olacağız. Ama bunu gizliyor ki bir buçuk ay sonraysa başka öyle mi olsun, böyle mi olsun? İstedikleri kadar uğraşsınlar. Bu millet haklıyı biliyor, masumu biliyor, zulmü gösteriyor. Bu kadar zulmet. Bir yıl içeride tut. Mahkemenin başkanına iki tane takviyeyle ayrı heyet yap. Üçte üç Akın Gürlek tasarımı bir heyet oluştur, orada bir karar verecek, öncesinde de bizi tahrik ediyor ki kavga olsun, dövüş olsun, bilmem ne olsun.
Biz bu milletin gönlüne girmişiz. Siz de bu milletin gönlünde rezil bir yere sürüklenmişsiniz. Bunu değiştirecek hiçbir hata içinde olmayacağız. Karanlıkla aydınlık gibiyiz. Kötülükle iyilik gibiyiz. Cesaretle korkaklık gibiyiz. Tam zıddız ve biz milletin gönlünde en iyi yerdeyiz. Milletin gönlünde iftiracı olanlar, hakaret atanlar, yalancı şahit bulanlar, yalancı şahit değişikliği gibi dünyanın en utanmaz işine kalkışanlar bu işin sonunda mahkum olacaklar. Özel heyetin mahkemede ne karar vereceğini hep birlikte göreceğiz, önemli olan milletin vicdanındaki mahkemededir. Biz orada beraat ettik. Haklı pozisyonumuzu da sürdüreceğiz sonuna kadar.'




