(İSTANBUL) - CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Davası'nın Mahkeme Başkanı ve bazı gazeteciler arasında yaşanan gerilimin ardından 16 Mart Pazartesi gününe kadar ara verilmesine ilişkin 'Mahkeme heyetinin, burada görev yapan resmi görevlilerin yapması gerekeni biz yapıyoruz. Biz sağlıklı yürüsün diye elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Ne hiç kimse görüntü çekiyor, ne savunmalar yaparken insanlar alkış yapıyor. İnsanlar sağlıklı, sağduyulu, hoşgörülü bir biçimde bir süreç yürümesi için elinden gelen gayreti, çabayı gösteriyor ama mahkeme düzenini sağlamakla görevli olanlar mahkemeyi kaosa sürüklüyorlar' dedi.
İBB Davası'nda Mahkeme Başkanı ve bazı gazeteciler arasında gerilim sonrası duruşmaya 16 Mart Pazartesi gününe kadar ara verildi. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş ve Gençlik Kolları Genel Başkanı Cem Aydın ile birlikte kararın ardından açıklama yaptı. Çelik şöyle konuştu:
'Cumhuriyet tarihinin en büyük siyasi kumpas davalarından birtanesinin dördüncü günündeyiz. Bugün planlanan saatte duruşma gerçekleşemedi. Duruşmanın devam ettiği esnada Mahkeme Heyeti bir ara verdi. Ara sonrasında da duruşmayı tatil ettiğini ve pazartesi devam edeceğini söyledi. Bir aya yakın zamandır burada bu duruşmaların sağlıklı yürümesi için çok üstün bir çaba içerisindeyiz. Aylardır uğraşıyoruz. Planlamalarımız yaptık. Dayanışma Merkezimizi oluşturduk. Çünkü buranın salonu bin kişilik, 400 yargılanan aradaşlarımız var, 106'ı tutuklu her birinin avukatları, aileler ve basın görevlileri. Aileler içeriye girebilsin çünkü onların aileleri tutsak vaziyette, avukatlar girebilsin savunmalarını yapabilsin, basın görevlileri de görevlerini rahat bir biçimde yapabilsinler diye büyük bir çaba harcadık. Çok fazla hazırlık yaptık. Arama kontrol noktasında 30'un üzerinde arkadaşımız görev yapıyor, salon içerisinde görev yapan arkadaşlarımız var. İstiyoruz ki bu duruşmalar çok sağlıklı yapılsın. Neden istiyoruz? Gerçekler ortaya çıksın, ak koyun kara koyun ortaya çıksın diye.
'Mahkeme devam ederken hiçbir gazetecinin kimseye bir soru sorduğu yok'
Nitekim sabahtan beri gazeteci arkadaşlar haberler yapıyorlar. İşte etkin pişmanlıktan faydalanmak isteyen bir kişinin ifadelerinin ne kadar çelişkili olduğu az önce ortaya çıktı. Şimdi tam bu aşamada ne oldu? Gazeteciler için, basın görevlileri için ayrılmış bir alan var. Biz burada daha yeni bir duruşmaya gelmedik. Biz bi bir buçuk yıldır Silivri duruşma salonundan duruşmaları takip ediyoruz. Gazetecilerin daha önce bir görev yaptığı alan vardı. 'Çok avukat olduğu için bu sefer gazeteciler şu bölümde çalışma yapacak' dediler. 'Tamam o bölümde çalışma yapsın.' 'Şimdi tutuksuz yargılanan arkadaşların avukatları gelmediği için duruşma salonunun bir başka bölümünde gazeteciler görev yapsın.' 'Tamam gazeteciler orada görev yapsın' mahkeme kararıyla. Bugün efendim 'Gazeteci Ekrem İmamoğlu'na soru sormuş. O yüzden gazeteciler yer değiştirsin.' Ve kim yapıyor bunu bir kişi? Sabahtan beri sabahın ilk anından itibaren. Bir tane mübaşir geliyor gidiyor. Önce tribündeki izleyicilerle anlamsız gerilimler ortaya çıkartıyor. Arkasından gidiyor, orada bir gazeteye daha doğrusu adına gazete denir mi denmez mi, bir yandaş yayın organına bir haber veriyor. 'Gazeteci Ekrem İmamoğlu'na soru sordu' vesaire. Bir kere mahkeme devam ederken hiçbir gazetecinin hiç kimseye bir soru sorduğu yok. Mahkemeye ara veriliyor. Mahkemeye ara verildiği esnada mahkeme heyeti zaten salondan çıkmış oluyor. Arkadaşlarımız da tünelden alta doğru inerken ailelerine selam gönderiyorlar. Bir el sallıyorlar. Onu bile engellemeye çalışıyorlar. Gazeteciler de soruyor zaman zaman yıllarca takip etmişler, yıllarca yayınlarını yapmışlar, sormuşlar. Nasılsınız diye soran var ya da konuya yönelik bir cümle söyleyen bir yorum yapan var. Ekrem Bey de bir cümleyle iki cümleyle zaten orada durup sanki mikrofon uzatılmış böyle bir ortamda içeride bir röportaj yapılıyormuş bilmem ne yapılıyormuş gibi efendim 'Gazeteciler gitsinler izleyici tarafının en arka ücra köşesinde orada görev yapsınlar.'
'Mahkeme heyet başkanı, buranın görevlileri bu mahkemeyi kaosa sürüklemek istiyor'
Bir kere oradan hakimin sesini duymak çok zor. Ben gittim basın görevlilerinin görev yaptığı alanın yakınına doğru, hakimin ne konuştuğu duyulmuyor oradan. Avukatın ne konuştuğu duyulmuyor. Savunma yapan arkadaşlarımızın ne dediği duyulmuyor. İki, basın görevlileri insanlar basın emekçileri ellerinde kiminin tableti kiminin bilgisayarı oraya not alıyor kimisinin elinde not kağıdı kalemi ama orada basın için gösterilen, oraya otursun denilen yerde ne bir masa düzeneği var, ne başka bir şey var. Küçücük bir alan basın görevlileri oraya sığmıyor. Salonun diğer tarafları tutukluların avukatları gelmeyebilir dendiği için uygun alanlar var, sandalyeler, masalar boş duruyor. Biz bu duruşmalar sağlıklı bir şekilde yapılabilsin ve yürüsün diye günlerdir haftalardır bir gayret içerisindeyiz. Aslında bu duruşmaların sağlıklı yürümesi kimin görevi? Mahkeme Heyeti'nin görevi. Burada görev yapan resmi görevlilerin görevi. Burada şimdi her şey tam tersinden ilerliyor. Normalde bugüne kadar yaşanan neydi? Mahkeme heyetleri belli bir kararlar alıyordu. Kapıda içeriye girersin, giremezsin gerilimleri çıkıyordu. Karşılıklı tartışmalar, yukarıda gazlanan, coplanan insanlar, yerde sürüklenen insanlar... Bu görüntüler ortaya çıkmasın. Dışarıda böyle bir şey olunca basın da hemen dışarıya doğru gidiyor acaba ne oluyor, insanlar merak ediyorlar. İlgi salonun içinden dışarıya kayıyor. Bunlar yaşanmasın diye biz sağlıklı bir duruşma süreci yürüsün diye elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Bütün çabayı harcıyoruz.
Mahkeme Heyet Başkanı, buranın görevlileri bu mahkemeyi kaosa sürüklemek istiyor. Sizin yapmanız gerekeni biz yapıyoruz. Biz sağlıklı yürüsün diye elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. İlk andan itibaren, pazartesi gününden itibaren vay efendim 'Seyircisiz yaparım. Salondan çekilir, seyirciler oturmaya devam eder. Basın oraya gidecek, buraya geçecek.' Olur mu böyle bir şey yani? Görüntü alıyor dediler. Gittim izleyici tribünün orada dedim ki 'Kıymetli arkadaşlar arkadaşlarımız içeri girerken ve çıkarken alkışlayabilirsiniz. Selamlayabilirsiniz. Ama mahkeme anında alkış olmasın' dedik. 'Mahkeme esnasında görüntü çekmeyin' dedik. Ne hiç kimse görüntü çekiyor, ne savunmalar yaparken insanlar alkış yapıyor. İnsanlar sağlıklı, sağduyulu, hoşgörülü bir biçimde bir süreç yürümesi için elinden gelen gayreti, çabayı gösteriyor ama mahkeme düzenini sağlamakla görevli olanlar mahkemeyi kaosa sürüklüyorlar. Onurlu gazetecilere, onurlu basın emekçilerine, içeride alkışlarımızla teşekkür ettik, burada da Türkiye kamuoyunun huzurunda onurlu gazetecilere teşekkür ediyorum. Orada geldi kolluk, asker, o arkadaşları başka alana geçirmeye çalıştılar. Hayır dediler. 'Biz burada halkın haber alma hakkı için görevimizi yerine getiriyoruz. Biz özgür basının sesi olmaya çalışıyoruz' dediler. Ve orayı terk etmediler. Teşekkür ediyorum kıymetli basın emekçilerine.'
'Kesinlikle basın görevlileri sağlıklı bir alanda görev yapabilmeli'
Açıklamasınına ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Çelik, 'Biz gazeteciler olarak neden çıkarılmak istendiğimize dair bir bilgi alamadık. Sizin irtibatınızda siz bu soruya bir yanıt bulabildiniz mi' sorusuna şu yanıtı verdi:
'İki ayrı konuyu kıymetli milletvekilimiz Suat Özçağdaş'la birlikte komutanlarla görüştüm ve yetkililerle görüştüm. Şimdi bize söylenen şu, onların demesine göre gazeteci Ekrem İmamoğlu'na soru sormuş. Bana diyorlar ki 'Şöyle düşün. Sıradan bir sanık mahkeme heyeti salonunda bir gazeteci sorabilir mi?' Dedim ki 'Bir kere bu cümlenizi lütfen düzeltin. Yargılanan kişi sıradan bir insan değil. 15,5 milyon oyla belirlenmiş, Türkiye gündeminde, dünya gündeminde tanınan, bilinen 25 milyon kişinin imza vererek destek olduğu Ekrem İmamoğlu yargılanıyor. Gazeteciler de onlara gazetecilikle ilgili sorular falan da sormuyorlar orada.' Ben çünkü görüyorum. Bazen gazeteci arkadaşlar nasılsınız diyor. Bazen bir arada bir şey soruyorlar. Karşılıklı bir sohbet oluyor. Karşılıklı bir merhabalaşma. Merhabalaşmanın içerisinde tabii ki siyasi değerlendirme. Bugünde de Ekrem İmamoğlu mesela orada söylerken dedi ki 'Bu nasıl iş dedi. Bir grafik gösterdiler' dedi. 'Ağaç AŞ'nin 25 milyarlık bütçesi var. Ağaç AŞ'nin bütçesi 5 milyar' dedi. 'İşte böyle yalanlar üzerine kurgulanmış bir dava' dedi, bu kadar. Herkesin gördüğü, duyduğu bir şeyi söylemiş. Bunun üzerine bunun konuşmasını yaptık ve pazartesi günüyle ilgili şunu konuştuk, dedik ki 'Kesinlikle basın görevlileri sağlıklı bir alanda görev yapabilmeli.' Çünkü tarif edilen yer mahkeme başkanının, savcının, avukatın ya da savunma yapan arkadaşlarımızın sesini duyabileceğiniz yer değil. Bir masa düzeneği yok. Not alamıyorsunuz, yazı yazamıyorsunuz, bilgisayarınızı koyamıyorsunuz. Gözlem yapamıyorsunuz. Önünüzde birtakım engeller var. Bariyer var. Asker duruyor orada vesaire yapamıyorsunuz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Kesinlikle bu mahkemenin sağlıklı yürümesi için yapılan bu uygulamalardan bir an önce vazgeçilsin. Biz bugüne kadar üstümüze düşen sorumluluklarını yerine getirdik.
'18 Mart günü Saraçhane'nin önüne gelsinler, baksınlar millet Ekrem İmamoğlu'na nasıl sahip çıkıyor'
İkinci konuştuğumuz konu şuydu: Burada bir dron uçuruldu. Götürülüp o dron ile boş arsaların resmi çekildi. Ben buranın yetkililerine şunu sordum. Önce dedim ki 'Biz CHP olarak biz burada bir dron uçursaydık. O dron ne olurdu?' 'Hemen indirirdik' dediler. 'Peki bu dron kimindir' dedim. 'Bu dron eğer güvenlik güçlerinin dronuysa bu dronun görüntüleri nasıl servis edildi?' Arkadaşlar şunu söylediler dediler ki asla bizim dronumuz değil o. Çünkü biz dron görüntüsü alırız. Buranın güvenlik güçleri olarak ancak bunu asla servis etmeyiz.' Ben de onlara şu soruyu yönelttim dedim ki 'O dron havaya kalktığında ben kaldırsam indireceğiniz bir dron. Kimindir o?' Bilmiyorlar. Peki nasıl havaya kalktı ve neden indirilmedi bunu konuştuk. Onunla ilgili de şunu söyleyeyim, bir dron uçurmuşlar, efendim mahkeme salonunun etrafı, arsayı göstermişler. Mahkeme salonunun etrafı boş. Yani demek ki bu davaya ilgi falan... İlgi görmek isteyenler dün akşam Pendik'e baksınlar. İlgi görmek isteyenler Ekrem İmamoğlu'na milletin nasıl sahip çıktığını görmek isteyenler geriye dönsünler. Saraçhane'nin videolarını bir izlesinler. Bakayım on binler nasıl yüz binler olmuş. Yüz binler Maltepe'de nasıl milyonlara dönüşmüş ve dünya siyasi tarihinde başka bir örneği yok Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel öncülüğünde biz bu ülkede bir yıl içerisinde 100 tane miting yaptık. Hiç gidilemez yerlere gittik. Sultanbeyli'ye gittik mesela. Sultanbeyli mitingimizi açsın, baksınlar. Bizim orada yüzde 10 oyumuz var. Niye geldi o insanlar oraya? CHP için geldi. Millet iradesine sahip çıkmak için geldi. Ekrem İmamoğlu için geldi. Genel Başkan Özgür Özel'i dinlemeye geldiler ve kendi iradelerine sahip çıkmaya geldiler. O droneu uçuranları ben davet ediyorum. O droneu uçuranlar çarşamba günü 18'inde gelsinler, Saraçhane'de bir buluşma gerçekleştireceğiz. Millet iradesi buluşması yapacağız Ekrem İmamoğlu'na özgürlük için ve tutsak yol arkadaşlarımıza özgürlük için. O droneu uçurup da, o yandaş kanallara o sosyal medya trollerine o görüntüyü servis edenleri davet ediyorum. 18 Mart günü Saraçhane'nin önüne gelsinler, baksınlar millet Ekrem İmamoğlu'na, belediye başkanlarımıza bürokratlara nasıl sahip çıkıyor.'




