Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN
(İSTANBUL) - CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası'nda, İmamoğlu'nun kampanya direktörü Necati Özkan'ın avukatı Kazım Yiğit Akalın, 'İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'nce, 18 Mart saat 20.00 sularında diplomayı iptal edip, hemen ardından 102 kişilik gözaltı listesine Ekrem İmamoğlu'nu dahil ederseniz, siz toplumda hiç kimseye 'bu dava siyasi değildir' diyemezsiniz. İnandıramayız, bunu anlatamayız. Rektörlük ile Cumhuriyet Başsavcılığı'nın koordine olduğu bir durumu hiç kimseye inandıramayız' dedi.
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması 20. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor.
Duruşmada, Ekrem İmamoğlu'nun kampanya direktörü Necati Özkan'ın savunmasının ardından, avukatlarının savunması alındı.
Avukat Kazım Yiğit Akalın, emniyetteki ifadelerde 'Meşe' ve 'İlke' olarak gizli tanık ifadelerinin sorulduğunu, iddianamede ise 'Meşe'nin beyanlarının yazılmadığını gördüklerini söyledi. 'Meşe'nin 13. eylem bakımından verdiği ifadelerin, iddianamede, 'İlke' olarak yer aldığını söyleyen Akalın, şunları kaydetti:
'Meşe ayrı bir hikâye anlatıyor, İlke ayrı bir hikâye anlatıyor. İkisi farklı şeyler anlatıyor ama ikisine de aynı şey farklı isimlerle soruldu. 18 Kasım 2024'te İlke ifade veriyor, 20 Kasım 2024'te 'Ben gizli tanıklıktan çekiliyorum' diyor. Meşe de 17 Mart 2025'te ifade veriyor; bize 19 Mart sürecinde Meşe olarak soruluyor bu 13. Eylem. Görüyor musunuz? Bu da evrakta sahtecilik. Ne olmuş biliyor musunuz? Ben tahminimi söylüyorum ama size de soracağım. 18 Kasım'da 'İlke' ifade vermiş, sonra 20 Kasım'da çekilmiş. Bilmiyoruz neden; 'İlke' kim, bilmiyoruz. 17 Mart'ta, 19 Mart'tan iki gün önce bir ifade daha gelmiş. Demişler ki, '13. Eylem kısmı kıymetli, basında da satıyor bu hikâye. Bunu Meşe yazalım; İlke'nin anlattıklarını Meşe anlatıyormuş gibi yazalım. İleride Meşe'ye de söyletiriz zaten, benzer bir şeyi imzalatırız, geçmiş tarihli.' Sayın Başkan, daha büyük bir sahtecilik var mı? 'Şu olsa, bu olsa, copy-paste hatası olsa' tartışalım; o değil. Farklı ifadeler; İlke'nin ifadesi Meşe'ye yapıştırılmış. Sonra ne oldu? Oyunlar değişti; İlke ikna edildi ama bu sefer Meşe çıktı. Meşe'nin 13. Eylem dışında anlattıkları var; eklerde var. Allah razı olsun, onu koymuşlar, en azından oradan görüyoruz. Ama Meşe yok ortada. Neden yok, Sayın Başkan? Size soruyorum: Meşe ile İlke'nin aynı anda bulunması istenmişti. Bulunamaz ki: Çünkü tensip zaptında çağrılmadı. Meşe'yi neden çağırmadığınızı ben bilmiyorum; savunma bilmiyor. Bakın şunu demiyorum: Meşe'nin kimliği nedir, tartışmıyoruz. Hiç umurumuzda değil. Sayın savcılık biliyor, iddia makamı biliyor, siz biliyorsunuz ama biz bilmiyoruz. Meşe neden yok. Ya da o aradaki 'oyuncu değişikliği' neden oldu, onu da bilmiyoruz. Bununla ilgili bir açıklama beklememiz de makuldür diye düşünüyorum.'
HTS eşleşme tartışması...
İddianamedeki HTS baz eşleşmelerine ilişkin iddiaları eleştiren Akalın, 'Ben şu anda dışarıdaki baz istasyonundan sinyal alıyorum, telefonum oradan sinyal veriyor. Şu anda HTS'mi aldığınız zaman 'Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu :' diye isim verdikleri, ID numaralı baz istasyonu oluyor. Ben şu anda baz istasyonuna 50 metre yakınım, bunu tespit edebilecek dünyada bir teknoloji yok. Benim şu anda baz istasyonuna kaç metre mesafede olduğumu dünyada hiçbir şekilde kimse tespit edemez. Bunu adli bilişimcilerin hocalarıyla, herkesle konuştum. Diyorlar ki, hatta dalga geçiyorlar, 'Bunun tespiti mümkün olsa Amerika uydu işini bırakır, BTK ile anlaşır, sadece bu şekilde operasyon yapar. Siz ne saçmalıyorsunuz?' diyorlar. 'Sıfır metre baz' diye bir şey yok. Gerçekten mi? Açın, hepimiz Google'lasak zaten öğreniyoruz. Bu da hikaye' diye konuştu.
Avukat Yiğit Akalın, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı olmak üzere, devletin birbirinden bağımsız, hayatta birbiriyle iletişim kurması beklenmeyen, bu konuda iki farklı kurumu bulunduğunu belirterek, 'İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'nce, 18 Mart saat 20.00 sularında diplomayı iptal edip, hemen ardından 102 kişilik gözaltı listesine Ekrem İmamoğlu'nu dahil ederseniz, siz toplumda hiç kimseye 'bu dava siyasi değildir' diyemezsiniz. İnandıramayız, Sayın Başkan. Bunu anlatamayız. Rektörlük ile Cumhuriyet Başsavcılığı'nın koordine olduğu bir durumu hiç kimseye inandıramayız' dedi.
Duruşmaya bir saat ara verildi.