Haber: Mehmet OFLAZ
(İSTANBUL) - İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik davada tutuklu Yağmur Cansu Yeşilyurt, iddianamede firari Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketinde genel müdür olduğunun sehven yazıldığını belirterek, harita mühendisi olduğunu söyledi. İmamoğlu, duruşma salonundan ayrılırken, 'Geçen hafta şablon çöktü. Biliyorsunuz, şablon çöktü. Şimdi 110 milyarlık kamu iddiası, kamu zararı iddiası var. O da balon çıktı. O da çöküyor. Şablonla yola çıkanların balonları tek tek patlıyor' dedi.
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da tutuklu isimler arasında bulunduğu 77'si tutuklu, 414 sanıklı İBB davasının 33. günü, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor.
Duruşmada, firari Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketlerinden, 'Güney Cebeci Madencilik Sanayi Ticaret AŞ'ye ait Cebeci Maden Sahası Bölgesi'ne İBB tarafından hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu' iddiasıyla tutuklu yargılanan sanıkların savunmaları alınıyor. Tutuklu sanık Yağmur Cansu Yeşilyurt, varlığı henüz kanıtlanmamış bir örgüte üye olmak sebebiyle 7 ayı aşkın bir süredir haksız ve maddi hiçbir delil olmadan tutuklu bulunduğunu söyledi.
Hayatı boyunca hiçbir örgüte veya siyasi partiye üye olmadığını, hiçbir örgütsel faaliyette bulunmadığını, hiçbir suç teşkil edebilecek eyleminin olmadığını ifade eden Yeşilyurt, 'Kimsenin de suç teşkil edebilecek eylemine iştirak etmedim' dedi.
İddianamede kendisiyle ilgili HTS, BDDK, MASAK raporları ve soyut beyan deliline dayalı iddiaların yazıldığını söyleyen Yeşilyurt, 'Benim herhangi bir para transferim ya da elden para alışverişim olmadığı gibi BDDK ve MASAK raporlarında da bununla ilgili herhangi bir delil sunulmamış ve benimle ilişkilendirilmemiştir. Beni salt SGK'lı çalışanı olduğum için Kuzey İstanbul ve Güney Cebeci şirketlerine isnat edilen suçlamalara iştirak ettiğim varsayımıyla dahil etmişler; ancak bununla ilgili de herhangi bir delil sunmamışlardır'
Yağmur Cansu Yeşilyurt, madencilik faaliyetleri kapsamında görevli harita mühendisi olduğunu, maden ocaklarında maden ocaklarının ölçülmesi, takip denetim ve hesaplamalarının yapılması, madencilik faaliyetleri için kurulacak tesisler ve ofislerin inşasında görev aldığını anlattı.
Sanık Yeşilyurt, iddianamede Gülibrahimoğlu'nun şirketinde 'genel müdür' olduğunun sehven yazıldığını belirterek, harita mühendisi olduğunu yineledi.
'Ben Ekrem İmamoğlu'yla resmi veya resmi olmayan hiçbir toplantıya katılmadım'
Gülibrahimoğlu'nun tüm bakanlıklar, valilikler, kamu kurum ve kuruluşlarıyla koordineli bir şekilde çalıştığını ifade eden Yeşilyurt, çalıştığı şirkette Güney Cebeci istihdamı olduktan sonra valiliğin koordine ettiği birçok toplantı yapıldığını, bazılarına katıldığını belirterek, şöyle savunma yaptı:
'Katıldığım toplantılarda, Sayın İstanbul Valimiz Davut Gül, Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı'ndan sorumlu Vali Yardımcısı Ahmet Süheyl Üçer, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürü Arslan Narin, Agrega Daire Başkanı Serkan Gökmen, Sultangazi Kaymakamımız Mahmut Kaşıkçı, Sultangazi Belediye Başkan Yardımcımız Mustafa Birinci, diğer resmi kurum yetkilileri, proje koordinatörü Profesör Doktor Atiye Tuğrul, İbrahim Bülbül ve Murat Gülibrahimoğlu bulunurdu. Bu toplantıların hiçbirinde Ekrem İmamoğlu yoktu. Ben Ekrem İmamoğlu'yla resmi veya resmi olmayan hiçbir toplantıya katılmadım.
Ben Ekrem Bey'i ilk defa 19 Mart sabahı sivil polis aracının içinde, önce nezarethanede ardından da mahkeme salonunda kanlı canlı gördüm. İddianamede baz kayıtlarına madem bu kadar değer veriliyor; bahsettiğim isimlerle baz kaydıma bakıldığı takdirde birçok kez 0 metre baz kaydını göreceksiniz. Ama iddianamede benim Ekrem İmamoğlu'yla 5 yılda 5 kez bölge bazında baz kaydımın olduğu gözüküyor. Eğer bu baz kayıtları il bazında alınsaydı muhtemelen daha çok örnek çıkardı ama bölge bazında almak iddianame için yeterli görülmüş belli ki. Bölge bazındaki bu 5 baz kaydından 4 adedi Şişli bölgesiydi. Benim o dönem çalıştığım şirketin ofisi Şişli'de, Kanyon'un hemen yanındaki sokaktaydı. Adres kayıtlarına bakıldığı takdirde zaten bu görülecektir. Ben muhtemelen ofisteydim ama Ekrem Bey neredeydi bilmiyorum. 1 adet de Sultangazi Cebeci gözüküyor. Ben muhtemelen sahadaydım ama Ekrem İmamoğlu ile hiç karşılaşmadım. Sahada Güney Cebeci için 208 hektarlık bir araziden bahsediyoruz; ben Sultangazi Belediyesi'nde de olabilirim, sahada da olabilirim. Bunun dışında Ekrem İmamoğlu neredeydi bilmiyorum. Bu arada Cebeci maden sahasının hemen girişinde İBB'ye ait bir lojistik merkezi var, kendisi orada da olabilir. Dediğim gibi karşılaşmadım; bölge bazındaki baz kayıtlarını başka nasıl açıklayabilirim bilmiyorum. Bu kadar kurum ve kuruluşun verdiği izinler, belgeler, ruhsatlar ve onay yazıları hiçbir denetime veya sorgulamaya tabi tutulmazken, biz SGK personeli olarak burada tutuklu yargılanıyoruz. Bu kadar kamu kurumunun denetlediği bir yerde, kaçak hafriyat sisteminin kurulmasında nasıl görev almış olabilirim? Hakkımdaki iddiaları öğrenmek ve yanıtlamak istiyorum. Müdahil olmadığım bir işte, kamusal makamların bu kadar rahat bir şekilde iddia ortaya atıp, herhangi bir delile dayandırmadan beni suçlamalarını anlamlandıramıyorum.'
'Babam terör gazisi'
Babasının terör gazisi olduğunu ifade eden Yeşilyurt, 'Burada yargılanmak onur kırıcı bir durumdur ama terör gazisi bir adamın evladı olarak terör ve örgütlü suçlar kapsamında yargılanmak benim için daha büyük bir yüktür. Cezaevi koşulları gerçekten çok zor. Ben hasta olsam da hastaneye gitmeyen biriyken, bir pazar akşamı ambulansla hastaneye kaldırıldım. Bundan aileme haber vermemiştim, sonradan avukatlarım aracılığıyla haberdar oldular. Tabii durumu benden daha ağır sanıklar olduğunun farkındayım ama benim durumum da hayati önem taşıyan bir durumdur; buna ilişkin belgeleri avukatım sundu. Bunun tutukluluk değerlendirmesinde dikkate alınmasını talep ediyorum' diye konuştu.
Yeşilyurt ayrıca, 'Ben kayyumla 4 ay çalıştım. Çağlayan'dan ifadeye çağırdılar, gittim. Sonra tekrar çağırıp ertelediler. En sonunda da evimden şafak operasyonuyla gözaltına alındım ve tutuklandım' dedi.
'Şablonla yola çıkanların balonları tek tek patlıyor'
Ekrem İmamoğlu, duruşma salonundan ayrılırken, Zülfü Livaneli'ye ve seyircilere seslendi. İmamoğlu, 'Zülfü Abi, sizi çok seviyorum. İyi ki varsınız. Ben, dünden daha güçlüyüm. 'Ey özgürlük' derken kendi adıma değil, millet adına sesleniyorum. Sizi çok seviyorum. Ben hakikatim. Ben hakikatim. Yani söyleyeyim. Geçen hafta şablon çöktü. Biliyorsunuz, şablon çöktü. Şimdi 110 milyarlık kamu iddiası, kamu zararı iddiası var. O da balon çıktı. O da çöküyor. Şablonla yola çıkanların balonları tek tek patlıyor' ifadesini kullandı.