Gündem

İBB Davası'nda 48'inci gün... Tutuklu Halit Burak Atalan: '15 aydır kapalı kapılar arkasında, sanki deprem enkazının altındaymışız gibi 'sesimizi duyan var mı?' diye bağırıyoruz'

İBB Davası'nın 48'nci günü savunma yapan eski Kültür A.Ş. İhale ve Satın Alma Müdürü Halit Burak Atalan, '15 aydır kapalı kapılar arkasında, sanki deprem enkazının altındaymışız gibi 'sesimizi duyan var mı?' diye bağırıyoruz. İlk kez sesimizi size duyurabiliyoruz' dedi. Yaşadığı stres nedeniyle sağlık sorunları yaşadığını belirten Atalan, '15 gün önce vitiligo başladı. Vücudumun her yerini beyaz lekeler kapladı. Tamamı stresten ve üzüntüden. Masumiyetime inanmıyorsanız ev hapsi dahil uygun göreceğiniz her türlü tedbire razıyım. Ama söyleyeceğim her şeyin özeti şu: Ben masumum' diye konuştu. Duruşma, yarın devam edecek.

Haber: ZUHAL ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) - İBB Davası'nın 48'nci günü savunma yapan eski Kültür A.Ş. İhale ve Satın Alma Müdürü Halit Burak Atalan, '15 aydır kapalı kapılar arkasında, sanki deprem enkazının altındaymışız gibi 'sesimizi duyan var mı?' diye bağırıyoruz. İlk kez sesimizi size duyurabiliyoruz' dedi. Yaşadığı stres nedeniyle sağlık sorunları yaşadığını belirten Atalan, '15 gün önce vitiligo başladı. Vücudumun her yerini beyaz lekeler kapladı. Tamamı stresten ve üzüntüden. Masumiyetime inanmıyorsanız ev hapsi dahil uygun göreceğiniz her türlü tedbire razıyım. Ama söyleyeceğim her şeyin özeti şu: Ben masumum' diye konuştu. Duruşma, yarın devam edecek.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 68'i tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın duruşması, 46'ıncı gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin 1 No'lu Duruşma Salonu'nda başladı.

Duruşma, saat 10.55'te tutuklu iş insanı ve reklamcı Nihat Sütlaş'ın savunmasıyla başladı. Sütlaş'ın savunmasının ardından eski Kültür A.Ş. İhale ve Satın Alma Müdürü Halit Burak Atalan'ın savunmasına geçildi.

Atalan, savunmasında hakkındaki suçlamaları reddederek, iddianamenin ihale süreçlerinin işleyişini bilmeden hazırlandığını savundu. Atalan, 'Hakkımda tek bir tanık, gizli tanık ya da etkin pişman beyanı yok. MASAK raporlarında aleyhime tek bir tespit bulunmuyor. Buna rağmen 15 aydır tutukluyum' dedi.

'BENİM İSMİM HİÇBİR İFADEDE GEÇMİYOR'

Savunmasına özgeçmişini anlatarak başlayan Atalan, 25 yıllık iş hayatının 22 yılını özel sektörde geçirdiğini, Arçelik, Toyota, Nissan, Hyundai ve Karsan gibi şirketlerde yöneticilik yaptığını söyledi. Kültür A.Ş'de 2020'de göreve başladığını, 2023 yılında EYT kapsamında emekli olduğunu belirten Atalan, tutuklanmasından iki yıl önce kurumdan ayrıldığını vurguladı.

Dosyadaki delilleri tek tek değerlendiren Atalan, 'Benim ismim hiçbir tanık beyanında, hiçbir gizli tanık ifadesinde, hiçbir etkin pişmanlık ifadesinde geçmiyor. Hatta benimle ilgili suçlama bir yana, herhangi bir beyanda dahi bulunulmuyor' dedi. Telefonunu şifresini vererek teslim ettiğini belirten Atalan, iletişim kayıtlarında da aleyhine herhangi bir tespit bulunmadığını söyledi.

'MASAK RAPORUM TERTEMİZ'

Hakkında hazırlanan MASAK raporlarında da suç unsuruna rastlanmadığını belirten Atalan, 'Çıkar amaçlı suç örgütü üyeliği ya da rüşvet alma-verme iddialarını destekleyen tek bir mali tespit yok. Üzerime kayıtlı olağan dışı bir mal varlığı yok. Mali durumumda şüphe uyandıracak bir değişiklik de yok' diye konuştu. Dosyada kendisine sorulan tek para transferinin toplam 810 liralık üç işlem olduğunu belirten Atalan, bunların da çalışma arkadaşlarıyla yapılan gündelik harcamalara ilişkin ödemeler olduğunu anlattı.

'SAVCILIK, SÖZLEŞME BEDELLERİNİN TAMAMINI KAMU ZARARI SAYMIŞ'

İddianamedeki kamu zararı hesaplamalarını da eleştiren Atalan, savcılığın ihale süreçlerine hakim olmadan değerlendirme yaptığını savundu. 'Savcılığın bazı eylemlerde sözleşme bedellerinin tamamını kamu zararı olarak gösterdiğini' kaydedens Atalan, 'Bir sözleşmenin tamamını zarar olarak göstermek mümkün değildir. Bu temel bir hata. Olsa olsa yaklaşık maliyet ile gerçekleşen bedel arasındaki fark tartışılabilir. Sözleşmenin tamamı zarar olarak gösterilemez' ifadesini kullandı.

Atalan, Sayıştay'ın ilgili işlemleri yıllarca denetlediğini ve herhangi bir usulsüzlük tespit etmediğini belirterek, 'Sayıştay baktı, mülkiye müfettişleri baktı, herhangi bir bulgu çıkmadı. İlk kez bir bilirkişi çıkıyor ve 'burada sorun olabilir' diyor. Sonra da savcılık bütün sözleşmeleri zarar gibi gösteriyor' ifadelerini kullandı.

'MUHAMMEN BEDELİ BEN BELİRLEMEDİM'

Savunmasının büyük bölümünü ihale süreçlerinin işleyişine ayıran Atalan, kamuoyunda kendisine yüklenen yetkilerin gerçeği yansıtmadığını söyledi. İhale müdürünün her şeye karar veren kişi gibi gösterildiğini belirten Atalan, 'Muhammen bedeli belirleyen birim ben değilim. Teknik şartnameleri hazırlayan ben değilim. Firmaları seçen de ben değilim. Benim görevim dosyayı şefe yönlendirmek, komisyon üyelerini belirlemek ve ihale komisyonunda evrakların usule uygunluğunu kontrol etmekten ibaret' dedi.

Kültür A.Ş'de yapılan gelir getirici işlerin Kamu İhale Kanunu'na tabi olmadığını savunan Atalan, bazı işlemlerde genel müdürün doğrudan firma seçme yetkisi bulunduğunu, ancak buna rağmen rekabetçi süreçler işletildiğini söyledi.

'İHALELERDEN BİRİNİ KAZANDIK, DİĞERİNİ KAYBETTİK'

Kültür A.Ş.'nin İBB'den aldığı bazı reklam alanı ihalelerine ilişkin suçlamalara da yanıt veren Atalan, aynı dönemde iki farklı ihaleye girdiklerini. birini kazandıklarnını dieğerihn kaybettiklerini söyledi.

'SAVCILIK İHALE SÜREÇLERİNİ BİLMİYOR'

Atalan, dosyadaki suçlamaların önemli bölümünün ihale ve satın alma süreçlerinin yanlış yorumlanmasından kaynaklandığını, iddianamede kendisine isnat edilen bazı işlemlerin görev alanında olmadığını vurguladığ ve 'Savcılık ihale müdürünün ne yaptığını, hangi birimin hangi yetkiye sahip olduğunu bilmiyor. Yapmadığım işlerden sorumlu tutuluyorum' diye konuştu.

Özellikle 118 numaralı eylemde adı geçen ihalenin, kendisinin Kültür A.Ş.'de göreve başlamasından önce yapıldığını belirten Atalan, '2019 yılında yapılan bir ihalenin şüphelisi olarak gösteriliyorum. O tarihte kurumda çalışmıyordum. İmzam dahi yok' ifadesini kullandı.

'15 AYDIR KIZIMDAN UZAĞIM'

Savunmasının sonunda tutukluluğun ailesi üzerindeki etkilerine değinen Atalan, 11 yaşındaki kızından 15 aydır ayrı olduğunu belirterek, 'Kızım her gün annesine benim ne zaman geleceğimi soruyor. Cezaevinden gönderdiğim, üzerinde kokum olduğunu düşündüğü tişörtlerle uyuyor' dedi.

Eşinin bütün yükü tek başına omuzladığını söyleyen Atalan, 'Çocukların hastanesi, okulu, ekonomik sorunlar, her hafta cezaevine geliş gidişler: Bunların hepsi eşimin omuzlarında kaldı' ifadelerini kullandı.

'SESİMİZİ DUYAN VAR MI?' 

Tutukluluk sürecinde yaşadıklarını depremde enkaz altında kalan insanların yaşadıklarına benzeten Atalan, '15 aydır kapalı kapılar arkasında, sanki deprem enkazının altındaymışız gibi 'sesimizi duyan var mı?' diye bağırıyoruz. İlk kez sesimizi size duyurabiliyoruz' dedi.

Yaşadığı stres nedeniyle sağlık sorunları ortaya çıktığını da belirten Atalan, '15 gün önce vitiligo başladı. Vücudumun her yerini beyaz lekeler kapladı. Tamamı stresten ve üzüntüden' diye konuştu.

Tahliye talebini yineleyen Halit Burak Atalan, savunmasını 'Masumiyetime inanmıyorsanız ev hapsi dahil uygun göreceğiniz her türlü tedbire razıyım. Ama söyleyeceğim her şeyin özeti şu: Ben masumum' diye tamamladı.

Duruşma, yarın devam edecek.