(İSTANBUL)- İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu, 'Kadın tutuklulara tutuklulukları sırasında reva görülen kötü muamele karşısında bulunuyoruz. Burada ihlaller çok yönlü. Çünkü bir yandan insan haysiyetini rencide eden kötü muameleden söz ediyoruz. Kadın bedeni üzerinde, kadın psikolojisi üzerinde ifa edilen, icra edilen baskı öte yandan kamu görevlilerinin, kolluğun ve özellikle savcılığın görev ve yetkilerini kötüye kullanmasına tanık olmaktayız' dedi.
CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 68'i tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın duruşması, 49'uncu gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin 1 No'lu Duruşma Salonu'nda görülüyor. Davayı takip eden İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu, ANKA Haber Ajansı'na yaptığı değerlendirmede şöyle konuştu:
'Silivri'ye her gelişimde buradaki adil yargılanma hakkının temel gereklerine aykırı yargılama sürecine tanıklık etmekteyim. Tabii ki biz İstanbul Barosu olarak gözlem heyetini de sürekli gönderiyoruz, raporlama yapıyoruz. Ancak bu hafta daha vahim bir tabloyla karşı karşıya bulunuyoruz çünkü kadın tutuklular söz konusu. Kadın tutuklulara tutuklulukları sırasında reva görülen kötü muamele karşısında bulunuyoruz. Burada ihlaller çok yönlü. Çünkü bir yandan insan haysiyetini rencide eden kötü muameleden söz ediyoruz. Kadın bedeni üzerinde, kadın psikolojisi üzerinde ifa edilen, icra edilen baskı öte yandan kamu görevlilerinin, kolluğun ve özellikle savcılığın görev ve yetkilerini kötüye kullanmasına tanık olmaktayız. Çünkü kamu görevleri tanımlanmıştır. Görev, yetki ve sorumluluk, görev ve yetkili olan aynı zamanda sorumludur. Burada ise savcıların bizzat kolluk görevlilerinin anayasal yetkilerini, ceza kanununun öngördüğü görev ve yetkileri dışına çıkarak, kötüye kullanarak hem tutuklulara hem de tutuklu kadın sanıklara haysiyet kırıcı muamelede bulundukları, eziyet ettikleri ve işkence boyutuna varan eylemlerde bulunduklarını görüyoruz.
'TUTUKLULARIN TUTUKLULUKLARININ SONLANDIRILMASI YAŞAMSALDIR'
Bu tabii ki işin bu yönü ama bu yönü bile bu ceza davasının 'İmamoğlu suç örgütü' adı verilen davanın nedenli hukuki temelden yoksun olduğunu sürekli gözlemekteyiz. Çünkü zaten bir örgüte suç örgütü demek için mahkeme kararının olması gerekir. Burada her günkü tanıklılığımızda görüyoruz ki bu hafta özellikle iki kadın tutukluya yapılan muamelenin de ortaya koyduğu gibi bu bir kurgu davadır ve özellikle kitlesel tutuklamalardan sonra hazırlanan iddianame, iddianame hazırlığı sırasında özgürlüğünden alıkonulmuş ve devletin görev ve sorumluluğu altında bulunan tutuklulara ve aynı zamanda tutuklu kadınlara yapılan muameleler esasen böyle bir davanın neden hukuken temelsiz kaldığının ve kurgu dava olduğunun açık bir göstergesidir. Bu itibarla bu davanın tutukluların tutukluluklarının sonlandırılması, bu kişilerin beraatleri yönünde karar verilmesi Türkiye'de hukukun ve demokrasinin, hukuk yoluyla demokrasinin tesis edilmesi açısından yaşamsaldır.'