Gündem

İBB Davası'nda 57'inci gün: Gürkan Akgün: 'Bu iddianame bir hayal ürünüdür. Çünkü bizim meşguliyetimiz halkın gerçek sorunlarıdır'

İBB Davası'nda savunma yapan tutuklu İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün, hakkındaki suçlamaların somut delillere dayanmadığını belirtti. Akgün, 'Bugün burada yalnızca kendimi değil; kamu görevinin onurunu, şehir plancılığı mesleğinin haysiyetini, demokratik ve halkçı belediyeciliği savunacağım' dedi. Akgün, iddianamedeki suçlamaların İBB'nin 2019 sonrası şehircilik anlayışını hedef aldığını savundu ve 'Bu iddianame bir hayal ürünüdür. Çünkü bizim meşguliyetimiz halkın gerçek sorunlarıdır' diye konuştu. İmamoğlu ise ara nedeniyle duruşma salonundan ayrılırken duruşmaya gelen yazarlara ve yayıncılara teşekkür ederek, 'Mücadelemiz büyük görüyorsunuz kahramanlar muhafızlar mücadelesine devam ediyor. Bu mücadele, namusluların namussuzlara karşı cesur olma mücadelesidir' dedi.

Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) İBB Davası'nda savunma yapan tutuklu İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün, hakkındaki suçlamaların somut delillere dayanmadığını belirtti. Akgün, 'Bugün burada yalnızca kendimi değil; kamu görevinin onurunu, şehir plancılığı mesleğinin haysiyetini, demokratik ve halkçı belediyeciliği savunacağım' dedi. Akgün, iddianamedeki suçlamaların İBB'nin 2019 sonrası şehircilik anlayışını hedef aldığını savundu ve 'Bu iddianame bir hayal ürünüdür. Çünkü bizim meşguliyetimiz halkın gerçek sorunlarıdır' diye konuştu. İmamoğlu ise ara nedeniyle duruşma salonundan ayrılırken duruşmaya gelen yazarlara ve yayıncılara teşekkür ederek, 'Mücadelemiz büyük görüyorsunuz kahramanlar muhafızlar mücadelesine devam ediyor. Bu mücadele, namusluların namussuzlara karşı cesur olma mücadelesidir' dedi.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 59'u tutuklu, 414 sanıklı İBB Davası'nın duruşması, 57'inci gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin 1 No'lu Duruşma Salonu'nda devam ediyor.

Bugün duruşma, tutuklu İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün'ün savunmasıyla başladı.

'15 AY SONRA İLK KEZ KENDİMİ ANLATABİLİYORUM'

Gürkan Akgün, savunmasına 15 aylık tutukluluk sürecini anlatarak başladı. 19 Mart 2025'te gözaltına alındığını, emniyet ve savcılık aşamalarında kendisine yöneltilen soruların önemli bir bölümünün görev alanıyla ilgisiz olduğunu belirten Akgün, savcılık ifadesinin ise çok kısa sürdüğünü söyledi.

Akgün, uzun tutukluluk sürecinde hakkındaki iddialara karşı ilk kez mahkeme huzurunda kapsamlı şekilde savunma yapabildiğini ifade ederek, '15 aylık tutukluluğun ardından bugün ilk kez hakkımdaki iddialara karşı söz söyleyebilme imkânı buluyorum' dedi.

'KAMU GÖREVİNİN ONURUNU SAVUNACAĞIM'

Savunmasının yalnızca şahsına yöneltilen suçlamalara yanıt olmadığını belirten Akgün, dosyada kamu görevinin, şehircilik mesleğinin ve belediyecilik anlayışının da hedef alındığını savundu.

Akgün, 'Bugün burada yalnızca kendimi savunmayacağım. Kamunun ve kamu görevinin onurunu savunacağım. Şehir plancılığı mesleğinin haysiyetini savunacağım. Demokratik ve halkçı belediyeciliği savunacağım' ifadelerini kullandı.

'BASAMAK BASAMAK GELDİM, HİÇBİR GÖREVE KAYIRILARAK GELMEDİM'

1984 yılında Trabzon'un Sürmene ilçesinde doğduğunu anlatan Akgün, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü mezunu olduğunu, yaklaşık 20 yıldır şehir plancılığı alanında çalıştığını söyledi.

Meslek hayatı boyunca özel sektörde, meslek odasında ve yerel yönetimlerde görev yaptığını belirten Akgün, Şehir Plancıları Odası'ndaki çalışmalarından Beylikdüzü Belediyesi'ne, oradan da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne uzanan kamu hizmeti geçmişini anlattı.

2012 yılında Beylikdüzü Belediyesi'nde göreve başladığını, 2019'dan sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde görev aldığını, Aralık 2023 itibarıyla ise İmar, Planlama, Ulaşım, Emlak, Deprem ve Kentsel Dönüşümden sorumlu Genel Sekreter Yardımcılığı görevini yürüttüğünü kaydeden Akgün, 'Hiçbir göreve kayırılarak gelmedim. Belediyecilikte en alttan başladım; raportörlükten şefliğe, müdürlüğe, daire başkanlığına ve genel sekreter yardımcılığına kadar basamak basamak yükseldim' dedi.

'2019'DA RANT ODAKLI BİR ŞEHİRCİLİK ANLAYIŞIYLA KARŞILAŞTIK'

Akgün, savunmasının önemli bir bölümünü İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 2019 sonrası şehircilik politikalarına ayırdı. Göreve geldiklerinde İstanbul'da imar ve planlama süreçlerinin kamu yararından uzaklaştığını gördüklerini savunan Akgün, parsel bazlı plan değişiklikleriyle rant üreten bir sistemle karşı karşıya olduklarını söyledi.

Akgün, '2019'da karşımızda vizyonunu kaybetmiş, planlama aklından uzaklaşmış bir İstanbul vardı. Şehircilik alanı adeta kimin parseline hangi plan değişikliğiyle nasıl rant sağlanır anlayışının merkezi haline getirilmişti. Biz tam da buradan başladık ve bu anlayışı kökünden değiştirdik' diye konuştu.

'79 BÖLGEDE 48 BİN HEKTARLIK PLAN HAZIRLADIK'

İstanbul'da 2019 sonrası yürütülen planlama çalışmalarını anlatan Akgün, 79 bölgede yaklaşık 48 bin hektarlık alanın nazım imar planlarının hazırlandığını söyledi. Bu çalışmaların yaklaşık 2,5 milyon kişinin yaşamını doğrudan etkilediğini belirten Akgün, planlama çalışmalarının yalnızca teknik bir imar faaliyeti olmadığını, aynı zamanda sosyal adalet ve kamu yararı meselesi olduğunu vurguladı.

Akgün, bu planlarla kentsel dönüşümün önünün açıldığını, yıllardır çözüm bekleyen tapu sorunlarına müdahale edildiğini, kamusal alanların artırıldığını ve İstanbul'un geleceğine ilişkin bütüncül bir şehircilik yaklaşımı geliştirildiğini anlattı.

'Son 6 yılda yapılan imar uygulamalarıyla 969 bin metrekare alanı İBB'ye, yani kamu mülkiyetine kazandırdık' diyen Akgün, bunun İstanbul'da kamu yararı adına önemli bir kazanım olduğunu söyledi.

'45 MİLYAR LİRALIK KAYNAĞI DEPREM İÇİN KULLANDIK'

Deprem riskinin İstanbul'un en kritik meselesi olduğunu belirten Akgün, İBB'nin bu alanda ciddi kaynak kullandığını ifade etti. Kentsel dönüşüm, sosyal konut, altyapı, ulaşım ve riskli yapıların tahliyesi için toplam 45 milyar liralık kaynak ayrıldığını belirten Akgün, '50 bine yakın kişinin yaşadığı riskli binaların tahliyesini gerçekleştirdik. 38 bin binanın ücretsiz risk taramasını yaptık' dedi.

Akgün, iddianamede suçlama konusu yapılan dönemde İBB'nin asıl gündeminin rant değil, deprem, yoksulluk, ulaşım, barınma ve kamusal alanların korunması olduğunu savundu.

'BU İDDİANAME HAYAL ÜRÜNÜDÜR'

İddianamedeki suçlamaların İBB'nin yürüttüğü kamu hizmetiyle bağdaşmadığını belirten Akgün, dosyanın bir kurgu üzerine inşa edildiğini söyledi.

Akgün, 'Bunu en baştan söylemek gerekirse, söz konusu iddianame bir hayal ürünüdür. Çünkü bizim meşguliyetimiz halkın gerçek sorunlarıdır' ifadelerini kullandı.

Savunmasının teknik bölümünde Eylem 25'e ilişkin suçlamalara yanıt veren Akgün, bu eylemin Pasifik Holding'in Beşiktaş Etiler ve Eyüpsultan Göktürk'teki Next Level projelerine ilişkin silüet onay süreçleriyle ilgili olduğunu söyledi.

Akgün, hakkında 'icbar suretiyle irtikap' suçlaması yöneltildiğini belirterek, müşteki anlatımlarında üç ana iddianın öne çıktığını ifade etti: Kanunda olmayan belgelerin keyfi olarak istendiği, projelerin 8-10 ay bekletildiği ve kreş malzemesi için ödeme yapıldıktan sonra silüet onayı verildiği iddiası.

Akgün, bu üç iddianın da dosyadaki resmi belgelerle çürütüldüğünü savundu.

'SİLÜET ONAYI KEYFİ DEĞİL, MEVZUATIN AÇIK GEREĞİDİR'

Akgün, silüet onayının iddia edildiği gibi keyfi bir uygulama olmadığını, İstanbul'un tarihi, kültürel ve doğal değerlerini korumak amacıyla mevzuatta açıkça düzenlendiğini söyledi.

Silüet onay sürecinin 2011 yılında İBB Meclis kararlarıyla başladığını, 2018 yılında ise Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği ve İstanbul İmar Yönetmeliği içinde açık düzenleme haline geldiğini belirten Akgün, 'Silüet onayı mevzuatta açıkça düzenlenmiştir. İddia edildiği gibi kanunsuz, keyfi ya da sonradan yaratılmış bir uygulama değildir' dedi.

'TEK İMZA DÖNEMİNİ BİTİRDİK, KOMİSYON SİSTEMİ GETİRDİK'

Silüet onay süreçlerinde geçmişte tek kişinin imzasıyla karar verilebildiğini belirten Akgün, 2020 yılında Mimari Estetik Komisyonu kurularak bu yapının değiştirildiğini anlattı.

Akgün, komisyonun mimar, şehir plancısı ve teknik uzmanlardan oluştuğunu, kararların kişisel takdirden çıkarılıp kurumsal ve denetlenebilir hale getirildiğini söyledi.

'Tek kişinin keyfi karar verebildiği sistemi kaldırdık. Karar süreçlerini kurallı, şeffaf, denetlenebilir ve kolektif bir yapıya kavuşturduk' dedi.

'BEŞİKTAŞ PROJESİ 8-10 AY BEKLETİLMEDİ'

Pasifik Holding'in Beşiktaş'taki projesine ilişkin iddiaları tek tek yanıtlayan Akgün, projenin 8-10 ay bekletildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını söyledi.

İlk başvurunun 19 Ağustos 2022'de yapıldığını, gerekli proje kataloğunun 12 Eylül'de teslim edildiğini, dosyanın 26 Ekim'de Mimari Estetik Komisyonu'na sevk edildiğini anlatan Akgün, komisyonun 11 Kasım 2022'de projeyi mevzuata aykırılıklar nedeniyle uygun bulmadığını söyledi.

Akgün, projede emsal hesabı, çatı katı, depo alanları, asma katlar ve proje kurgusuna ilişkin teknik eksiklikler bulunduğunu belirterek, 'Komisyonun uygun bulmama gerekçesi keyfi değil, tamamen teknik ve mevzuata dayalıdır' dedi.

'DÜZELTME YAPILDI, İKİ GÜNDE ONAY VERİLDİ'

Firma yetkilileriyle yapılan görüşmelerin ardından projede gerekli düzeltmelerin yapıldığını belirten Akgün, ikinci başvurunun 28 Aralık 2022'de yapıldığını, dosyanın 30 Aralık 2022'de komisyona sevk edildiğini ve aynı gün onaylandığını söyledi.

Akgün, 'Ortada bekletme yoktur. Tam tersine, eksikler giderildikten sonra süreç iki gün içinde tamamlanmıştır. Hatta yıl sonuna yetişmesi için hızlı hareket edilmiştir' dedi.

'ÖDEME, ONAYDAN 19 GÜN SONRA YAPILMIŞ'

Akgün, müştekinin sunduğu Halkbank dekontuna dikkat çekerek, 'kreş malzemesi ödemesi yapıldıktan sonra silüet onayı verildi' iddiasının da belgelerle çeliştiğini söyledi.

Silüet onayının 30 Aralık 2022'de verildiğini, banka transferinin ise 18 Ocak 2023 tarihli olduğunu belirten Akgün, 'Dekonttaki ödeme, silüet onayından tam 19 gün sonradır. Dolayısıyla 'para ödendi, ardından onay verildi' iddiası tarihsel olarak da mantıken de doğru değildir' diye konuştu.

'GÖKTÜRK PROJESİNDE DE PLAN İPTALİ VARDI'

Akgün, Eylem 25 kapsamındaki Göktürk projesine ilişkin iddiaların da aynı şekilde teknik ve hukuki gerçeklerle bağdaşmadığını savundu.

Proje alanına ilişkin imar planlarının yargı kararıyla iptal edildiğini belirten Akgün, planı bulunmayan ya da planı tartışmalı hale gelen bir alanda ruhsat ve silüet süreçlerinin olağan şekilde ilerlemesinin mümkün olmadığını söyledi.

Akgün, 'Planı iptal edilen bir alanda işlem yapmamak, bir kamu görevlisinin keyfi tercihi değil, hukuki zorunluluktur' dedi.

'KAMU GÖREVİNİ SUÇ GİBİ GÖSTERİYORLAR'

Akgün, hakkındaki suçlamaların doğrudan bir fiile değil, kamu görevi kapsamında yürütülen idari süreçlere dayandırıldığını söyledi.

'Benim hakkımda, menfaat temin ettiğime, bir kişiyi zorladığıma, bir dosyayı kasten beklettiğime dair tek bir somut delil yoktur. Yapılmaya çalışılan şey, kamu görevinin suç gibi gösterilmesidir' dedi.

'BU DOSYADA BENİ GÖSTEREN TEK BİR SOMUT DELİL YOK'

Savunmasının sonunda hakkındaki iddiaların hiçbirinin somut delille desteklenmediğini belirten Akgün, tüm suçlamaları reddetti.

Akgün, 'Ne bir menfaat temin ettim ne bir kişiyi zorladım ne de görevimi hukuka aykırı kullandım. Dosyada beni işaret eden tek bir somut delil yoktur. Bu nedenle hakkımdaki tüm suçlamaları reddediyorum' dedi.

İMAMOĞLU: 'MÜCADELEMİZ BÜYÜK'

Duruşma araya girdi. Gürkan, savunmasına aradan sonra devam edecek. İmamoğlu ise salondan ayrılırken şunları söyledi:

'Yayıncılar Birliği'ne teşekkür ediyorum. Benim çok saygı duyduğum kıymetli yazarlara, sanatçılara da çok teşekkür ediyorum. Kalemlerinize sağlık, iyi ki varsınız, iyi ki dünyayı aydınlatıyorsunuz.

Kitap Fuarı'nın o güzel mimarına, değerli başkanına ve heyetine de teşekkür ediyorum.

Hepinizi kucaklıyorum; bütün hanımefendileri, beyefendileri selamlıyorum.

Mücadelemiz büyük. Görüyorsunuz; kahramanlar, muhafızlar mücadelesine devam ediyor.

Biz inanıyoruz ki bu mücadelenin adı; namussuzlara karşı namusluların bir kez daha cesur olma mücadelesidir.'