Haber: Esra TOKAT
İSTANBUL - İBB Davası'nın 63'üncü gününde duruşma takvimi tartışma konusu oldu. Mahkeme Başkanı'nın yarın Ekrem İmamoğlu'nun savunmasına başlayacağını ve bu yüzden avukatlardan savunmalarını kısa tutmalarını istemesi üzerine Fatih Keleş'in avukatı Baran Kaya, 'Müvekkilimin savunmamın ardından tahliye edileceğini düşünüyorum. Dinlemeyecekseniz savunma yapmayayım' dedi. Mahkeme Başkanı ise 'Ne yapacağım, ne edeceğim yarın Ekrem Bey'in savunmasına başlayacağım. Mahkemeyi biz mi yönetiyoruz başkanlar mı yönetiyor anlamıyorum zaten. Çıkıyorlar dışarda 'biz ağustosta savunma yapacağız' diyorlar' dedi.
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 59'u tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın görülmesine İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin 1 No'lu Duruşma Salonu'nda devam edildi.
Duruşma, 'örgüt yöneticiliği' ile suçlanan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in avukatlarının savunmasıyla devam etti.
Avukat Nergis İnce, savunmasında iddianamenin hukuki dayanaklarını ve soruşturma sürecini eleştirdi. İnce, dosyada aynı hukuki durumda bulunan kişiler arasında farklı uygulamalar yapıldığını savunarak, 'Ayrıcalık değil, eşitlik; iltimas değil, ölçü; peşin kanaat değil, gerekçeli değerlendirme istiyoruz' dedi.
İnce, müvekkiline yöneltilen suçlamaların büyük ölçüde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan kişilerin ifadelerine dayandığını belirterek, bu beyanların hukuki güvenilirliğinin tartışılması gerektiğini söyledi. Duruşmada dinlenen birçok etkin pişmanlık sanığına, ifadeleri önceden basından görüp görmediklerini sorduğunu aktaran İnce, önemli bölümünden 'Basından gördüğüm kadarıyla' yanıtını aldığını ifade etti.
'GİZLİLİK KARARINA RAĞMEN İFADELER BASINA SERVİS EDİLDİ'
Soruşturma dosyasında CMK'nın 153. maddesi kapsamında gizlilik kararı bulunduğunu hatırlatan İnce, buna rağmen etkin pişmanlık ifadelerinin çeşitli medya kuruluşlarında tam metin halinde yayımlandığını savundu. İnce, duruşmada Sabah, Yeni Şafak, Anadolu Ajansı ve çeşitli internet sitelerinde yayımlandığını belirttiği haberleri tek tek göstererek, ifadelerin çok kısa süre içinde kamuoyuna ulaştırıldığını söyledi.
İfadelerin kamuoyuna sızdırılmasının ardından yeni etkin pişmanlık beyanları alındığını hatırlatan İnce, 'Pek çok kişi kendi gördüğünü değil, okuduğunu anlattı. Yaşadığını değil, başkalarının kurduğu anlatıyı tekrar etti. Bu nedenle mahkemenizin önüne kirlenmiş bir delil ortamı getirildi' dedi.
'SORUŞTURMA AŞAMASINDAKİ İFADELER YOK HÜKMÜNDEDİR'
Avukat İnce, soruşturma sürecinde alınan ifadelerin bağımsızlığını yitirdiğini ifade ederek, 'Bu soruşturma aşamasında alınan ifadelerin tamamının yok hükmünde olduğunu düşünüyorum. Sanıkların gerçek anlamda ilk ifadeleri mahkemeniz huzurunda alınmaktadır' ifadelerini kullandı. Mahkemeden, bundan sonraki sorgularda beyanların medya haberlerinden etkilenip etkilenmediğinin ayrıca araştırılmasını talep etti.
'ETKİN PİŞMANLIK TAHLİYE VAADİNE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ'
İnce, Fatih Keleş hakkında soruşturma sürecinde ortaya atılan 'Florya'da gömülü para' iddialarının da gerçeği yansıtmadığını savundu. Müvekkili hakkında 'evinin parkesinin altında 2 milyon dolar bulunduğu' yönündeki haberlerin yayımlandığını, ancak bu iddiaların iddianamede yer almadığını belirten İnce, buna rağmen daha sonra alınan bazı etkin pişmanlık ifadelerinde bu haberlerdeki anlatımların tekrarlandığını belirtti.
Savunmasının devamında CMK'nın ifade alma usullerini düzenleyen 148. maddesine değinen İnce, soruşturma sürecinde etkin pişmanlık kurumunun amacından saptırıldığını ifade etti. İddianame düzenlenene kadar 167 kişinin tutuklandığını, bunlardan 60'ının daha sonra tahliye edildiğini söyleyen İnce, tahliye edilenlerin ortak özelliğinin etkin pişmanlık veya ikrar kapsamında ifade vermeleri olduğunu belirtti. İnce, 'Ortaya çıkan tablo 'itirafçı ol, tahliye ol' pratiğidir. Etkin pişmanlık kurumu kanuna aykırı bir yarar vaadine dönüştürülmüştür' dedi.
'AİLELER ÜZERİNDEN BASKI KURULDU'
İnce, soruşturma sürecinde aile bireylerinin birlikte gözaltına alınması ve tutuklanmasının da kişilerin iradesini etkilediğini belirtti. Elif Subaşı örneğini veren İnce, Subaşı'nın ilk ifadelerinde yalnızca eşi ve otizmli çocuğunun durumunu anlattığını, daha sonra etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeler arasında ciddi farklılıklar bulunduğunu söyledi. Aynı şekilde Murat Kapki, Yakup Öner ve AKM Yapı dosyalarında da benzer örnekler bulunduğunu vurgulayan İnce, bazı aile fertlerinin ifadeleri alınmadan tahliye edilmelerinin dikkat çekici olduğunu belirtti.
İnce, tüm bu nedenlerle soruşturma aşamasında elde edilen etkin pişmanlık beyanlarının hukuka uygun delil niteliği taşımadığını savunarak, mahkemeden bu beyanların güvenilirliğinin yargılama sırasında ayrıntılı biçimde değerlendirilmesini talep etti.
'CMK'DA SORUŞTURMA SAVCILARIYLA SOHBET YA DA HASBİHAL DİYE BİR UYGULAMA YOK'
İnce, soruşturma sürecinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan isimlerin çok sayıda ifade verdiğini belirterek, bu beyanların güvenilirliğinin olmadığının altını çizdi. İnce, müvekkili Fatih Keleş'in de ailesi üzerinden baskı altına alınmaya çalışıldığını hatırlatarak, Keleş'in avukatlarına haber verilmeden adliyeye götürüldüğünü söyledi. Dosyada buna ilişkin herhangi bir usul tutanağı bulunmadığını savunan İnce, 'CMK'da soruşturma savcılarıyla sohbet ya da hasbihal diye bir uygulama yok. Müvekkilim o gün farklı bir karar vermiş olsaydı bugün yeğeni de, ağabeyi de tutuklu olmayacaktı' dedi.
'SÜLEYMAN ATİK 10, ADEM SOYTEKİN 8, SARP YALÇINKAYA 6 KEZ ETKİN PİŞMANLIK İFADESİ VERDİ'
Etkin pişmanlık kapsamında ifade veren sanıkların sayısı ve ifade tekrarlarına ilişkin hazırladığı tabloyu mahkemeye sunan İnce, dosyada benzeri görülmemiş sayıda etkin pişmanlık beyanı bulunduğunu söyledi.
İnce, Süleyman Atik'in 10, Adem Soytekin'in 8, Sarp Yalçınkaya'nın 6, Yakup Öner ile Ertan Yıldız'ın ise 5 kez etkin pişmanlık kapsamında ifade verdiğini belirterek, 'Savcılık adeta stüdyo haline getirildi. Kimisi 10 defa pişman olmuş, kimisi 8 defa, kimisi 5 defa. Bunlara 'vadeli pişmanlar' diyorum. Tek seferde pişman olamıyorlar' ifadelerini kullandı.
Bu kadar çok değişen ifadeler karşısında hangi beyanın esas alınacağının belirsiz olduğunu savunan İnce, 'Süleyman Atik'in ilk ifadesindeki anlatımı mı, beşinci ifadesini mi, yoksa onuncu ifadesini mi dikkate alacağız? Ceza yargılamasında delilin istikrarlı ve şüpheden uzak olması gerekir' dedi.
'İTİRAFÇILAR, YENİDEN TUTUKLANMAMAK AMACIYLA SUÇU BAŞKALARINA YÜKLEDİ'
İnce, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan kişilerin asli fail konumunda olduklarını, tahliye olabilmek veya yeniden tutuklanmamak amacıyla suçu başkalarına yüklediklerini ifade etti. Yargıtay içtihatlarına da atıfta bulunan İnce, hukuki menfaati bulunan kişilerin beyanlarının tek başına mahkumiyet için yeterli delil sayılamayacağını belirterek, Ertan Yıldız'ın ifadelerinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Savunmasının devamında soruşturma makamının maddi gerçeği ortaya koyacak resmi belgeleri toplamadığını savunan İnce, Beylikdüzü Belediyesi'ne ilişkin imar işlem dosyalarının, Boğaziçi İmar Müdürlüğü kayıtlarının, Cebeci dosyasında ise MAPEG ve İstanbul Valiliği evraklarının dosyada bulunmadığını ifade etti. Rüşvet iddialarının araştırılması için öncelikle ilgili ruhsat ve iskan dosyalarının incelenmesi gerektiğini belirten İnce, 'Bir müteahhit 'şu tarihte ruhsat almak için rüşvet verdim' diyorsa yapılacak ilk iş belediyeden imar işlem dosyasını istemektir. Bizim dosyamızda bunlar yok' dedi.
'450 SAYFALIK İDDİANAME DELİL EKSİKLİĞİNİ GİZLİYOR'
Nergis İnce, iddianamenin sayfa sayısının fazlalığının delillerin güçlü olduğu anlamına gelmediğini savunarak, 'İyi bir iddianame suçun hangi tarihte ve hangi somut eylemle işlendiğini birkaç sayfada anlatabilir. Sayfa sayısının çokluğu delilin gücünü değil, somutlaştırma yeteneğinin zayıflığını gösterir' ifadelerini kullandı.
İddianamede varsayımların ve birbirini tekrar eden etkin pişmanlık beyanlarının somut delil gibi sunulduğunu ifade eden İnce, dosyada yer almayan bazı iddiaların yalnızca beyanlar üzerinden kamuoyunda algı oluşturduğunu savundu. 'Delil ile yorum, olgu ile varsayım birbirine karışmış durumda. Etkin pişmanlık beyanlarının bir bütün halinde iddianameye konulması mahkemede de zehirleyici bir algı yaratıyor' dedi.
Savunmasının bu bölümünü tamamlayan İnce, etkin pişmanlık beyanlarının tek başına mahkûmiyete esas alınamayacağını belirterek, soruşturma sürecinde toplanmayan somut deliller ve resmi kayıtlar dikkate alındığında müvekkili Fatih Keleş hakkında beraat kararı verilmesini talep etti.
'KANUNDA OLMAYAN BİR KAVRAM DOSYANIN MERKEZİNE YERLEŞTİRİLİYOR'
İnce, iddianamede 'İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü' tanımının kullanıldığını belirterek, Türk Ceza Kanunu'nda 'çıkar amaçlı suç örgütü' şeklinde bir suç tanımı bulunmadığını savundu. Savcılığın, 2005 yılında yürürlükten kaldırılan 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu'ndaki ifadeleri bugünkü dosyaya taşıdığını öne süren İnce, 'Kanunda olmayan bir kavram dosyanın merkezine yerleştiriliyor' dedi.
Bir kamu kurumunun suç örgütü olarak değerlendirilemeyeceğini söyleyen İnce, belediyelerin kuruluş amacının kanunla belirlendiğini hatırlatarak, 'Bir kamu idaresinin işleyişi sırasında suç işlendiği iddiası, yöneticilere yöneltilmiş olsa bile o idari yapıyı suç örgütü haline getirmez. Bunun için kuruluş amacının suç işlemek olması gerekir' ifadelerini kullandı.
İnce, soruşturmanın kapsamına da dikkat çekerek bugüne kadar düzenlenen operasyonlarda 600'den fazla kişinin gözaltına alındığını, çok sayıda genel sekreterlik, daire başkanlığı ve iştirak şirketinin soruşturmaya dahil edildiğini belirtti. Savcılığın 'belediyeyi hedef almıyoruz' yönündeki yaklaşımının dosyayla çeliştiğini savunan İnce, 'Ne yazık ki soruşturma makamı İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin kendisini suç örgütü, kamu görevlilerini ise örgüt mensubu olarak görüyor' dedi.
MAHKEME BAŞKANI: 'MAHKEMEYİ BİZ Mİ YÖNETİYORUZ BAŞKALARI MI YÖNETİYOR ANLAMIYORUM, ÇIKIYORLAR DIŞARDA AÇIKLAMA YAPIYORLAR'
Çarşamba günü Ekrem İmamoğlu'nun savunmasıyla başlayacağını daha önce söylediğini ve bu yüzden avukatların savunmasını kısa tutması gerektiğini ifade etmesi üzerine Keleş'in avukatı Baran Kaya, 'Ben müvekkilimin savunmamın üzerine tahliye edileceğini düşünüyorum. Ama yok siz dinlemeyeceksiniz, önemi yoksa ben savunma yapmayım' dedi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, 'Bugün saat akşam 22.30'a kadar devam ederiz yarın da öğlene kadar sizin savunmanızı dinlerim ardından Ekrem İmamoğlu'nun savunmasına başlarım öğleden sonra. Ne yapacağım, ne edeceğim yarın Ekrem Bey'in savunmasına başlayacağım yarın. Mahkemeyi biz mi yönetiyoruz başkaları mı yönetiyor anlamıyorum zaten. Çıkıyorlar dışarda 'biz ağustosta savunma yapacağız' diyorlar' dedi.
Duruşma avukat İnce'nin savunmasıyla devam ediyor.




