(ANKARA) - İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 'Bu plaka konusunda ve araç içerisindeki ses ve görüntü sistemleriyle ilgili toplumda son zamanlarda insanımızın biraz tepkileri var. Buradaki amaç şu. Yani bu Karayolları Güvenlik Strateji Belgesine göre hem ölümlü yaralanmalı trafik kazalarını azaltabilmek. Yani bizim maksadımız bu. Yani trafik cezalarından dolayı da insanımızın canını yakmak istemiyoruz. Yani bizim önceliğimiz zaten insanlara trafik cezası vermek, onların canını yakmak değil' dedi.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, TRT Haber yayınında gündemi değerlendirdi. Çiftçi, şunları söyledi:
'Terörsüz Türkiye hedefi; Muhterem Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve dirayetiyle, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli'nin de güçlü desteğiyle şekillenen bir Cumhur İttifakı iradesidir. Biz de İçişleri Bakanlığı olarak bu süreci destekliyoruz, bununla ilgili biz de çalışmalar yürütüyoruz. En azından kendi sınırlarımız içerisinde, milli sınırlarımız içerisinde de sürecin sabote edilmemesi, akamete uğramaması noktasında yine terörle ilgili çalışmalara, operasyonlarımıza devam ediyoruz. Çünkü sürecin akamete uğramaması lazım, başarısız olmaması lazım. Bu sefer bunu sonuca ulaştırmamız gerekiyor. Bu noktada da ülkemiz hakikaten yıllardır terörle mücadele konusunda başarılı çalışmalar yürütmüş, bu konuda başarısını da ispatlamış bir ülke. Örnek verecek olursak; mesela PKK terör örgütüyle 40 yıldır bir mücadele yürüttük. Zaten terörsüz Türkiye, terörsüz bölge sürecinin en önemli adımlarından birisi de PKK ile ilgili süreci tamamlamak, örgütü tasfiye etmek, bu beladan bu prangadan ülkemizi kurtarmak.
'433 bin vatandaşımız Nevruz kutlamalarına katılmış'
Geçtiğimiz günlerde Nevruz kutlamaları oldu biliyorsunuz. Usuletle suhuletle bir dönem geçirdik. Kutlamalar gerçekleşti. Süreci sabote etmek isteyenler oldu. Onlara yönelik olarak birtakım operasyonlarımız da oldu. Hamdolsun süreç yine başarılı bir şekilde sona erdi. Nevruz kutlamaları da sorunsuz bir şekilde tamamlandı. Mesela bu dönemde 433 bin vatandaşımız Nevruz kutlamalarına katılmış. Bu seneki Nevruz kutlamalarından bahsediyorum. İçlerinden sadece 277 kişi gözaltına alınmış oldu.
Bu seneki PKK ile mücadele konusunda 390 tane operasyonumuz olduğundan bahsetmiştim. Mesela DEAŞ ile mücadele konusunda 597 operasyonumuz oldu. Biz bu arada boş durmadık. Yine operasyonlarımız devam etti. FETÖ ile mücadele konusunda 697 mücadelemiz oldu. Sol marjinal gruplarla da 211 tane operasyonumuz oldu. Yani hem siyasi yönü devam ediyor. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Bakanlıklarımız yürütüyor. İçişleri Bakanlığı da bunun iç güvenlik boyutunda bu çalışmaları devam ediyor. Sürecin akamete uğramaması için çalışmalarını devam ettiriyor.
'Sokak çeteleri ile etkin bir şekilde mücadele edeceğiz'
Sahayı baskılamaya devam edeceğiz, operasyonlarımızı arttıracağız. Biz istiyoruz ki yani sokaklarımızda herhangi bir şekilde sokak çeteleri istedikleri gibi at oynatamasınlar. Yani bu konuda insanımızı huzursuz etmesinler. Sosyal medyaya çıkıp böyle eleman devşiriyorlar, ilan veriyorlar, insanımızı tedirgin ediyorlar. Bu noktada biz 2026 yılında sokak çeteleri ile etkin bir şekilde mücadele edeceğiz. Yani bunu mutlaka ilerleyen dönemlerde insanımız da görecek. Mesela geçtiğimiz hafta itibariyle 81 ilimizde toplamda 350 kişinin gözaltına alındığı büyük bir operasyon gerçekleştirdik. Kaçakçılık Ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığımız bunu yaptı. Bundan sonra da bu tür etkinliklerimiz devam edecek. Operasyonlarımız devam edecek. Sokak çetelerine, uyuşturucu baronlarına veya bunun ticaretini yapan kişilere sahada, alanda yer bırakmayacağız. Mesela bu sene yine yılbaşından bugüne kadar bu 3 aylık dönem içerisinde sokak çetelerine yönelik olarak toplamda 215 sokak çetesine 581 operasyon gerçekleştirdik. Tabii önümüzdeki dönemde de bunların finans kaynaklarına, lojistik ağlarına, silahlı yapılanmalarına ve sosyal medya uzantılarına karşı da mücadeleyi daha da büyüterek devam edeceğiz.
'Hedefimiz trafik kazalarına bağlı can kayıplarını yüzde 50 azaltmak'
Şimdi 2021 yılında Cumhurbaşkanımızın çıkardığı, imzaladığı bir genelge ile bir strateji belgesi hazırlandı. Karayolu Trafik Güvenliği Strateji Belgesi adı altında. Bu strateji belgesine göre bizim hedefimiz 2030 yılına kadar trafik kazalarına bağlı can kayıplarını ve ciddi yaralanmaları yüzde 50 oranında azaltmak. 2030 yılına kadar hedef bu. 2050 yılına kadar da sıfıra indirmek, sıfır can kaybı. Yani dolayısıyla bizim hedefimiz trafikteki hem ölümlü yaralanmalı maddi hasarlı trafik kazalarını 2030 yılına kadar yarı yarıya azaltmak, 2050 yılında da bunu tamamen sıfırlamak. Bu ulaşılamaz bir hedef değil. Bununla ilgili biz hedeflerimize ulaşabileceğimizi düşünüyoruz. Tabii şimdi şöyle de bir gerçek var. 2019 yılını baz alacak olursak o yıllardaki taşıt sayısıyla bugün taşıt sayısı da arttı. Yani bunların içerisinde motorlu taşıtlardan bahsediyorum. 2019'da toplam taşıt sayımız 23,4 milyondu. Bugün 34,5 milyona yükseldi. Bunların içerisinde mesela motosikletler var. Onların da sayısı neredeyse 7,2 milyona ulaştı. Yani büyük bir yekün teşkil ediyor.
'Önceliğimiz insanlara trafik cezası vermek, onların canını yakmak değil'
Şimdi bizim son günlerde yapmış olduğumuz, yani bu yine trafik kazalarını azaltmaya yönelik olarak 27 Şubat tarihinde kanunlaşan bir düzenleme var, biliyorsunuz. Bu toplumda bazı hususlarda karşılık buldu. İnsanımız bunun haklı olduğunu, doğru olduğunu dile getirdi ama bazı noktalarda da tartışmalara sebebiyet verdi. Mesela insanımız kırmızı ışıkta geçenlere, işte araçtan inip de yol kesenlere veya işte yolda halay çekenlere, drift atanlara, cep telefonuyla araçta konuşanlara yönelik olarak verilen cezaları son derece haklı buluyor. Yani onlarda herhangi bir tartışma yok. Ama bu plaka konusunda ve araç içerisindeki ses ve görüntü sistemleriyle ilgili toplumda son zamanlarda insanımızın biraz tepkileri var. Buradaki amaç şu. Yani bu Karayolları Güvenlik Strateji Belgesine göre hem ölümlü yaralanmalı trafik kazalarını azaltabilmek. Yani bizim maksadımız bu. Yani trafik cezalarından dolayı da insanımızın canını yakmak istemiyoruz. Yani bizim önceliğimiz zaten insanlara trafik cezası vermek, onların canını yakmak değil.
APP plakalara tanınan süre sona erdi
Şimdi ekranlarda bir standart plakayı görüyoruz. Mesela Şoförler Odası tarafından basılan standart bir plaka bu şekilde. Burada standart bir plakada olması gerekenler de ekranda gözüküyor. Mesela mühür olması gerekiyor, dalgalı şerit olması gerekiyor, yansıtıcı zemin, reflektör diyoruz, onun olması gerekiyor. 2024 yılındaki değişikliklerden sonra TR hologramı, karekod ve bayrak hologramı gibi bir plakada bulunması gereken özellikler var. Bu standart ve kurallara uygun bir plaka. Biliyorsunuz plaka basma yetkisi de Şoförler Odasına verilmiş.
Şimdi bazı plakalarda bu standart plakanın dışına çıkılıyor. Mesela bir görselde görüyorsunuz, Şoförler Odası kendisi bir ilan asmış. Orada 'Özel kalıplı plaka basımı vardır' diyor. Siz Şoförler Odasına gidiyorsunuz plaka bastırmaya, size iki tane tercih sunuluyor. Birisi standart plaka, birisi de bunun dışına çıkılmış olup da biraz daha kalın harflerle veya sayılarla yazılmış bir plaka. Bu da Şoförler Odası tarafından basılıyor. Bu ikinci plaka türü de. Bir Şoförler Odası tarafından basılan bir üçüncü plaka daha var. Onu ekranda gösteremiyoruz.
Biz İçişleri Bakanlığı olarak Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı olarak Şoförler Odası tarafından basılan standart veya standart dışı plakaları kabul ediyoruz. Niye? Çünkü vatandaş Şoförler Odasına gitmiş, plaka almak için kendisine iki tane seçenek sunulmuş, o da onlardan birini tercih etmiş. Bu plakanın üzerinde bütün güvenlik unsurları, mühür yer alıyor. Vatandaş da tercihine göre birisi daha ucuz, diğeri biraz daha diğerine göre fiyatı yüksek, tercih etmiş. Biz bundan dolayı insanların, şoförlerin veya işte araç sahiplerinin cezalandırılmasını adil bulmuyoruz. Şoförler Odası kendisine bu şekilde bir imkan, tercih imkanı verdiğinden dolayı.
'Bu plakalar terör eylemlerinde kullanılabiliyor'
Asıl işte problem olan plaka şu, sayılar mesela farklı, yönetmelikte bu şekilde tarif edilmemiş ve şu plakada gördüğünüz gibi herhangi bir mühür de yok. Bunu mesela siz herhangi bir tabelacıda, reklam firmasında veya internetten sipariş vermek suretiyle de bastırabiliyorsunuz. Bunda herhangi mühür yok, karekod yok, güvenlik işaretleri yok, yazı karakterleri arasında herhangi bir açıklık yok. Bunun sakıncası ne? Bunun sakıncası şu; bu plakalar terör eylemlerinde kullanılabiliyor, uyuşturucu naklinde kullanılabiliyor, düzensiz göçmen hadiselerinde, kaçakçılığında kullanılabiliyor. Çünkü bu plakaları EDS'ler veya PTS'ler, plaka tanıma sistemleri okuyamıyor, tanımlayamıyor. Dolayısıyla bunların da suçta kullanıldığı tespit edildiği için kanun koyucu bunları belli bir yaptırıma, müeyyideye bağlamış. Bunun cezası 140 bin lira.
'Bu gerçek bir plaka değil'
Biz kanun yürürlüğe girdi, 27 Şubat tarihinde. Bununla ilgili vatandaşımız mağdur olmasın diye çünkü bir anda Şoförler Odasına, noterlere, trafik şubelerine akın ettiler, mağdur olmasın diye 1 Nisan'a kadar süre vermiştik. Dediğim gibi diğer plakalarda herhangi bir sorun yok. Şoförler Odasından alınanlarda ama az önce gösterdiğim APP plaka dediğimiz herhangi bir güvenlik unsurunu taşımayan, mührü olmayan plakaların bugün itibariyle değiştirilmesi gerekiyordu. Dolayısıyla benim sürücülerimize, araç sahiplerine tavsiyem, bu şekilde APP plaka kullananların hemen plakalarını değiştirmeleri. Değiştirmeleri için de adımları şu şekilde; bunlar sahte plaka olduğu için kolluğa gidip kayıp plaka veri girişi yapmaları gerekiyor. Çünkü bu gerçek bir plaka değil.
Kayıp plaka veri girişi yapılıyor. Oradan notere gidiliyor, yeni plaka başvurusu yapılıyor. Oradan da Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu'na bağlı odalara, Şoförler Odasına gidilmek suretiyle standart plaka basımı yapılıyor ve aracına takılıyor. Bu şekilde olduğu takdirde hem vatandaşımız memnun hem de biz bundan dolayı vatandaşımızın canını yakmamış olacağız. Onun için lütfen vatandaşlarımdan istirhamım APP plaka kullananlar plakaların değiştirsinler. Çünkü bu iyi niyetli bir kullanım değil.
Kamu düzeni ve güvenliği ile ilgili bir husus. Bazen şunları da işittiğimiz olmuştur toplumda; mesela vatandaşımız hiç gitmediği bir şehirden adına trafik cezası plakasına trafik cezası yazılmıştır. Niye? Sizin plakanızı birisi kopyalıyor, ikiz plaka diyoruz ona. Aracına takıyor, gidiyor başka yerlerde trafik kurallarını da ihlal ediyor ve sizin adınıza hiç kabahatiniz, günahınız olmadığı halde sizin adınıza trafik cezası geliyor. Şimdi soruyorum; kimin başına böyle bir şey gelse memnun olur ki? Yani bir başkası sizin plakanızı kullanacak, siz de bundan dolayı trafik cezasıyla muhatap olacaksınız.
Multimedya sistemleriyle ilgili yönetmelik hazırlanacak
Toplumdaki huzursuzluk yaratan konulardan birisi de ses sistemleri ile ilgiliydi. Vatandaş genelde diğer trafik düzenlemelerini benimsedi, onların uygun olduğunu. Yani bu toplum vicdanında da bir karşılık buldu ama multimedya sistemlerinin veya çoklu ortamda deniyor. Bunlarla ilgili bir açıklama yapmak istiyorum. Bu da kafa karışıklığına sebebiyet veren konulardan birisi. Bununla ilgili kanun yönetmelikle bir düzenleme yapılacağını söylüyor. Burada da temel alınan, yani esas alınan husus şu: Görüntü sistemleri ile ilgili bir sürücünün görüş açısını etkilemeyecek. Bu ekran sistemleri, müzik sistemleri, ses ve görüntü sistemleri dediğimiz konu. İkincisi de sürücünün dikkatini dağıtmayacak. Bu ikisinin gerçekleşmesi gerekiyor. Tabii yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiş kanunda. Şu anda yönetmelik çalışmalarımız devam ediyor. Nisan ayının sonuna kadar da yönetmeliği çıkaracağız, bu ekran sistemleriyle, ses ve görüntü sistemleriyle ilgili. Dolayısıyla yönetmelik çıkarıncaya kadar bu konuda vatandaşlarımıza rehberlik yapmaya devam edeceğiz. Yani herhangi bir şekilde ceza uygulamayacağız.
Bunu yönetmelikte hangi görüntü ve ses sistemlerinin yasaya aykırı olduğunu da açık, anlaşılır, net, objektif bir şekilde belirleyeceğiz ve ondan sonra muhtemelen mayıs ayı gibi yönetmeliğimizi de çıkarıp uygulamaya başlayacağız. Dediğim gibi, yönetmelik çıkıncaya kadar görüntü sistemleri ile ilgili rehberlik çalışmalarımız devam edecek. Yani bu konunun da önemli olduğundan dolayı bilinmesinde fayda var çünkü bir kafa karışıklığı vardı. Hangi ekranlar görüntüye yani bakış açısını engelliyor, hangileri engellemiyor? Yani şimdi ben de görüyorum bazen araçlarda örneğin sonradan takılmış tabletler var. Oldukça büyük. Sürücü onunla maç izliyor, dizi izliyor. Sosyal medyadan mesela video indiriyor, onları seyrediyor. Yani bir yandan araç kullanıyor, bir yandan da onları izliyor. Yani böyle bir sürücünün dikkatinin dağılmaması mümkün mü? Zaten kazaların büyük bir çoğunluğu da bir anlık dikkatsizlikten dolayı olmuyor mu? Onun için kanun koyucu, yani bunun da önüne geçmek için bunları bir düzenleme gereği hissetmiş. Yani dolayısıyla bunlar da yönetmelikle düzenlenecek. Yine hedefimiz aynı: Can kayıplarını azaltmak. Yani bir tane bile olsa biz bir tane can kaybını bile azaltabilsek bu noktada kendimizi başarılı kabul edeceğiz. Yani bütün düzenlemelerimizin sebebi tamamen buna yönelik.'




