Haber: Gülara SUBAŞI - Kamera: Cemal Berk AYTEKİN
(BARSELONA) - CHP Dış Politika Koordinatörü İlhan Uzgel, Barselona'da düzenlenen Küresel İlerici Seferberlik toplantısının 'Küresel Dönüşüm Çağında Vizyon ve Pragmatizm' başlıklı oturumunda Avrupa'nın Gazze'deki soykırıma ilişkin tutarlı olması gerektiğini vurgulayarak, 'Diğer ülkeleri ve aday ülkeleri insan haklarına saygı duymadıkları gerekçesiyle eleştirirken, diğer yandan İsrail'i destekleyemezsiniz' dedi. Uzgel, askeri ittifaklara değil, demokrasi ittifaklarına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Sosyalist Enternasyonal, Avrupa Sosyalist Partisi (PES) ve İlerici İttifak'ın (PA) ortak düzenlediği Küresel İlerici Seferberlik'in (Global Progressive Mobilisation) iki gün sürecek toplantısı bugün, İspanya'nın Barselona kentinde başladı. Toplantının 'Küresel Dönüşüm Çağında Vizyon ve Pragmatizm' başlıklı oturumunda Türkiye'den CHP Dış Politika Koordinatörü İlhan Uzgel konuşmacı olarak yer aldı. Uzgel, şunları söyledi:
'Öncelikle 'Avrupa nedir' sorusunu kendimize sormamız gerekiyor. Avrupa, yüzyıllar boyunca somutlaşmış ve kabul görmüş bir fikirdir. Avrupa, kendi değerlerini terk ettiği, inkar ettiği anda sona erer. Demokrasisi olmayan bir Avrupa'yı düşünün. AB'nin demokrasisi yok. Burada Avrupa'nın kendi değerlerini savunması gerektiği konusunda güçlü ve eleştirel bir görüş var. Şu anda en az üç noktada tehlikede. Avrupa'nın Gazze'deki soykırıma ilişkin tutumu. Avrupa bu konuda tutarlı olmalıdır. Diğer ülkeleri ve aday ülkeleri insan haklarına saygı duymadıkları gerekçesiyle eleştirirken, diğer yandan İsrail'i destekleyemezsiniz. Tutarlılık sorunu büyük bir problem. İkinci olarak, Avrupa'da aşırı sağın yükselişi. Onlarla mücadele etmelisiniz. Pragmatizmin siyasette yeri olduğunu söylemeliyiz, ancak ne kadar pragmatik olmalıyız? Pragmatizmde daha ileri giderseniz, değerlerinizi geride bırakırsınız. Aralarında bir denge kurmalısınız.
Türkiye'den bakıldığında, Avrupa hâlâ stratejik bir küresel oyuncu olarak mı hareket ediyor? Ülkemizde her zaman jeopolitik ve stratejiden bahsediyoruz. Askeri ittifaklara değil, demokrasi ittifaklarına ihtiyacımız var. Demokratik bir Avrupa, demokratik bir Balkanlar, demokratik bir Türkiye, demokratik bir Kafkasya düşünün. Bu, askeri ittifaklar kadar önemli olan demokratik bir kuşak yaratır.
Türkiye, bölgedeki en güçlü ordulardan birine, NATO'daki ikinci en büyük orduya sahiptir. Sorun şu ki, Türkiye daha demokratik bir ülke haline geldiğinde Avrupa'nın refahına ve gücüne daha fazla katkıda bulunacaktır. Türkiye'nin Avrupa için askeri katkısını her zaman isteyebilirsiniz. Ancak odağı Türkiye'deki demokratikleşmeye kaydırmaktır; aksi takdirde Türkiye'yi Avrupa'ya güvenlik ve askeri güç sağlayan bir ülke olarak görmek, Türkiye'deki demokrasiyi baltalamak anlamına gelir. Odak noktamız güvenlik ve stratejik meselelerden, Türkiye'nin Avrupa ilişkilerinde daha fazla demokratikleşmeye kaymak zorundadır.'