Haber: Beril KALELİ/Kamera: Belçim KILIÇKIRAN
(İSTANBUL) Liseli Işıl Öykü Dinç'in bir sürücünün çarpması sonucu ölümüne ilişkin davanın dün görülen son duruşmasında, bir vatandaşın kask kamerasının çektiği olay anı görüntülerinin ortaya çıkmasıyla gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkan kaza yeri tutanağını hazırlayan polisler dinlendi. Duruşma sonrasında ANKA'ya davada gelinen son durumu değerlendiren anne Özlem Dinç, 'Bu sahte tutanak yüzünden kızımızın adaleti sağlanamıyor. Mahkeme başvurmayacaksa, sahte evrak düzenlemekten kolluk kuvvetleri hakkında suç duyurusunda bulunacağız' dedi. Duruşmanın Adli Tıp Kurumu'nun bilirkişi raporunun beklenmesi nedeniyle 5 ay sonraya ertelenmesine tepki gösteren baba Yunus Dinç ise, '9 saniyelik videonun incelemesini aylardır bitiremiyor. Sürekli 4 ay, 5 ay sonrasına duruşma atıyor. Diğer evladımızın sağlıklı bir birey olarak yetişebilmesi için kızımızla birlikte girdiğimiz topraktan çıkmaya çalışıyoruz. Bu da kızımın adaletinin sağlanmasına bağlı' şeklinde konuştu.
Pendik'te 6 ay önce bir sürücünün çarparak ölümüne neden olduğu 14 yaşındaki Işıl Öykü Dinç'in ölümüne ilişkin davanın 3'üncü duruşması dün İstanbul Anadolu Adliyesi'nde 56. Asliye Ceza Mahkemesi'nce görüldü. Görgü tanıklarının dinlendiği ikinci duruşmada Dinç ailesi olay yerinde bulunmuş olan polis memurlarının tamamının dinlenmesini talep etmişti. Talebin mahkeme tarafından kabul edilmesi üzerine dün gerçekleşen üçüncü duruşmada olaya ilişkin hazırlanmış olan ve olay anına ait 9 saniyelik görüntünün ortaya çıkmasıyla hatalı olduğu görülen kaza yeri krokisinde imzası bulunan 2 polis memuru ile 112'nin yönlendirmesiyle olay yerine giden ekipte yer alan polis memuru dinlendi. Sanığın adli kontrol tedbirinin devamına ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin hazırlayacağı bilirkişi raporunu beklenmesine karar veren mahkeme duruşmayı 11 Eylül'e erteledi. Dinç ailesi duruşmanın ardından ANKA'ya açıklamalarda bulundu.
Aile hatalı kroki hazırlayan polislerin ifadesindeki çelişkilere dikkat çekti
Kaza yeri krokisini hazırlayan polislerden ilk dinlenen polisin krokinin neye dayanarak çizildiği ilişkin deyönelttikleri sorulara 'Hatırlamıyorum' yanıtını verdiğini, diğerinin yanıtlarının ise çok sayıda çelişki içerdiğini belirten Dinç ailesi, 'Kendilerine bir kağıt verilmiş, ezberletilmiş. O ezberin dışında sorularla karşılaşınca her şey birbirine girdi. Birbirleriyle hatta kendi içlerinde çelişen, bir dakika önce söylediğini bir dakika sonra yalanlayan beyanlarda bulundular. Biz kendisine yalanlarını ispatladıkça bu sefer 'grup amiri' diye bir kişinin ismi telaffuz edilmeye başladı.' dedi.
112'nin yönlendirmesiyle olay yerine giden ekipte yer alan 2 polis memurunun beyanları ise görev yerlerinin Ağrı ve Adana olarak değiştirilmiş olması nedeniyle mahkemede değil bulundukları şehirde yazılı olarak alınmıştı. Görev yerleri değiştirilen 2 polisin, sanığın o dönem nişanlı olduğu ve aile tarafından sürücü olduğu iddia edilen kişinin adının geçtiği tek evrak olan olay yeri tutanağını hazırlayan polisler olduğunu belirten baba Yunus Dinç, 'Kadının isminin geçtiği tek resmi evrak bu. Ve bu evrağı düzenleyen 2 polis memuru, dosyamızdaki diğer tesadüfler gibi bu da tesadüfen Adana ve Türkiye'nin diğer bir ucu olan Ağrı'ya görev yeri değişikliğiyle gönderiliyorlar...3 günde 3 savcı değişiyor, tesadüf; 15 tane MOBESE kamerasından arabayı önden gören hiçbir kamera çalışmıyor, tesadüf; dosya memur suçları soruşturma bürosuna gidiyor, tesadüf; o büronun savcısı bir günde iddianame yazıyor, tesadüf; olay yerindeki bir numaralı görgü şahidinin kimlik bilgileri alınmadan elindeki delil alınıyor, unutmuşlar polis memurlarımız, buna da tesadüf diyoruz' şeklinde konuştu.
Selamiçeşme yerine 'Selami Çeşme' yazıldı; Selami Çeşme isimli polis arandı
Öte yandan dinlenmesine karar verilen diğer polis ekibi, adliye ve emniyet arasında yapılan bir yazım hatası sonucu duruşmada hazır edilemedi. Ağrı'da ifadesi alınan polis memurunun Selamiçeşme ifadesinin tutanağa 'Selami Çeşme' işlenmesi üzerine mahkeme Emniyet Müdürlüklerine yazı yazarak Selami Çeşme isimli polis memurunun duruşmaya çağırdı. Baba Dinç duruma ilişkin, 'Bu dosyanın sulandırıldığının, lastik gibi uzatıldığının bir kanıtı bu. Ciddiyetle yaklaşılmadığının, dosya içindeki hiçbir evraka ciddiyetle bakılmadığının ispatı bu' değerlendirmesinde bulundu.
Dinç, Işıl Öykü Dinç'in yaşayıp yaşamadığını kontrol etmiş olan ve sanığı polis aracına bindiren Selamiçeşme Karakolu'na bağlı ekipteki polislerin yanısıra, tanık olarak dinlenen polisin, kask kamerası görüntüsünü kendisine gönderen kişi olarak belirttiği 'ekipler amiri'nin de sonraki duruşmada dinlenmesine karar verildiğini aktardı.
Anne Özlem Dinç: Bu tutanakla kızımın katili dışarıda
Anne Özlem Dinç de tutanakta ışıklardan 14.30 metre sonra yaya geçidi olmayan yerden geçtiği (yazıyor).Ortada bir görüntü var, maddi bir delil var; kızım yaya geçidinde. Demek ki benim kızımın kusuru yok. O zaman karşı taraf 8'de 8 hatalı. Bu da bu dosyayı olası kasta kadar götürebilir müdahale etmediklerini de düşünürsek...Bu tutanakla kızımın katili dışarıda. Avukatımız bu kolluk kuvvetleri hakkında suç duyurusunda bulunacağımızı, hatta mahkemenin kendilerinin bunu yapması gerektiğini hakime belirtti. Mahkeme başvurmayacaksa tutanak nedeniyle sahte evrak düzenlemekten kolluk kuvvetleri hakkında suç duyurusunda bulunacağız' dedi. Özlem Dinç şöyle devam etti:
'Adalet Bakanı'na sesleniyorum; biz sorularımıza yanıt istiyoruz'
'Adalet Bakanı'na seslenmek istiyorum. Mağdur olan, adalet arayan aileler kapıma gelsin dedi, ben Ankara'ya kapısına kadar gittim...Tekrar sesleniyorum; biz hiç kimseden sorduğumuz sorulara yanıt alamıyoruz. Biz sorularımıza yanıt istiyoruz, dosyamızın açığa çıkmasını istiyoruz. Artık yeter. Dosyada ne kadar kirli el varsa çekilsin istiyorum.'
Duruşmanın ATK raporu gerekçesiyle 5 ay sonraya ertelenmesine tepki göstereren baba: Gerçeği yansıtan bir olay yeri tutanağı düzenlenmesi istendi, başka bir şey istenmedi
'Kızımla birlikte bizler de toprağa girdik. Diğer evladımızın sağlıklı bir birey olarak yetişebilmesi için topraktan çıkmaya çalışıyoruz. O topraktan çıkabilmemiz de kızımın adaletinin sağlanmasına bağlı' diyen baba Dinç, duruşmanın yaklaşık 5 ay sonraya ertelenmesine, 'ATK, 9 saniyelik videonun incelemesini bitiremiyor. Gerçeği yansıtan bir olay yeri tutanağı düzenlenmesi istendi, başka bir şey istenmedi. 4 aydır bitmemiş. 1 sene oluyor, hala dosyada eksiklikler var.. Sürekli 4 ay, 5 ay sonrasına duruşma atıyor' şeklinde tepki gösterdi.
Baba Dinç duruşmaya ve dosyanın sonra durumuna ilişkin şöyle konuştu:
'Bir dakika önce söylediğini bir dakika sonra yalanlayan beyanlarda bulundular'
'İlk polis, biz olay yerine vardığımızda ambulans çoktan gitmişti, yaralıyı götürmüştü şeklinde beyanda bulundu. En son çıkan tutanakta yer alan ikinci polis memuruydu. İlk önce, ilk çıkan arkadaşıyla benzer açıklamalar yaptı, olay yerine vardıklarında ambulansın olay yerinden ayrıldığını beyan etti...Görgü şahitlerinin ifadesine göre kızımı ilk kontrol eden polis memuruydu ve bu polis memuru ex diyor ama tutanağa yaralı diye yazıyor. Eşim kendisine, kızımızı ilk kontrol eden polis memuru kızıma ex demiş ama yaralı olarak tutanağa işlenmiş, kızımı kontrol eden polis memuru size ex dedi mi? Dediyse neden yaralı yazdınız, demediyse siz bu kanıya nasıl vardınız' diye sordu. O da, 'öyle bir polis memuru bize bir şey şöylemedi ex olduğuna dair. Biz yaralı olduğu bilgisini ambulans ekibinden aldık' dedi. Hani oraya vardığında ambulans yoktu, gitmişti?
'Başta 15 dakika sonra vardık diyor, başka sorular gelince 45 dakika sonra olay yerine vardıklarını iddia ediyor'
'Olaydan 5 dakika sonrasında bir anons geldi,' dedi, 10 dakika sonra olay yerine vardıklarını iddia etti. Vatandaşların ambulansı aramasıyla ambulansın olay yerine gelmesi arası 18 dakika. Sizin 15 dakika içerisinde orada olduklarını var sayarsak, (olay yerine) ambulanstan önce gitmiş olmaları gerekiyor. Elimizde videolar var ambulansın geliş anına ait. Normalde böyle bir olayda ambulans ekibi geldiğinde polis memurları etrafta bir çember oluşturur, sağlık ekiplerinin nizami bir şekilde yaralıya müdahale etmesini sağlar. Ancak bizim elimizdeki videolarda vatandaşlarla sağlık ekipleri iç içe, bir tane polis memuru yok görüntülerde. Görüntüyü izlettik mahkeme salonunda; 'Bu videoda siz neredesiniz?' dedim. Bu sefer, 'Biz 45 dakika sonra vardık oraya' dedi. Başta 15 dakika sonra vardık diyor, başka sorular gelince 45 dakika sonra olay yerine vardıklarını iddia ediyor. 45 dakika sonra vardıklarında ambulansın orada olması mümkün değil. Olay 17:20 sularında gerçekleşiyor, 18:50'de hastane polisi beni aradı 'Kızınız bir trafik kazası geçirdi hastaneye gelmeniz gerekiyor' diye. Yani olaydan yarım saat sonra kızım hastaneye giriş yapmış. Bu polisler 45 dakika sonra olay yerine gittiklerini ve ambulansın orada olduğunu iddia ediyor. Biz kendisine yalanlarını ispatladıkça bu sefer grup amiri diye bir kişinin ismi telaffuz edilmeye başladı.
''Kim çizdirtti bunu sana?' dedim, cevap yok'
9 saniyelik görüntüyü izleyerek çizdiklerini belirtiyorlar ısrarla. Dedik ki, madem bu görüntüyü izledin olay yerinde kızım yaya geçidi üzerinde, sen bu 14.30 metre yalanına nereden ulaştın. Kim çizdirtti bunu sana? Cevap yok. Hız tespitine nasıl ulaştın diyoruz, bu sefer de diyor ki çarpma şiddetine göre, yolda bulunan kan izine, arabadan kopan parçardan... Kızımın otopsi raporu, bütün kemikleri kırılmış, iç organları parçalanmış, kafatası çatlamış diyor. Arabadan kopan hangi parçaya göre bu hız tespitini yapabiliyorsun ezbere? Senin düzenlediğin bu sahte tutanak yüzünden benim kızımın adaleti sağlanamıyor.
'Olay yeri tutanağı nerede diyoruz, 'Biz olay yerinde elle tutanak hazırlamıyoruz' diyorlar'
(Videonun sahibinin kimlik tespitine ilişkin) Bir motorsikletli kadının kendisine gelip görüntüyü izlettirdiğini söyledi. Dedik, 'Bu kişi kim?'. 'Ben onu bilmiyorum, bana grup amirim yolladı görüntüyü whatsapptan' dedi. Bu kadar polis memuru bu kadınla iletişime geçiyor da bir tanesinin aklına gelmiyor mu kimlik bilgisini almak....Olay yeri tutanağı nerede diyoruz, 'Biz olay yerinde elle tutanak hazırlamıyoruz' diyorlar.
'Kadının isminin geçtiği tek resmi evrağı düzenleyen 2 polis memurunu dosyamızdaki diğer tesadüfler gibi tesadüfen Adana ve Ağrı'ya gönderiliyorlar'
(2 Polisin görev yerlerinin değiştirilmiş olmasına ilişkin) Dedik kim ki bu polisler, tutanakları incelemeye başladık dosyadaki. Dosyada elle doldurulan bir tutanak var. Bu tutanağın en altında sanık olarak şu anda yargılanan erkek şahsın ismi var, tanık olarak ise aracın içindeki, görgü şahitlerinin şoför olduğunu iddia ettiği kadın var. Kadının isminin geçtiği tek resmi evrak bu. Ve bu evrağı düzenleyen 2 polis memuru, dosyamızdaki diğer tesadüfler gibi bu da tesadüfen Adana ve Türkiye'nin diğer bir ucu olan Ağrı'ya görev yeri değişikliğiyle gönderiliyorlar.
'Dosyanın sulandırıldığının, lastik gibi uzatıldığının bir kanıtı bu'
Hakim, bu polis memurlarından yazılı savunma talep edileceğini belirtti, 2 gün içerisinde soruları hazırlamamızı (istedi). 23, 24 Şubat tarihlerinde bu illerde mahkeme dosyaları açıldı. Ancak 2 hafta önce iki şehrin adliyesinden de yazı geldi 'Polis memurlarına ulaşamıyoruz' diye. Devletin adli kurumu devletin polis memurlarına ulaşamıyormuş. Bunun üzerine mahkeme hakimi il emniyetlerine yazı yazdı polis memurlarının ifadelerinin alınması için adliyeye sevki diye. 8 Nisan'da Ağrı'daki polis memurunun yazılı ifadesi geldi. 'Biz olay yerine vardığımızda Selamiçeşme ekibi oradaydı' diyor; mahkemenin yazmanı Selamiçeşme kelimesini Selami Çeşme şeklinde yazıyor. Mahkememizin hakimi ertesi gün Pendik Emniyeti'ne yazı yazıyor 'Selami Çeşme ismindeki polis memurunun 17 Nisan'daki duruşmaya getirilmesi...' diye. Şok geçirdik. Pendik Emniyeti mahkemeye yazı göndermiş, 'Bu isimde bir polis memuru yok, bu isim Kadıköy emniyet birimine bağlı karakol ismidir' diye. Bu sefer Kadıköy İlçe Emniyet'e yazı yazıyor 'Selami Çeşme ismindeki polis memurunu getirin' diye. Daha Kadıköy'den yazı gelmedi. Kadıköy de Pendik gibi 'karakol ismi o' dese de İstanbul İl Emniyet'e mi soracağız, Türkiye genelinde Selami Çeşme isminde polis memuru mu arayacağız? Bu dosyanın sulandırıldığının, lastik gibi uzatıldığının bir kanıtı bu. Ciddiyetle yaklaşılmadığının, dosya içindeki hiçbir evraka ciddiyetle bakılmadığının ispatı bu.
'Sanık olaydan sonra 4 saat boyunca telefonunu kullanmaya devam etmiş'
Adana'daki polis memurunun ifadesi de 2 gün önce geldi dosyamıza. O memur arkadaş 11 ay önceki 'ölümlü trafik kazasında' yer alan polis ekiplerinin kodlarına kadar belirtmiş savunmasında. O polis memuru sanık ve yanındaki şahıs için sağlık çalışanı olduklarını belirtmediklerini, sakin olduklarını ve polis otosunun içerisinde kelepçesiz vaziyette telefonlarıyla oynadıklarını beyan etmiş. Yazılı olarak bunlar dava dosyasına eklendi. Kaldı ki sanığın HTS kayıtlarını talep ettiğimizde akşam yaklaşık 21:30'a kadar telefon görüşmelerine devam etmiş bu şahıs. 4 saat boyunca telefonunu kullanmaya devam etmiş. Bunların hepsi tesadüf olarak adlandırılıyor.'