Haber: Oktay YILDIRIM - Kamera: Gencer KETEN - Belçim KILIÇKIRAN

(İSTANBUL)- İstanbul'da NATO'nun kuruluşunun 77. yıl dönümü nedeniyle eylem yapıldı. Beyoğlu Gümüşsuyu'nda bir araya gelen grup sloganlar atarak Dolmabahçe'ye yürüdü. Burada yapılan basın açıklamasında 'Savaşların kaynağı kapitalist emperyalist sistemdir. Rekabet ve paylaşım mücadelesi savaşlara neden olmaktadır. İşçileri, emekçileri ve ezilenleri emperyalizme, NATO'ya karşı sınıf savaşı vermeye, barbarlığın tek alternatifi olan sosyalizm mücadelesini yükseltmeye, 6. Filo'yu denize döken '68 kuşağının devrimci önderlerinin izinde sokağa, eyleme, mücadeleye çağırıyoruz. Ankara'da NATO toplantısı istemiyoruz' denildi.

NATO, kuruluşunun 77. yıl dönümünde İstanbul'da protesto edildi. Beyoğlu Gümüşsuyu'nda bir araya gelen grup sloganlar atarak Dolmabahçe'ye yürüdü. Yürüşüşe; Türkiye İşçi Partisi (TİP) NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik, Emek Partisi (EMEP) ve Emekçi Hareket Partisi (EHP) Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖB) ve sendikalar destek verdi. Polisin yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleşen yürüyüş Dolmabahçe'de son buldu. Burada yapılan basın açıklamasında şunlar denildi:

'1980'de Türkiye'deki 12 Eylül askeri darbesi, bir NATO darbesi idi'

'Bundan 77 yıl önce, 4 Nisan 1949'da emperyalistlerin savaş örgütü, halkların katili Kuzey Atlantik Paktı Örgütü (NATO) kuruldu. Kurulduğunda ve ondan sonraki tüm döneminde resmi amacını 'savunma' olarak ilan eden NATO, gerçekte kurulduğu günden itibaren dünya işçi sınıfı ve ezilen halklarının devrimci kurtuluş mücadelelerine karşı örgütlenmiş olan emperyalistlerin savaş örgütüdür. ​İşçi sınıfına ve halklara karşı, sosyalizm, komünizm düşmanı, sosyalizmin komünizmin dünya çapında gelişmesi ve yayılmasını engellemek için emperyalist bir ittifak olarak oluşturulan NATO, kurulduğu andan itibaren başta ABD olmak üzere emperyalist güçlerin halklara karşı bir saldırı örgütü idi. Onun bu temel karakteri hiç değişmedi. Bu olgu, günün şartlarına uygun biçimde bugün de sürüyor. Emperyalistler Türkiye'yi 1952'de NATO'ya aldılar ve Türk askerlerini NATO'nun en ucuz askerleri olarak emperyalizmin Kore'ye saldırısında kullandılar. Bu topraklarda ise NATO'nun cürümleri saymakla bitmez. 1980'de Türkiye'deki 12 Eylül askeri darbesi, bir NATO darbesi idi. T.C. ordusunun generalleri aynı zamanda NATO generalleri, T.C. ordusu aynı zamanda NATO'nun ordusudur.

'Türkiye'de yeni bir Kolordu Karargahı kurulması yönünde çalışmaların yürütüldüğü Milli Savunma Bakanlığı tarafından doğrulandı'

NATO'nun güneydoğu kanadını koruyan Türkiye, NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahiptir. NATO'nun en etkin güçlerinden biri olan Türkiye Cumhuriyeti devleti Orta Doğu'da, Balkanlar'da, Kafkasya'da ve Afrika'da gelişen halk isyanları ve ulusal kurtuluş hareketinin bastırılmasında ve emperyalist hegemonya dalaşında doğrudan yer almaktadır. ​Geçtiğimiz günlerde NATO'nun 'Güneydoğu Bölgesel Planı' çerçevesinde, Türkiye'de yeni bir Kolordu Karargahı kurulması yönünde çalışmaların yürütüldüğü bizzat Milli Savunma Bakanlığı tarafından doğrulandı. Yeni kurulacak çok uluslu NATO karargahının görevi, 'Bölgesel Planlar kapsamında kendisine tahsis edilecek kuvvetlerin entegrasyonunu sağlayarak sorumluluk sahasında caydırıcılık ve savunma faaliyetlerini desteklemek' olarak açıklansa da bölgemizde pazarlar, hammadde, enerji kaynakları, nüfus alanları üzerinde yürütülen hegemonya mücadelesinin bir parçası olarak bu karargahın kurulacağını biliyoruz. Kürecik ve İncirlik'e yeni Patriot sistemleri yerleştirilmesi, İstanbul Boğazı'nda NATO için yeni bir Deniz Unsur Komutanlığı'nın planlanması keza hegemonya mücadelesinin bir parçasıdır.

'Filistin başta olmak üzere Ortadoğu'nun ezilen halklarının mücadelesini boğmak için emperyalist saldırganlıkta sınır tanımıyor.'

Emperyalizm savaş demektir. Emperyalizm, çıkarlar uğruna gerici, haksız savaşlar yürütülmesidir. Emperyalizm her alanda barbarlıktır. Emperyalistlerin yürüttüğü gerici, haksız savaşlarda, barbarlık kural dışı değil, kuraldır. Onların savaş suçları dedikleri suçlar yürüttükleri savaşların normalidir. Bu çıplak gerçeği yürüttükleri her savaşta görüyoruz. ​Kapitalist emperyalist sistem, içine girdiği krizden çıkış için işçi sınıfına, emekçilere yönelik ekonomik ve siyasi saldırılarını artırıyor. Bir yandan kadın emeği ve bedeni sömürüsü derinleşirken öbür yandan da doğa talan ediliyor, canlı türleri yok ediliyor. Emperyalistler tarafından yeni bir paylaşım ve hegemonya savaşını derinleştirecek adımlar atılmaya devam ediliyor. Emperyalist paylaşım ve hegemonya savaşının daha fazla görünür olduğu günümüzde, işçi sınıfı ve emekçiler sefalete mahkum ediliyor. Buna karşı biriken öfke ise ırkçılık ve milliyetçilikle egemenlerin savaşının aracına dönüştürülmeye çalışılıyor.Tüm dünyayı savaş gündemi kaplıyor: Ukrayna, Libya, Suriye, Sudan, Somali, Yemen, İran, Venezuela ve Küba son dönemde yaşadıklarımız... Filistin başta olmak üzere Ortadoğu'nun ezilen halklarının mücadelesini boğmak için emperyalist saldırganlıkta sınır tanımıyor.

'Siyonist İsrail ile birlikte, 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı kapsamlı saldırı sürüyor'

Gerici bölge devletleri Rojava halkının mücadelesini boğmaya, Batılı emperyalistler ve İsrail de bu mücadeleyi bölge halklarını iradesizleştirmeye yönelik saldırgan amaçları için manipüle etmeye çalışıyor. ABD emperyalizminin Ortadoğu'daki ileri karakolu Siyonist İsrail ile birlikte, 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı kapsamlı saldırı sürüyor. Bir ayı aşkın süredir İran'a yönelik yapılan saldırılarda askeri hedeflerin yanı sıra okullar, hastaneler, limanlar, enerji depoları, su arıtma tesisleri, köprüler gibi sivil alt yapı tesisleri yoğun bir biçimde bombalanıyor. Şu ana kadar binlerce insan yaşamını yitirirken, binlerce insan yaralanmış durumda. Bunun karşısında saldırgan ABD'nin bölgedeki askeri üsleri büyük ölçüde devre dışı kalmış, askerlerini otellerde saklamak zorunda kalmışlardır. Bütün bir varlıkları daha fazla egemenlik, daha fazla yağma ve hegemonya üstüne kurulu olan emperyalizmin bölge planları çerçevesinde, Afganistan, Irak, Suriye, Libya, Filistin, Lübnan ve daha nice coğrafyada yarattıkları yıkım, bugün İran halklarına yönelmiş, saldırılar Lübnan'a da uzanmıştır. Tepeden tırnağa bir haydutluk ve bir emperyalist yağma savaşı olan bu saldırganlık, bölgede kapsamlı bir savaş şeklinde sürüyor. Bu emperyalist saldırganlık, yağma ve hegemonya savaşlarından halkların payına düşen ölümdür, açlıktır, yoksulluktur, göç yollarına düşmektir, acıdır, gözyaşıdır.

'Ankara'da NATO zirvesi istemiyoruz'

Bugün emperyalist hegemonya ve paylaşım savaşının daha fazla tartışıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Emperyalist güçlerin dünyayı yeniden paylaşma amaçlarının arka planında duran belirleyici olgu, emperyalist kapitalist sistemin krizidir. ​Dünyanın yeniden paylaşımı ve dizaynı adına bugün yeni savaş hazırlıkları yapılmakta, yeni bölgesel savaş alanları açılmaktadır. Hiç kuşkusuz bu emperyalist hegemonya ve yeniden paylaşımın başını ise ABD emperyalizmi çekmektedir. Güney Amerika'da Venezuela, Kolombiya ve Küba ile Ortadoğu'da İran'ın ABD'nin işgal hedefleri olarak ilan edilmesi ve Çin ile ticaret savaşı üzerinden yaratılan kriz emperyalist savaşın boyutlanacağını göstermektedir. Tüm emperyalist merkezler ve devletler, bu gelişmelere göre pozisyon almaktadır. İşte böylesi bir dönemde 22 yıl aradan sonra yeni bir NATO zirvesi Türkiye'de düzenleniyor. NATO'ya üye devletlerin başkanları dünya halklarına, işçilere, emekçilere dönük yeni savaş ve saldırı politikalarını hayata geçirmek ve dünyanın yeniden paylaşılması, neler yapacaklarının pazarlığını yapmak için 7-8 Temmuz'da Ankara'da bir araya gelecekler.

​'NATO'ya hayır'

Emperyalistlerin savaş makinesi NATO halkların düşmanıdır. O bir 'savunma' ittifakı değil, emperyalist ve bölgesel savaşların baş mimarıdır. NATO, ABD ve müttefiklerinin bir saldırganlık örgütüdür. NATO, emperyalist hegemonya ve paylaşım savaşının, sermaye birikimi ve dolaşımının önündeki en küçük engelin bile bertaraf edilmesi, halklara boyun eğdirilmesi ve büyük pazar paylaşımını düzenlemek için emperyalizmin savaş örgütü olarak hareket etmektedir. ​Bugün NATO'yu tehlikeli kılan yalnızca geçmişteki saldırganlıkları değil, dünyada emperyalist çıkarları koruma ve yayılmacı hedefleri için askerî kapasitesini çok daha açık, çok daha provokatif ve çok daha saldırgan kullanmasıdır. NATO'ya karşı mücadele etmek, aynı zamanda emperyalist-kapitalist sisteme karşı mücadeleyi yükseltmek anlamına gelir. ​İşçilerinin, emekçilerinin NATO'ya karşı çıkması, ekmeğine sahip çıkmasıdır. Gençliğin NATO'ya karşı çıkması, geleceğine sahip çıkmasıdır. Kadınların NATO'ya karşı çıkması, bedenlerinin savaş alanı olmasına izin vermemesi, özgürlüklerine sahip çıkmasıdır. Halkların NATO'ya karşı çıkması; doğasına, derelerine, havasına, suyuna sahip çıkmasıdır.

'NATO'nun bu topraklarda halklara yönelik yeni suçlar için hazırlık yapmasına izin vermeyelim'

NATO'nun 2026 Temmuz Zirvesi'nde halkların katili NATO'ya karşı işçilerin, emekçilerin ve ezilen halkların birleşik mücadelesini yükseltelim! Bu mücadelenin aynı zamanda anti-emperyalist, anti-kapitalist köklerinden hareketle, 2026 Kasım ayında Antalya'da gerçekleşecek COP31 toplantısına karşı mücadeleye de hazırlanalım. Emperyalist savaşa, NATO'ya, COP31'e karşı mücadelede birleşelim. Emperyalizmin savaş örgütü NATO'nun bu topraklarda halklara yönelik yeni suçlar için hazırlık yapmasına izin vermeyelim.

'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' eylemlerinin 103'üncüsü Kütahya'da gerçekleştirildi
'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' eylemlerinin 103'üncüsü Kütahya'da gerçekleştirildi
İçeriği Görüntüle

​'Dolmabahçe'den sesleniyoruz'

Savaşların kaynağı kapitalist emperyalist sistemdir. Rekabet ve paylaşım mücadelesi savaşlara neden olmaktadır. Savaşların kaynağı kurutulmadan kalıcı barışa ulaşmak mümkün değildir. İşçilerin, emekçilerin, ezilenlerin birlikte yürütecekleri sınıf savaşı savaşların kaynağını ortadan kaldıracak tek güçtür. İşçileri, emekçileri ve ezilenleri emperyalizme, NATO'ya karşı sınıf savaşı vermeye, barbarlığın tek alternatifi olan sosyalizm mücadelesini yükseltmeye, 6. Filo'yu denize döken '68 kuşağının devrimci önderlerinin izinde sokağa, eyleme, mücadeleye çağırıyoruz. ​Ankara'da NATO toplantısı istemiyoruz. Halkların katili NATO'ya hayır.  Emekçiler NATO'ya asker olmayacak. NATO'dan çıkılsın. Emperyalist üsler kapatılsın. Halkların katili NATO defol.'

Türkiye Komünist Hareketi (TKH) de Mecidiyeköy'de toplandı. Grup burada, 'Bugün Trump Tower'ın önünden bu ülkenin komünistleri, aynı bütün dünyada olduğu gibi, bu katiller sürüsüne hodri meydan diyor. Geleceksiniz, göreceksiniz ve yenileceksiniz! Partimiz Türkiye Komünist Hareketi, tüm emekçilere, gençlere, yurtseverlere çağrı yapmaktadır; gelin ülkemizden NATO'nun varlığını da Trump'ın ismini de birlikte silelim. Emperyalizm, üsleriyle, dolarıyla, Trump'la birlikte bu ülkeden defedelim. Bugün kuruluş yıldönümü olan NATO'nun 77.yılında 'NATO'dan çıkılacak, üslere el konulacak' çağrımızı yineliyor, temmuz ayında yapılacak NATO zirvesinin iptal edilmesi için tüm emekçilerle birlikte çalışacağımızı ilan ediyoruz. Aynı ODTÜ'de öğrendiğimiz üç kelime gibi, bugün de dilimizde ve hafımızda tek bir cümle var: Yankee go home' açıklamasını yaptı. 

Kaynak: ANKA