(ANKARA) - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, 15 Temmuz darbe girişimine nasıl gelindiğini herkesin bildiğini belirterek, 'Ülke, bir darbenin sonuçlarına bağlı olarak rejim değişikliğine uğradı. Bu ülkede olağanüstülük olağanlaştırıldı. Bunlarla alakalı olarak da kapsamlı değerlendirmelere ihtiyaç vardır. Bütün bunların devlet ciddiyetiyle ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Meselenin kapsamlı bir biçimde ele alınması, kimlerin hatası var ise o hatayı yapanların hiç olmazsa öz eleştiri yapmasını ben öneriyorum ya da talep ediyorum' dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bahçesinde yapılan Sözcü Televizyonu'nun yayınında, 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişimine ve gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
15 Temmuz darbe girişimini ve sonrasında yaşananları değerlendiren Dervişoğlu, 10 yıl önce henüz İYİ Parti'nin kurulmadığını belirterek, 'Bu hain kalkışmanın akabinde olağanüstü yetkiler olağanlaştırılınca, Türkiye'de bu konuyla alakalı bir demokrasi ve hukuk mücadelesi verme ihtiyacı hasıl oldu. Aslına bakarsanız İYİ Parti'nin doğuş gerekçelerinden bir tanesini de o yönüyle değerlendirebilme imkanına sahip olabilirsiniz' dedi.
Darbe girişiminden bu güne yaşananlara değinen Dervişoğlu, yalnızca darbe gecesinde yaşananları değil, AK Parti'nin 24 yıllık iktidarını değerlendirmek gerektiğini vurguladı. Dervişoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
'Darbe teşebbüsünün yaşandığı akşama gelinceye kadar 'Ne isterlerse verdik' diyen bir yönetim anlayışının yargıyı bu şebekeye nasıl teslim ettiği, orduyu bu şebekeye nasıl teslim ettiği, dönemin Genelkurmay Başkanını terör örgütü kurmaktan ötürü diğer generallerle birlikte nasıl yargıladığı, kozmik odaya nasıl girildiği, bütün bunların değerlendirmeye tabi tutulması lazımdır diye düşünüyorum. Bu teşebbüs yaşandı. Biz hep 15 Temmuz'da takılı kalıyoruz. Onun öncesini değerlendirmek üzere de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir araştırma komisyonu kuruluyor. Bütün siyasi partiler o komisyona üye veriyorlar. Neticede o komisyon bir rapor hazırlıyor. Kimilerine göre tekemmül etmiş bir rapor, kimilerine göre de rapor taslağı. Ama rapor, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündemine getirilmediği için kamuoyuyla bu zamana kadar paylaşılmadı bile.
'KOMİSYON RAPORU KAMUOYUYLA PAYLAŞILMALI'
Bazı yayın organlarından ve açık kaynaklardan o rapora ulaşılması pek tabii ki mümkün olabiliyor ama kamuoyuyla paylaşılmadı o komisyonun raporu. Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde başka gerekçelerle komisyonculuk yapanların, toplanmış bir komisyonun raporunu da kamuoyuyla paylaşmaları lazım. Ayrıca o raporda konuşulanların da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündemine taşınması lazım. Orta yerde bir örgüt var ve bu örgüt önce Allah ile kul arasına girip imanı zedeledi. Daha sonra devlet ile millet arasına girip fitne çıkardı. Ve onun sonucunda da Türkiye bir darbe ortamına taşındı. O hain darbe teşebbüsünde de 253 vatandaşımızı kaybettik. Buradan şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Gazilerimize de şükranlarımı sunuyorum.
Ama hala bakıyorsunuz, bu konuyla olan mücadele yeterli ölçüde sonuç vermemiş olacak ki yapılan operasyonlar devam ediyor. Yakın takvim içerisinde bu örgüte mensup bine yakın insanın gözaltına alındığına dair birtakım haberlere de rastlıyoruz. Dolayısıyla bütün çıplaklığıyla, bütün şeffaflığıyla ele alınması gerekiyor. Ve bütün bunların sorumlularının da hesap vermiyorlarsa bile öz eleştiri yapması icap ediyor. 15 Temmuz'dan başlatıyoruz süreci. 15 Temmuz'dan sonra yaşananlara bakıyoruz. Dünya tarihi, dünya siyasi tarihi öyle bir olayı tarihe şerh etmemiştir. Bir rejim değişikliği yaşandı Türkiye'de. Bir darbe teşebbüsünün rejim değişikliğine vesile olduğunu dünyada başka bir ülkede görmüş değiliz biz. Dolayısıyla bu kapsamlı rejim değişikliğinin de neleri temel olarak yaşama geçirdiğinin üzerinde konuşulması gereklidir diye düşünüyorum ben. Ve İYİ Parti kurulduğu günden itibaren de zaten bu örgütün her ayağı ortaya çıktı.
Ama siyasi ayağının ortaya çıkarılması yönünde doğru ve yeterli adımlar atılmadı. Bu siyasi ayağın kimler olduğu, bu örgütün pozisyonundan kimlerin beslendiği, bu örgütün gücünden kimlerin yararlandığı, bu örgütün hangi emperyal güçlerden destek aldığı da sürekli kamuoyunda konuşuluyor ve tartışılıyor ama bunların neticeleriyle ilgili olarak da kamuoyu kesinlikle bilgilendirilmiyor.
Dolayısıyla biz burada tarihi aydınlatma noktasında siyasiler olarak sorumluluk üstlenmeliyiz. Hatta bu sorumluluğun üstlenilmesinin iktidar partisinden başlaması gerektiğini de sürekli vurgulamalıyız diye düşünüyorum. Şimdi bir kurtuluş gününden bahsediliyor gibi anlatılıyor bütün bu yaşananlar. Oysa 15 Temmuz'da, dediğim gibi, 250'den fazla vatandaşımızı kaybettik. Ülke, bir darbenin sonuçlarına bağlı olarak rejim değişikliğine uğradı. Bu ülkede olağanüstülük olağanlaştırıldı. Bunlarla alakalı olarak da kapsamlı değerlendirmelere ihtiyaç vardır. Bütün bunların devlet ciddiyetiyle ele alınması gerektiğini düşünüyorum.'
İKTİDARA ÖZ ELEŞTİRİ ÇAĞRISI
FETÖ ile mücadele konusunun devlet ciddiyeti ile ele alınması gerektiğini söyleyen Müsavat Dervişoğlu, darbenin yaşandığı sürece nasıl gelindiğinin herkes tarafından bilindiğini belirtti. Dervişoğlu, 'Meselenin kapsamlı bir biçimde ele alınması, kimlerin hatası var ise o hatayı yapanların hiç olmazsa öz eleştiri yapmasını ben öneriyorum ya da talep ediyorum' dedi.
Darbe girişimi sonrası yaşanan yargılamalara da değinen Dervişoğlu, şöyle devam etti:
'Hala yargılamalardan beklenen sonuçlar elde edilememiş. Hala örgütün varlığından bahsedebilmek mümkündür ki operasyonlar, soruşturmalar ve bir kısım yargılamalar devam ediyor. Ama bir kısım yargılamalar var ki o yargılamalar da malumunuz tamamlandı. Bu dosyalardan beraat eden çok sayıda da insan var ve o beraat eden insanların mağduriyetlerinin giderilmesi noktasında atılmamış, eksik bırakılmış adımlar var. Bütün bunlarla birlikte meselenin ele alınması gerekir diye düşünüyorum. Ama yine altını çizerek söylüyorum. Bütün bunların oluşturulabilmesi için devlet ciddiyetiyle ele alınması gerekir. İstifadeci, faydacı, fırsatçı bir mantıkla önceliklere yaklaşıp sadece siyasi getirileri yönüyle konuyu ele alırsanız, pek tabii ki vermiş olduğunuz mücadeleden beklediğiniz sonucu da çıkaramayabilirsiniz. Onun için ben dilin de doğru seçilmesini, mücadele yöntemlerinin de doğru belirlenmesini istiyorum.'
ÇERÇEVE YASA TARTIŞMALARINA İTİRAZ
Çözüm sürecine ilişkin hazırlanan çerçeve yasa için Meclis'in çalışmaya devam edeceği yönündeki tartışmaların ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bu konuda açıklama yapmamasının sorulması üzerine Dervişoğlu, şöyle konuştu:
'Bunlar oldubittiye getirilecek konular değil. Az önce hükümetin bazı çevrelere ya da hükümetin yönetim anlayışının bazı çevrelere bazı opsiyonları tanıdığına işaret eden sözler sarf ettim. Ve o avantajlardan yararlanan örgütlerin de Türkiye'de nelere sebep olduklarına işaret ettim. İşte darbe teşebbüsünün yaşandığı günü kastederek. Ben defalarca da söyledim. Hükümetin bazı konularla, özellikle temel konularla alakalı olarak örgütlerle iş birliği yapma alışkanlığı var. Geçmiş dönemde nasıl bir hain terör örgütüyle, 'FETÖ' denilen hain terör örgütüyle bir takım inkar edemeyeceği iş birlikleri söz konusu olmuştur, bu süreçte de dikkatinizi çekiyorum, PKK terör örgütüyle alakalı olarak 'Bir temel sorunu çözüyoruz' diye temas kurma ihtiyacı hissetmişlerdir. Devlet yasa dışı örgütlerle temas kurmaz. Yasa dışı örgütlerin önderlerini kutsamaz. Devlet onlara statü aramaz. Dünyanın hiçbir yerinde yaşanacak şeyler değildir bunlar. Ama bunlar maalesef Türkiye'de yaşanıyor ve bu yaşananlardan kendilerine pay ve paye çıkaracaklarını düşünenler de talepkar oluyor.
İşte Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonu kurulduğu andan itibaren bu komisyonla ortaklaşmanın, bu komisyonda bulunmalarının nelere sebep olacağını, Türkiye'nin hangi tartışılmaz değerlerini tartışma masasına getireceğini anlattım ben. Anlattım ve üzülerek söylüyorum, keşke ben haklı çıkmasaydım. Maalesef haklı çıktım. Şimdi örgütün uzantısı bir siyasi parti, bu zamana kadar sanki devletle örgüt arasında bir mutabakat varmış ve bu mutabakatta şartlara uymayan taraf devletmiş gibi bir hissiyat yaratarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne dayatmada bulunuyor. Bazı siyasi partilerin genel başkanları da bu dayatmaya çanak tutabilecek söylemleri ifade ediyor. Ben herhangi bir siyasi partinin genel başkanına buradan cevap vermiş olmayayım. Çünkü onlara cevap verecek kürsü içeride, Genel Kurul Salonu'nda ya da grup toplantı salonundadır.'
İMAMOĞLU'NA SAVUNMA KISITINA TEPKİ
Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'in tutuklanmasını ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'a yönelik bir operasyonun olacağı yönündeki iddiaların sorulması üzerine Dervişoğlu, şu yanıtı verdi:
'Öncesinde şunu söyleyeyim. Savunması kısıtlanan bir İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı var. Geride bıraktığımız günler içerisinde Ceza Muhakemesi Kanunu'na ve Türk yargılama geleneklerine aykırı bir tutumun muhatabı oldu. Öncelikle o nokta-i nazardan Sayın Ekrem İmamoğlu'nun muhatabı olduğu davranışı kınıyorum. Dünyanın hiçbir yerinde savunma hakkı engellenemez ve kısıtlanamaz.
Diğer operasyonlara baktığımızda da ben en başından beri şunu söylüyorum: Suç varsa, suçu işleyen mutlaka cezasını çekmeli. Ama suça karşı verilen mücadelede konunun sanki hukuki değil, siyasi birtakım amaçlar içerdiğine delalet eden uygulamalardan da azami ölçüde uzak durulması gerekir. Bizim karşı karşıya bulunduğumuz şey şu: Bir soruşturma var, bir yargılama var, bir operasyon var. Vatandaşın kafasında da şu soru var: 'Hukuki mi, yoksa siyasi mi?' Genel kanaat, yargının araçsallaştırıldığı birtakım uygulamaların siyasi gerekçelerle yapıldığına dairdir. Dolayısıyla böyle bir genel kanaatin hasıl olması da adalet duygusunu zedeler. Bugün çektiğimiz sıkıntıların tamamı da zedelenmiş adalet duygusunun zedelediği müesseselerdir. Türkiye kurumlarını kaybetmektedir. Siyasetsizleştirilmektedir. Dolayısıyla kaybolan kurumlar, birtakım adamları ve adamcıkları statü üstünlüğünü elde etmiş ya da statü üstünlüğü sağlamış konumlara taşımaktadır. Bu, hukuk devleti açısından son derece tehlikeli bir durumdur. Altını çizerek tekrar ifade ediyorum. Bu da devlet ciddiyetinin yok olmasına işaret eden bir durumdur.'
Siyasetçilerin hatalarıyla anılmaması gerektiğini söyleyen Dervişoğlu, 'Çünkü bu ülkede yönetenler, almış oldukları kararlarla milletin geleceğini karartma riskini de beraberinde taşıyorlar. Dolayısıyla devlet ciddiyeti, kurumların işlevlerinin yeniden hayata geçirilmesi, hukukun ve ona bağlı olarak adaletin hâkim kılınması bütün sorunların çözümüne bir anlamıyla ışık tutacaktır' şeklinde konuştu.
'MECLİS BAŞKANI OLDUĞUM YERE GELMEZ'
TBMM bahçesinde yapılan yayının son bölümü sırasında, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un alana gelmesi üzerine, gazetecinin, 'Şu sıralarda yayınımız sürerken Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş geçiyor. Keşke onu da yayına alabilseydik' ifadelerini kullanması üzerine, Müsavat Dervişoğlu, 'Yok, o benim olduğum yere kolay kolay gelmez' dedi. Dervişoğlu, 'Meclis Başkanından hazır laf açılmışken söyleyeyim, 2016 yılındaki o hain darbe teşebbüsünden sonra toplanmış olan komisyonun raporuysa raporunu, rapor taslağıysa rapor taslağını kamuoyuyla paylaşsın. Yani komisyon raporlarına son derece aşinadır bizim Meclis Başkanımız. Bir raporu ya da rapor taslağını örtmek Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yakışan bir davranış değildir. Ayrıca İYİ Parti olarak ben, o rapor ne olursa olsun, akıbeti o raporun ya da rapor taslağının, Parlamentoya geldiğimiz günden beri 'FETÖ' denilen bu melun örgütün siyasi ayağının tespit edilmesi noktasında çok sayıda araştırma önergesi verdiğimizi de milletimizle paylaşmış olayım' şeklinde konuştu.