(İZMİR) - İzmir Barosu, avukat Zeynep Öykü Arun'un görevi sırasında saldırıya uğramasını protesto etti. Baro Başkanı Sefa Yılmaz, 'Hukuk mesleğine, avukatlara, savunma mesleğine, barolara saldırının sistemli olduğunu ve bu saldırıların cezasızlık politikalarının sonucu olduğunu biliyoruz' dedi.
İzmir Barosu, geçtiğimiz hafta baro üyesi avukat Zeynep Öykü Arun'un Seferihisar'da haciz işlemi esnasında silahlı saldırıya uğramasına ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi.
Baro adına açıklamayı yapan İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, avukatlara karşı artan şiddet vakalarına ve cezasızlık politikalarına tepki gösterdi.
Yılmaz: 'Temelinde neyin olduğunu hepimiz biliyoruz'
Yılın başından bu yana üç avukatın öldürüldüğünü Yılmaz, 'Ocak ayından bugüne kadar üç meslektaşımız öldürüldü. En 28 Nisan günü Bursa'da meslektaşımız katledildi. 28 Nisan günü Erzurum'da, Trabzon'da, İzmir'de meslektaşlarımız saldırıya uğradılar, darbedildiler, şiddete uğradılar, hakarete uğradılar. Bu saldırıların temelinde neyin olduğunu hepimiz biliyoruz. Hukuk mesleğine, avukatlara, savunma mesleğine, barolara saldırının sistemli olduğunu ve bu saldırıların cezasızlık politikalarının sonucu olduğunu da biliyoruz' dedi.
'Hukuki koruma altına alınma yönünde bir irade gösterilmiyor'
Avukatların korunması için etkin tedbirler alınmadığını belirten Yılmaz, şunları söyledi:
'Bir hafta önce meslektaşımız Zeynep saldırıya uğradı. Bu saldırıyı gerçekleştiren şahıs hâlâ tutuklanmadı, şahısla ilgili ciddi bir soruşturma yürütülmedi. Savunma mesleğine ve avukatlara karşı girişilen bu şiddetin ne yazık ki içinde kolluğun da, yargı makamlarının da olduğu bir ilgisizliğin, duyarsızlığın bulunduğunu; toplumsal bir tepkinin gerçekleşmediğini; avukatların her alanda yalnız bırakılmasına rağmen hukuki koruma altına alınma yönünde bir irade gösterilmediğini görüyoruz. Biz şiddete sadece hacizlerde, haciz alanlarında rastlamıyoruz ki. Duruşma salonlarında yargı mensuplarının sözlü şiddetine maruz kalıyoruz. Yaptığınız ağır bir eleştiri nedeniyle duruşma salonundan yaka paça dışarı çıkarılmaya çalışılıyorsunuz. Adliye koridorlarında bu şiddete maruz kalıyoruz. Kollukta bu şiddete maruz kalıyoruz. Neden avukata karşı bu şiddet gerçekleştiğinde bu kadar duyarsızlaşmakta yargı mensupları? Oysa haksızlığa karşı, o haksızlık kime karşı gelmiş olursa olsun savunma mesleği her zaman orada oldu. Hukuksuzlukların her zaman karşısında oldu. Böyle bir mücadelenin hep birlikte verilmesi gerekir. Bu farkındalığı yaratacak olan tüm yargı mensuplarıdır, avukatlardır.'
'Soruşturma süreci saldırganı cesaretlendirecek şekilde yavaş ilerlemektedir'
Yaşanılan saldırılan ve 'cezasızlık' politikalarının güven sorununu beraberinde getirdiğini belirten Yılmaz, 'Biz taraf değiliz. Biz konunun tarafı olmadık. Biz hukukun yanındayız. Biz avukatız, biz vekâleten bu işleri yürütürüz. Ama ne yazık ki uygulanan şiddetler böylesi cezasızlıklarla karşılaşılınca tabii ki yurttaş bu konuda daha cesaretli olmaya başladı. Emniyet güçleri daha cesaretli olmaya başladı. O yüzden bütün amacımız ve mücadelemiz bu görünmezliği, bu yok sayılmayı, bu itibarsızlaştırmayı ortadan kaldıracak tedbirlerin bir an önce hayata geçmesini sağlamak. Meslektaşımız Zeynep Öykü Arun, Seferihisar'da görevini icra ettiği sırada, haciz işlemi esnasında karşı tarafın döner bıçaklı saldırısına ve tehdidine maruz kaldı. Bu olayda fail henüz tutuklanmamış olup yürütülen soruşturma süreci saldırganı cesaretlendirecek şekilde yavaş ilerlemektedir' diye konuştu.
'Meclis araştırma komisyonunun kurulmalı'
Avukatlara karşı şiddetin önlenmesi için taleplerini de sıralayan Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
'İzmir Barosu olarak 4 Mayıs Pazartesi günü Türkiye Barolar Birliği'nde gerçekleşen baro başkanları toplantısında ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde dile getirdiğimiz gibi, avukata karşı şiddet konusunda somut adımlar atılması yönünde yaptığımız tespitleri ve çözüm önerileri var. Öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde avukata karşı şiddetle ilgili Meclis araştırma komisyonunun kurulması. Böyle bir komisyonun varlığı ve hayata geçirilmesi gerekli ve elzemdir. Bunu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ifade ettik ve özü itibarıyla da kabul gördü.
'Asıl sorunumuz cezaların artırılması değil'
Avrupa Konseyi'nin hazırladığı ve geçen yıl mart ayında imzaya açtığı ancak hâlen Türkiye Cumhuriyeti tarafından imzalanmayan, avukatların korunmasına ilişkin sözleşmenin bir an önce imzalanması talep edildi. Çünkü bu sözleşme, avukatın korunmasına dair, şiddete karşı korunmasına ilişkin iç hukuk düzenlemelerinin bir an önce yapılmasını ve bu düzenlemelerin neleri içereceğine dair ciddi tedbirler öngörmektedir. Üçüncüsü, Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen tehdit suçunun yargı görevi yapanlara karşı işlenmesinin nitelikli hâl olarak düzenlenmesi ve kasten yaralama suçunun CMK kapsamında katalog suçlar arasına alınması. Bunun yapılması, avukata karşı şiddetin artık toplum nezdinde görmezden gelinen bir durum olmaktan çıkarılmasını sağlayacaktır. Asıl sorunumuz cezaların artırılması değil; savunma mesleğine yönelik itibarsızlaştırmanın ortadan kaldırılmasıdır. Bir diğer düzenleme talebimiz, haciz ve keşif işlemlerinde kolluk bulundurma zorunluluğunun getirilmesidir. Neredeyse her hacizde meslektaşlarımız saldırıya uğruyor. Son olarak, toplumsal farkındalık yaratılması için kapsamlı çalışmalar yürütülmeli ve şiddete karşı etkin bir duruş sergilenmelidir. Biz saldırıya uğramak istemiyoruz, yaralanmak istemiyoruz, tehdit edilmek istemiyoruz. Bir meslektaşımızın dahi kaybedilmesine tahammülümüz yok.
'Düzenlemeler sadece bizi değil, yurttaşı da koruyacaktı'
Bu düzenlemeler sadece bizlerin talepleri olarak görülmemelidir. Avukat, yurttaşın adalete erişim hakkının en önemli öznesidir. Biz güvenliğimizi isterken aslında yurttaşın hakkını savunabilmek istiyoruz. Bu kadar tehdit ve şiddet altında avukatın görevini yapmasının engellenmesi, doğrudan hukuka, adalete ve yurttaşın savunma hakkına yöneliktir. Bizim can güvenliğimizin olmadığı yerde yurttaşın da can güvenliği yoktur. Bu düzenlemeler sadece bizi değil, yurttaşı da koruyacaktır. Hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına hizmet edecektir. Yurttaşın adalete erişimini güçlendirecektir.
Arun: 'Toplumun bugünlerde hukuku yaşatmaya ihtiyacı var'
Saldırıya uğrayan Zeynep Öykü Arun ise 'Avukat dosyanın tarafı değildir, savunmanın temsilcisidir. Hiçbir avukat görevini yaptığı için tehdit edilmemeli ve şiddete maruz bırakılmamalıdır. Toplumun bugünlerde şiddeti değil, hukuku yaşatmaya ihtiyacı var' dedi.





