(İZMİR) - ‎İzmir Sağlık Platformu, '17 Nisan Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü' kapsamında sağlık çalışanlarına şiddet olayları ve okul saldırılarını, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü önünde protesto etti.

‎İzmir'de sağlık çalışanları, söz konusu gün dolayısıyla İzmir İl Sağlık Müdürlüğü önünde bir araya geldi. Basın açıklaması öncesi sağlık çalışanları, hayatını kaybeden meslektaşları için saygı duruşunda bulundu. 

Saygı duruşunun ardından açıklama yapan İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Nuri Seha Yüksel, şunları söyledi:

'Yaşamının baharında, mesleğinin başında genç bir hekimin, Dr. Ersin Arslan'ın ailesinden, sevdiklerinden, hastalarından, hayallerinden acımasızca koparılmasının üzerinden tam 14 yıl geçti.

Türk Tabipleri Birliği olarak, Dr. Ersin Arslan'ın aramızdan ayrıldığı 17 Nisan'ı 'Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü' ilan ederken; sağlık emek-meslek örgütleri ile birlikte her yıl düzenlediğimiz anma etkinliklerinde ve basın açıklamalarında hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik tırmanan şiddete dikkat çekmeye çalıştık.

Siyasi iktidar ise çağrılarımız ve çığlıklarımız karşısında üç maymunu oynamak bir yana hem sağlık alanında hekimler ve sağlık çalışanları ile hastaları karşı karşıya getiren hem de toplumsal alanda gerilimi tırmandırıp şiddet eğilimini besleyen politikalara yenilerini ekledi.

Nihayetinde sağlıkta şiddet daha da tırmandı, 'Artık doktor dövebiliyoruz' sözü bir övünç kaynağına dönüştü, katledilen hekimlere ve sağlık çalışanlarına yenileri eklendi.

Türk Tabipleri Birliği Şiddet Çalışma Grubu yürütücülüğünde 3-20 Mart 2026 tarihleri arasında ülkemizin 69 ilinden 1105 hekimin katılımıyla gerçekleştirilen, ayrıntıları ayrıca açıklanacak araştırmaya göre; hekimlerin yüzde 59,3'ü (648 hekim) bugüne kadar çalışma yerinde şiddete uğradığını ifade etmiştir. Hekimlerin yüzde 57,7'si (638 hekim) psikolojik şiddete; yüzde 21,7'si (240 hekim) fiziksel şiddete maruz kaldığını belirtmiştir. Her iki şiddet türünde de hastalar ve hasta yakınlarının en sık fail; acil servis ve polikliniklerin ise en sık şiddet ortamları olduğu saptanmıştır.

İş yerlerinde şiddetin önlenmesi kapsamında: Hekimlerin yüzde 66,2'si (732 hekim) güvenlik önlemlerinin mevcut olmadığını; yüzde 70,1'i (775 hekim) çevrenin iyileştirilmesine yönelik düzenlemelerin olmadığını; yüzde 82,8'i (915 hekim) genel erişim kısıtlamasının olmadığını; yüzde 94,3'ü (1042 hekim) daha önce agresif davranışlar gösteren şiddet eğilimli veya faili hasta/başvuranların farkında olmak için sistemde bir kayıt mekanizması olmadığını; yüzde 80,1'i (885 hekim) iletişim/çatışma yönetimi gibi konularda personel eğitimi düzenlenmediğini belirtmiştir.

Hekimlerin yüzde 88,5'i (970 hekim) çalışma yerinde şiddet konusunda endişeli olduğunu ifade etmiştir. Hekimlerin yüzde 91,4'ü sağlıkta şiddetle ilgili yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı kanaatindedir. Araştırmaya katılan hekimlerin neredeyse tümü caydırıcı yasal düzenlemeleri ivedilikle talep etmektedir.

Burhanettin Bulut: 'Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in, 'Mutlak butlan bekliyoruz ama CHP'den ayrılmayacağız' şeklinde bir ifade kullandığı iddiası alenen yalandır'
Burhanettin Bulut: 'Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in, 'Mutlak butlan bekliyoruz ama CHP'den ayrılmayacağız' şeklinde bir ifade kullandığı iddiası alenen yalandır'
İçeriği Görüntüle

Bugünlerde ise; Şanlıurfa'da ve Kahramanmaraş'ta gerçekleşen ve toplum hafızasında derin iz bırakacak olan benzer okul bağlantılı şiddet olayları, eğitim ortamlarının güvenliğine ilişkin kaygıları yeniden gündeme getirmiştir. Kahramanmaraş'ta bir okulda gerçekleşen silahlı saldırıda ise öğrenciler ve bir öğretmen toplam 10 kişi yaşamını yitirmiş, çok sayıda kişi yaralanmıştır.

Çok uzun süre toplumumuzda travma yaratacak olan bu şiddetin çok etkin bir şekilde ele alınması zorunludur. Yetkililerin ve Sağlık Bakanlığı'nın bu olayları bireysel, münferit olaylar olarak ele alması, sonrasında oluşacak olan toplumsal bir kaosun tetiklenmesine sebebiyet verebilecektir.

Şiddeti etkin ve bireysel yöntemler ile çözme gayreti toplum sağlığının, psikolojisinin anlaşılamaması veya anlaşılmak istenmemesidir. Artan işsizlik, gelir dağılımının bozulması, toplum sınıfları içinde artan eşitsizlikler, liyakatsızlık, Adalet sistemimizin terazisinin bozulması, bilime ve eğitime olan güvenin azalması, güçlünün haklı görüldüğü bir sistemin oluşturulması toplum dinamiklerini ve ahlaki etik değerleri ileri derecede yıpratmıştır.

Bilgiye ve bilime olan saygının, güvenin tarikatlar eliyle sistematik olarak azaltılması, öğretmene, doktora ve bu ülkenin aydınlarına el ve dil uzatılması sonrası bu katliamları yaşamaktayız. Şiddet asla ve asla normalleştirilemez, bu kadar yaygın şiddet durumları bireyselleştirilemez.

17 Nisan Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü'nde bir kez daha söylüyoruz: İzmir sağlık emek örgütleri olarak; mesleğimizin şiddetle kuşatılan değil karşılıklı güven içeren bir sağlık ortamında yürütülebileceğini, 'Sağlıkta şiddet sona ersin' sloganının ancak örgütlü mücadele ve dayanışma ile hayata geçebileceğini biliyoruz. Bu nedenle sağlıkta şiddetin sebeplerini sorgulamaya, anlamaya, anlatmaya ve çözüm politikalarımızın hayata geçirilmesi için mücadeleye devam ediyoruz. Performans sisteminin kaldırıldığı, ekip çalışmasının odağa alındığı, kamucu nitelikli bir çalışma düzeninin hakim olduğu; randevuların her hastaya yeterli süre ayrılacak şekilde düzenlendiği; sağlık kurumlarında yeterli sayıda, güvenceli sağlık çalışanının görevlendirildiği; sağlık kurumlarında güvenli çalışma koşullarının sağlandığı; merkezi şikayet hatlarının kaldırıldığı; acil servislerde sadece acil hastalara hizmet verildiği; sağlıkta şiddetin önlenmesine yönelik TTB'nin hazırlayıp Meclis'e sunduğu ve caydırıcı düzenlemelerin olduğu yasa teklifinin hayata geçirildiği bir sağlık sistemi istiyoruz.'

Kaynak: ANKA