(İSTANBUL)- Gıda enflasyonu, erişim krizi ve adil gıda politikaları, Kadıköy Belediyesi ve SODEM iş birliğiyle düzenlenen 'Uluslararası Kentsel Gıda ve Beslenme Politikaları İstanbul Çalıştayı'nda ele alındı. Çalıştayda konuşan Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı, 'Gıda krizi bir ekonomik sorun olmaktan çıktı; gıdaya erişim, toplumun geniş kesimleri için insanca ve haysiyetli bir yaşam meselesine dönüştü' dedi.
Kadıköy Belediyesi ile Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği (SODEM) iş birliğinde 'Uluslararası Kentsel Gıda ve Beslenme Politikaları İstanbul Çalıştayı' gerçekleştirildi. Avrupa'nın farklı kentlerinden akademisyenler ile İzmir Seferihisar Belediyesi, Bursa Nilüfer Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Aydın Didim Belediyesi, Rize Fındıklı Belediyesi, Manisa Büyükşehir Belediyesi, Antalya Muratpaşa Belediyesi ve İstanbul ilçe belediyelerinden gelen uzmanlar, akademisyenler ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getiren çalıştayda, kentlerde derinleşen gıda krizi ve çözüm yolları çok yönlü olarak değerlendirildi.
'Gıdaya erişim, haysiyetli bir yaşamın meselesine dönüştü'
Çalıştayın açılış konuşmasını yapan SODEM Yönetim Kurulu Başkanı ve Belediye Başkanı Mesut Kösedağı gıda enflasyonunun toplum üzerindeki etkilerine değinerek, 'Türkiye, yüzde 28,3'lük gıda enflasyonuyla maalesef OECD ülkeleri arasında ilk sırada yer alıyor. Yaşam maliyetlerindeki bu artış tüm hayatımızı derinden sarsarken; her birimizin her gün çarşıda, pazarda, markette bizzat hissettiği üzere, gıda ürünleri bu enflasyon baskısından en çok etkilenen kalemlerin başında geliyor. Oysa gıda hakkı, 1948'den bugüne İnsan Hakları Bildirgesi'nde yer aldığı gibi en temel insan haklarından biri. Dolayısıyla yaşadığımız iklimde gıda krizi bir ekonomik sorun olmaktan çıktı. Gıdaya erişim, toplumun geniş kesimleri için bir mücadele alanı haline geldi ve insanca ve haysiyetli bir yaşamın meselesine dönüştü' diye konuştu.
Sosyal demokrat belediyelerin bu sürece nasıl yanıt verdiğini anlatan Kösedağı, 'Biz sosyal demokrat belediye başkanları olarak bu ortamı değiştirmeyi kendimize görev olarak biliyor, toplumun geniş kesimlerinin verdiği bu mücadeleye günümüz kentsel ihtiyaçları doğrultusunda yanıt vermeye çabalıyoruz. Bugün de sosyal demokrat belediyeler; örneğin kooperatifler aracılığıyla yerel üreticilerden temin ettiği sütü çocuklara dağıtırken aynı zamanda bu ülkenin geleceğinin gelişimine destek veriyor ya da kent lokantalarını yaygınlaştırarak emekliler gibi yoksulluğun yeni görünümlerine maruz kalan kesimlerin yaşam mücadelelerine destek oluyoruz' ifadelerini kullandı.
'Kentlerimizde gıdayı üretmiyor'
Gıda politikalarının geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kösedağı, 'Sokaktaki gündem açısından en yakıcı olarak gıda enflasyonunu hissetsek de yerel yöneticiler, karar vericiler ve uygulamacılar olarak gıda tedariğinden, gıda adaletine; kentsel tarımın imkânlarından gıda israfına bir dizi konunun yakın gelecekte kentleri daha çok etkileyeceğini biliyoruz. Kentlerimizde gıdayı üretmiyor, ekseriyetle tüketiyoruz. Küresel tedarik zincirinde yaşanacak ufacık bir kopukluk, şehirleri günlerce aç bırakabilecek kadar kırılgan. Bu hazırlığı ancak ortak bir irade, dayanışma, deneyim paylaşımı ve akılla yürütebileceğimize inanıyoruz' sözleriyle konuşmasını tamamladı.
'Mesele üretim sorunu değil, mesele dağılım sorunudur'
CHP Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu ise 'İnsanlık tarihi boyunca hiçbir uygarlık sofrası boşken ayakta kalamamıştır. FAO verilerine göre dünya bugünkü nüfusu doyuracak kadar gıda üretiyor. Dolayısıyla açlık bir üretim sorunu değil; dağıtım, erişim ve siyasi iradenin niteliğiyle ilgili bir sorundur. Gıdaya erişim bir ayrıcalık değil, her bireyin doğuştan sahip olduğu en temel insan hakkıdır' diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın da 'Bugün dünyada gerçekten yeterli gıda üretilmesine rağmen bu gıdaya erişim adil biçimde sağlanabilmiş değil. Ancak buna rağmen yaklaşık 1 milyar insan kronik açlık çekmekte. Demek ki mesele üretim sorunu değil, mesele dağılım sorunudur. Başka bir deyişle mesele siyasi bir meseledir' dedi.
'Tablo sistemsel bir eşitsizliği açık biçimde ortaya koyuyor'
Çalıştay kapsamında düzenlenen panellerde gıda sistemlerinin mevcut durumu, kentlerde artan gıda güvencesizliği, çocuk sağlığı, iklim krizi ve sosyal adalet başlıkları ele alındı. Panelde konuşan Prof. Dr. Fikret Adaman, Türkiye'de tarım-gıda sisteminin küçük üreticiyi zayıflatan ve gıdayı piyasaya bağımlı hale getiren yapısal bir sorun olduğunu söyledi. Adaman, 'Açlık çeken veya yetersiz beslenen insan sayısı iki milyar civarındayken her yıl üretilen gıdanın üçte biri çöpe atılıyor ve bu tablo sistemsel bir eşitsizliği açık biçimde ortaya koyuyor' dedi.
Londra ve İstanbul örnekleri üzerinden kentsel gıda politikalarını değerlendiren Prof. Dr. Alejandro Colás ise 'Kentlerde gıda meselesi yalnızca fiyat ya da tedarik sorunu değil; belediyelerin kimi öncelediğini ve adaleti kime ulaştırabildiğini gösteren doğrudan bir yönetim ve eşitsizlik meselesidir ve bu nedenle yerel yönetimlerin rolü belirleyicidir' diye konuştu.
Panelde konuşan BAYETAV Genel Sekreteri Dr. Bülent Şık, çocuk sağlığının kentlerin gerçek sağlık göstergesi olduğunu belirterek yürüttüğü çalışmalarda çevresel riskler ile beslenme sorunlarını birlikte ele aldıklarını ifade ederek 'Yetersiz beslenme, toksik maruziyetler ve sağlıksız gıdaya erişim aynı krizin parçalarıdır ve bu nedenle çocuk sağlığı bütüncül bir kent politikası gerektirir' dedi.
Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Dalya Hazar ise gıda güvenliğinin iklim krizi ve sosyal adaletle ilişkili bir kent hakkı olduğunu belirterek, 'Gıda güvenliği ve sağlıklı gıdaya erişim yalnızca tarım ya da sosyal yardım değil; iklim krizi ve sosyal adaletle birlikte ele alınmalıdır. Bu nedenle belediyelerin çok katmanlı politikalar geliştirmesi gerekmektedir' ifadelerini kullandı.
Kooperatiflerin gıda erişimindeki belirleyici rolü
Öğleden sonra gerçekleşen kısımda ise çalıştayın birinci oturumu 'Akademi ve Sivil Toplum Perspektifi' başlığıyla devam etti. Surrey Üniversitesinden Prof. Dr. Roberta Sonnino 'Kentsel Gıda Politikaları: Adil Sürdürülebilir Geçişe Doğru Mu?' başlıklı sunumunda adil ve sürdürülebilir gıda dönüşümünün ancak güçlü yerel yönetişim ve katılımcı modellerle mümkün olabileceğini vurguladı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Aylin Topal 'Gıda Egemenliğini Sağlamada Kooperatiflerin ve Belediyelerin Rolü' başlıklı konuşmasında kooperatiflerin yerel üretim ve gıda erişimindeki belirleyici rolüne dikkat çekti.
Utrecht Belediyesi Sağlıklı Kentler Koordinatörü Dr. Miriam Weber 'Utrecht Gıda Politikası: Kapsayıcı, Sürdürülebilir ve Sağlıklı Gıda Sistemleri Nasıl Teşvik Edilir?' başlığıyla Utrecht'teki yerel uygulamaları aktardı. İBB Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Ahmet Atalık ve İBB Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Enif Yavuz Dipşar ise 'Kentsel Tarım, Gıda ve Beslenme Politikalarında İstanbul Deneyimi' başlığıyla İstanbul'un gıda politikaları, kentsel tarım uygulamaları ve yerel yönetim deneyimlerini paylaştı. Üçüncü oturumda ise 'Kentsel Gıda Stratejileri: Yerel Çözümler ve Uygulamalar' başlığı ele alındı. ICLEI Brüksel Ofisi'nden Jean-Marc Louvin, 'Kentsel Gıda Güvenliği ve Dayanıklılık: Bütüncül Bir Yaklaşım' sunumunda kentsel gıda güvencesinin yalnızca gıdaya erişim değil; sağlık, eşitlik, yerel kalkınma ve çevresel sürdürülebilirliği birlikte ele alan çok boyutlu bir mesele olduğunu vurguladı.
Bremen'de gıda tedarikini iyileştirmeye yönelik Forum Küche projesinin yöneticisi Florian Minzlaff, 'Kentsel Kamusal Yemek Hizmetlerinin Dönüşümünde Bremen Forum Küche'den Pratik Dersler' başlıklı sunumunda kamusal yemek hizmetlerini halk sağlığı ve sosyal adalet ekseninde dönüştürmek için siyasi hedeflerin mutfak düzeyindeki uygulamalarla birleştirildiğini ve okul, kreş ile hastane yemeklerinin yapısal bir dönüşüm aracına dönüştürüldüğünü anlattı.
Nitelikli gıdaya erişim
Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ulaş Aydın, 'İnsan Onurunu Merkeze Alan Model: Manisa'da Gıda ve Tarımın 'Halkçı' Dönüşümü' sunumunda 'Manisa Modeli' ile gıda hakkının sosyal belediyeciliğin merkezine alındığını belirterek kırsalda üreticinin desteklendiğini, kentte ise uygun fiyatlı ve nitelikli gıdaya erişimin yaygınlaştırıldığını aktardı. Oturumun genel tartışma ve kapanış bölümünde Birkbeck, Londra Üniversitesi'nden Prof. Dr. Alejandro Colás, SODEM Strateji ve Kapasite Geliştirme Danışmanı Dr. İnan İzci ve SODEM Genel Sekreteri Doç. Dr. Esra Kaya Erdoğan değerlendirmelerde bulunarak çalıştayın genel sonuçlarına ilişkin çerçeve sundu.




