Haber: Mehmet Duran Özkan/Kamera: Erdal Akbuğa
(KAHRAMANMARAŞ) - KESK ve Eğitim Sen ile Birleşik Kamu İş Konfederasyonu ve Eğitim-İş, Kahramanmaraş'ta silahlı saldırının yapıldığı okulun önünde açıklama yaptı. KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, 'Söz konusu kendi siyasal ideolojik ihtiyaçları olduğunda her türlü kaynağı bulup her türlü önlem alınırken, söz konusu yavrularımız ve bu ülkenin eğitim emekçileri olduğunda 'kaynak yok' deniyor. Kaynak var ancak bu ülkeyi yönetenlerde ar ve utanma yok' dedi. Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım ise ''Ateş düştüğü yeri yakar' diyorlar; burada düşen ateş 86 milyonun yüreğine düşmüştür. Bir okulda nasıl olur da silahlar patlar? Okulda duyulacak tek ses, çocukların koridorlardaki neşeli seslerinden başka bir şey olmamalıdır' dedi.
KESK, Eğitim Sen, Birleşik Kamu-İş ve Eğitim-İş, Kahramanmaraş'ta saldırı düzenlenen Ayser Çalık Ortaokulu önünde açıklama yaptı. Açıklamaya, CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç da katıldı.
'Ne Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ne de hiçbir yetkili buradan kendisine hiçbir sorumluluk biçmiyor'
'Kederli ve çok kıymetli Maraş halklarımız, Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu adına hepinize geçmiş olsun, başsağlığı diliyoruz. Yaşamını yitiren bütün canların ruhu şad olsun. Onların mücadelesi bizim mücadelemiz olacak, onların anısı bundan sonra eğitimde şiddetin tamamen son bulması adına mücadelemizin kararlılığını gösterecek' ifadesini kullanan Eğitim-Sen Genel Sekreteri Zülküf Güneş, şöyle konuştu:
'Burada bizlerle beraber olan sivil toplum örgütü temsilcileri, üyelerimiz, meslektaşlarımız; hep beraber eğitimde ve toplumda yaşanan bu şiddete son verilmesi konusunda bundan sonra mücadeleyi daha da yükseltmemiz gerekiyor. Okul binalarında, dersliklerde, sınıfta yaşanan şiddet hali aslında geldiğimiz son noktayı gösteriyor. Bu tip şiddet olayları akşamdan sabaha münferit olarak gelişmez, bunun bir arka planı vardır. Bu şiddetin arka planını çözmeden, güvenlikçi tedbirlerle okulun kapısına özel güvenlik ya da polis dikerek şiddeti önleyemeyiz. Evet, bunlar basit bir önlem olabilir ama bu şiddeti açığa çıkaran toplumsal, pedagojik, sosyolojik sorunları çözmeden bu şiddeti bitiremeyiz. Bu şiddet bugün burada daha 10 yaşında çocukları aramızdan alırken, yeri geldiğinde 2 yaşında, 3 yaşında, 17 yaşında gencecik kadınları aramızdan aldı. Bu, eğitimde yaşanan ilk şiddet değil. Bu mücadeleyi nihayete erdiremezsek, kalıcı politikalar geliştiremezsek maalesef son da olmayacak. Bizler buradan yetkililere sesleniyoruz: Bu olaylarda hiç mi sorumluluğunuz yok? Gelişmiş demokrasilerde bir elektrik kesintisi nedeniyle bakanlar istifa eder, buna benzer bir olay yaşanmış olsaydı hükümet düşerdi ama bizde ne Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ne de hiçbir yetkili buradan kendisine hiçbir sorumluluk biçmiyor. Onların kendilerine biçmediği sorumluluğu biz kendimize biçiyoruz. Bir öğretmen olarak, bir sendikacı olarak, veli olarak bu sorumluluğu biz üzerimize alıyoruz. Biz bir öz eleştiri veriyoruz topluma: Bu şiddet nasıl yayıldı, nasıl gelişti, nasıl göremedik, nasıl önleyemedik? Biz bunu kendimize soruyoruz ve sormaya da devam edeceğiz ama sizlere de soracağız. Yitirilen canlar yüreğimizi yaktı ama belli ki senin yüreğini yakmamış.'
'Söz konusu yavrularımız ve bu ülkenin eğitim emekçileri olduğunda 'kaynak yok' deniyor'
KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz ise sözlerine 'Yaşamını yitiren minik yavrularımıza, öğrencilerimize, öğretmenimize rahmet; yaralı öğretmen ve öğrenci yavrularımıza şifalar diliyorum' diyerek başladı. Karagöz, 'Bugün burada eğitimde bir başarıyı hep birlikte paylaşma imkanımız da olabilirdi ancak ülkede yaşanan gelişmeler ne yazık ki bu tür acılarda bizleri birleştiriyor. Toplumsal olarak birçok konuda ciddi anlamda eşitsizlikler yaşıyoruz. Hem sınıfsal hem toplumsal eşitsizlikler; aynı zamanda bu ülkenin halkları derin bir yoksulluk da yaşıyor. Gençlerimizin içine itildiği güvencesizlik ve belirsizlik süreci ülkede ve toplumda şiddeti adeta tırmandırıyor. Sayın Cumhurbaşkanı katıldığı bütün televizyon programlarında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin dünyanın 16. en büyük ekonomisi olduğunu vurguluyor, aynen katılıyorum. Ama okullarımızın içerisinde bulunduğu ruh hâlini de hep birlikte görüyoruz. Söz konusu kendi siyasal ideolojik ihtiyaçları olduğunda her türlü kaynağı bulup her türlü önlem alınırken, söz konusu yavrularımız ve bu ülkenin eğitim emekçileri olduğunda 'kaynak yok' deniyor. Kaynak var ancak bu ülkeyi yönetenlerde ar ve utanma yok.' diye konuştu.
'Onda istifa edecek karakter de yok, cesaret de yok'
CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç ise Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'i şu sözlerle eleştirdi:
'Farklı illerden gelen sevgili öğretmenlerimiz, keşke bu sebeple gelmeseydiniz, başka bir sebeple gelseydiniz; öğretmenlerin hakları için, kamu görevlilerinin hakları için gelseydiniz ama bu sebep için gelmeseydiniz. Depremden sonra yaşadığımız en büyük acıyı yaşıyoruz. 9 canımızı toprağa dün verdik. 10 yaşında, 11 yaşında çocuklar: Anne babalar sabah uyandı, çocuklarını öpe koklaya okula gönderdi ama maalesef cansız bedenini aldı. 2 gün sustuk ama artık susmanın vakti değil. Bu saatten sonra bunlara dünyayı dar etmenin vakti. Böyle bir şey olur mu? 'İstifa, istifa' diye slogan atıyoruz ama onda istifa edecek karakter de yok, cesaret de yok. Okullarla ilgilenmeyi bırakmış, laiklikle ilgileniyor, Atatürk'le uğraşıyor, başka işlerle uğraşıyor ama okullar onun umurunda değil, çocuklar umurunda değil. Okulların fiziki yapısından öğretmenlerin sorunlarına, öğrencilerin dertlerinden velilerin dertlerine kadar hiçbiriyle ilgilenmiyor. İşi gücü müfredatı değiştirmek.'
''Ateş düştüğü yeri yakar' diyorlar; burada düşen ateş 86 milyonun yüreğine düştü'
KESK ve Eğitim Sen'in ardından Birleşik Kamu İş ve Eğitim-İş üyeleri okulun önüne gelerek açıklama yaptı. 'Burada olmamızın sebebi, 24 yıldır ülkeyi liyakatsiz kadrolarla yönetmeye çalışan iktidarın ta kendisidir' diyen Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım da şunları kaydetti:





