(İZMİR)- Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubeler Platformu, okullarda yaşanan silahlı saldırılara tepki göstermek amacıyla İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde eylem gerçekleştirdi.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta okullarda meydana gelen silahlı saldırıların ardından 16-17 Nisan tarihlerinde iş bırakma kararı alan KESK üyeleri, eylemlerinin ikinci gününde de İzmir'de alanlardaydı. Konak Metro'da bir araya gelen grup, buradan İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü önüne yürüdü.
Müdürlük binası önünde açıklama yapan Platform Dönem Sözcüsü Hamdi Çalık, şunları söyledi:
'Okullarımızda, art arda yaşanan saldırılarda öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin hayatlarını kaybetmeleri ve pek çoğunun da yaralanması nedeniyle 15 Nisan tarihinden bu yana iş bırakarak alanlara çıkıyoruz. Günlerdir eğitimde yaşanan sorunları, sorunların kaynaklarını konuşuyoruz, çözüm önerilerimizi dile getiriyoruz. Eğitim emekçilerinin, öğrencilerin, velilerin taleplerine vurgu yapıyoruz. Yaşadığımız olaylar münferit değildir. Yıllardır sürdürülen yanlış politikaların sonucudur. Sebepler ortadan kalkmadıkça, sonuç değişmez.
Yokluk, yoksulluk, eşitsizlik, adaletsizlik ortadan kalkmadıkça, umutsuzluğu, güvencesizliği ortadan kaldırmadıkça sorunlar çözülemez. Siyasi kayırmacılık, yandaş kayırmacılığı ve liyakatsizlik devam ettiği sürece sorunlar çözülemez. Çocukların okullara aç susuz geldiği gerçeği ortada dururken, kendi çevrenizin, ailenizin, yakınlarınızın, çocuklarınızın lüks içinde sürdürdüğünüz hayatı gizlemek için halkın dinsel inançlarını istismar etme yoluna gidilerek sorunlar çözülemez. Sokaklarda, üniversitelerde öğrencilere saldıran çetelerin işlediği suçları, ucu sizlere dokunmadığı için görmezden gelerek sorunları çözemezsiniz.
Bu sabah, aylardır haklarını almak için mücadele eden Temel Conta işçilerinin 'sükûneti bozma' gerekçesiyle gözaltına alındıklarını öğrenmiş bulunuyoruz. Hakkını arayanlardan huzuru bozulanlara sesleniyoruz: Öğrencilere palalarla saldıranlardan huzurunuz neden bozulmuyor?
Bu gün 17 Nisan. Köy Enstitülerinin kuruluşunun 86. yıl dönümüdür. Ne yazık ki Köy Enstitüleri, köylerimizdeki uyanıştan, aydınlanmadan korkan karanlık güçler tarafından 1946 yılından başlayarak kapatıldı. Köy çocukları, Fakir Baykurtları, Talip Apaydınları çıkaran köy Enstitülerinin yerine 12 Eylül askeri darbesiyle önleri tamamen açılan tarikat ve cemaatlerin etki alanına bırakıldı.
Geldik bu günlere...Ve laik bilimsel eğitimi ortadan kaldırmakla kendini görevli sayan, tarikat ve cemaatlerin okullarda yuvalanmasının savunuculuğunu yapan, okullar arasında, öğrenciler arasında, öğretmenler arasında eşitsizliği derinleştiren, kutuplaşma yaratan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in yarattığı sorunları İçişleri Bakanlığı'na, polislere havale ederek de sorunlar çözülemeyecektir.
Görülüyor ki, okullarımızda yaşanan şiddet can almaya devam ederken, başta Milli Eğitim Bakanı olmak üzere sorumluluğu olan hiç kimsenin, istifa ederek sorunların çözümü için yolu açmak gibi bir niyetleri bulunmamaktadır.
Okullarda öğrencilerin bir öğün yemek temiz su ihtiyaçlarının karşılanması için dile getirilen talepler duymazlıktan gelinmektedir. MESEM'lerde yaşanan çocuk köleliği ve çocuk cinayetlerine son vermek için adım atmak yerine çocuk işçiliği ortaokullara kadar yaygınlaştırılmaktadır. Okulların nitelikli okul, niteliksiz okul diye ayrıştırılması devam etmekte, çocuklar arasında derin uçurumları, eşitsizlikleri giderecek adımlar atılmamaktadır.
Ama artık yeter! Kararlıyız. Eşitlik için, adalet için, özgürlük için mücadele etmeye kararlıyız. Eğitimde, sağlıkta şiddet üreten koşulları değiştirmeye, sokakta, okulda ülkemizin her yerinde eşit ögür koşullarda barış içinde bir arada yaşayan toplumu birlikte inşa etmeye kararlıyız.'