(ANKARA) - KESK Ankara Şubeler Platformu, NATO Zirvesi gerekçesiyle Ankara'da alınan güvenlik önlemleri ile gözaltı ve tutuklamalara tepki gösterdi. 20 Haziran'dan bu yana 548 kişinin gözaltına alındığı belirtilen açıklamada, NATO'nun savaş ve yoksulluğu büyüttüğü savunuldu. KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Kocak ise NATO'nun hiçbir ülkeye barış getirmediğini belirterek, savunma harcamalarının artırılmasının faturasının emekçilere çıkarılacağını söyledi.

Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu  (KESK) yöneticileri ve üyeleri, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde ve sonrasında Ankara'da alınan güvenlik önlemleri ile gözaltı ve tutuklamalara tepki göstermek amacıyla sendikanın Selanik Caddesi'nde bulunan genel merkezi önünde açıklama yaptı. Basın açıklamasını KESK Ankara Şubeler Platformu dönem sözcüsü Tülay Yıldırım okudu.

İBB davasında 64. gün: Keleş'in avukatı Baran Kaya: 'Her eylem için yaklaşık 3 dakika verdiniz. Savunma hakkımız ihlal edildi'
İBB davasında 64. gün: Keleş'in avukatı Baran Kaya: 'Her eylem için yaklaşık 3 dakika verdiniz. Savunma hakkımız ihlal edildi'
İçeriği Görüntüle

Eylemde, 'NATO defol, bu memleket bizim' , 'Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz', 'Barbarlık yenilecek, direnen halklar kazanacak' , 'Katil ABD, İş birlikçi AKP', 'NATO'dan çıkılsın, üsler kapatılsın', 'AKP'den hesabı emekçiler soracak', 'Katil NATO, Türkiye'den defol' sloganları atıldı.

'548 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI'

Yıldırım, NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yasaklandığını, bildiri dağıtımından pankart asılmasına kadar temel demokratik hakların hedef alındığını savundu. Yolların kapatıldığını, kamu emekçilerine idari izin verildiğini, zirve güzergahındaki şantiyelerin durdurulduğunu ve çevre illerden getirilen 56 bin polisle Ankara'nın adeta kuşatma altına alındığını öne süren Yıldırım, '20 Haziran'dan bugüne zirve gerekçesiyle düzenlenen operasyonlar ve protesto gösterilerine müdahalelerde 548 kişi gözaltına alındı' dedi.

'NATO'YU ELEŞTİRMEK SUÇ

NATO'nun kuruluşundan bu yana halkların barış ve özgürlük taleplerinin değil, emperyalist çıkarların ve askeri müdahalelerin aracı olduğunu savunan Yıldırım, Ankara'da düzenlenen zirvenin emekçilere, gençlere, sendikalara ve demokratik kitle örgütlerine yönelik baskıların gerekçesi haline getirildiğini ileri sürdü. 'Barış istemek suç değildir. NATO'yu eleştirmek suç değildir. Emperyalizme karşı çıkmak suç değildir' diyen Yıldırım, NATO'nun savaş politikalarının yoksulluğu, güvencesizliği ve eşitsizliği derinleştirdiğini, eğitime, sağlığa ve sosyal hizmetlere ayrılması gereken kaynakların silahlanmaya aktarıldığını ifade etti.

Yıldırım, mevcut iktidarın Türkiye'yi küresel sömürü mekanizmasının 'ileri karakolu' haline getirmek istediğini iddia ederek, 'NATO emekçiler açısından yıkım, savaş ve ölüm anlamına gelmektedir. Emperyalizmin kurşun askeri olmak için milyarlar harcayan AKP'ye, emperyalizme ve iş birlikçilerine yanıtımız nettir; NATO topraklarımızdan defol' ifadelerini kullandı.

Lahey'de düzenlenen 2025 NATO Zirvesi'nde müttefik ülkelerin 2035 yılına kadar gayrisafi milli hasılalarının yüzde 5'ini savunmaya ayırma taahhüdünde bulunduğunu hatırlatan Yıldırım, bunun daha fazla silahlanma anlamına geldiğini savundu. Savaş ekonomisinin halkın refahını büyütmeyeceğini belirten Yıldırım, silahlara ayrılan her kaynağın okuldan, hastaneden, kreşten ve kamusal yatırımlardan eksildiğini söyledi.

Yıldırım, 'Türkiye bir savaş örgütü olan NATO'dan derhal çıkmalıdır. Ülkemizdeki NATO üsleri kapatılmalıdır. Gözaltındakiler ve tutuklular serbest bırakılmalıdır' çağrısında bulundu.

'NATO GİRDİĞİ ÜLKELERİN HANGİSİNE BARIŞ GETİRMİŞ'

Basın açıklamasının ardından konuşan KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Kocak da NATO'nun bugüne kadar hiçbir ülkeye barış ya da refah getirmediğini savunarak, 'İktidara soruyoruz: NATO'nun şimdiye kadar girdiği ülkelerin hangisine barış getirmiş, hangisine refah getirmiş, hangisinde halklar arasında kardeşliği ve eşitliği örgütlemiştir? Her birinde gerçeğin ne olduğunu bütün dünya gözlerinin önünde gördü' dedi.

NATO Zirvesi'nin temel gündemlerinden birinin askeri harcamaları artırmak olduğunu söyleyen Kocak, NATO bütçesinin gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 2,5'inden yüzde 5'ine çıkarılmasının hedeflendiğini belirtti. Bu artışın maliyetini iktidara soran Kocak, 'Bu bütçeyi nereden kısarak vereceksiniz NATO'ya? Emeklilerden mi, açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edilen işçilerden mi, kamusal hizmetlerden mi, kamu emekçilerinin bütçelerinden mi' diye konuştu.

Kaynakların emekçilerden ve kamusal hizmetlerden kesileceğini ileri süren Kocak, bunun yoksulluğu daha da derinleştireceğini savundu. Kocak, 'Biz biliyoruz ki çiftçisiyle, köylüsüyle, işçisiyle, kamu emekçisiyle hepimizin geleceğinden kısılacak. Gelecek bizim açımızdan çok daha karanlık ve yoksulluğu getiren bir yerde görülüyor. Tam da bu noktada bu gerçeği bilen sendikacılar, siyasi parti temsilcileri, gençler, öğrenciler, işçiler, gazeteciler ve avukatlar sistemin hedefine oturmuş durumda' dedi.

Kaynak: ANKA