(ANTALYA) - Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ayasofya'nın, güvenliğini ve özgün dokusunu koruyacak son derece hassas bir mühendislik çalışması yürüttüklerini belirterek, 'Yer altında da kapsamlı çalışmalarımız var. Burada tarihi tüneller, su kanalları, mahzenler ve farklı amaçlarla kullanılmış mekanlar bulunuyor. Bu alanların temizliği, belgelenmesi ve korunması sürüyor. Şu ana kadar yaklaşık 3 bin ton çamur ve moloz çıkarıldı. Ayasofya'nın bugün görülemeyen tarihi katmanlarının da tanınmasına imkan sağlayacağız' dedi.

Bakan Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bu yıl 4. düzenlenen ve dün başlayan Antalya Kültür Yolu Festivali kapsamında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Türkiye'nin 2026 yılına çok iyi bir başlangıç yaptığını ancak şubat ayının sonunda Körfez bölgesinde başlayan savaşın, turizm hareketliliğini de etkilediğini söyleyen Bakan Ersoy, enerji fiyatlarındaki artışın da özellikle hava yolu ulaşımının maliyetlerini yükselttiğini belirtti.

Ersoy, 'Geçmişte de bölgemizde krizler vardı, bugün de var. Gelecekte de benzer gelişmelerle karşılaşabileceğimizin farkındayız. Biz bu gerçekliği görerek 2018 yılında turizm stratejimizde önemli bir değişikliğe gittik. 2019 yılında Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansını kurduk. Bugün dünyanın dört bir yanında yoğun ve kesintisiz tanıtım kampanyaları yürütüyoruz' diye konuştu.

Bakan Ersoy, bu çalışmalar sayesinde hem turizm ürünlerini çeşitlendirdiklerini hem de kaynak pazarlarını genişlettiklerini anlattı. 

'TÜRK DİZİLERİ ÇOK POPÜLER' 

Türkiye'nin üçüncü çeyrekte turizm gelirinin, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5 artarak, 25 milyar 526 milyon dolara ulaştığını, bu yıl dokuz aylık turizm gelirinin ise yüzde 2,4 artışla 51 milyar 278 milyon dolar olduğunu bildiren Ersoy, şunları kaydetti:

'Türkiye'nin yeniden Formula 1 takvimine alınması, NATO Zirvesi'ne başarıyla ev sahipliği yapması ve Antalya'nın COP31 için seçilmesi de ülkemize duyulan güveni güçlendirdi. Türkiye'nin büyük uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek kapasitesini gösterdik. Kültür ve sanat etkinlikleriyle de bu süreci destekledik; bunların yurt dışındaki tanıtımlarını gerçekleştirdik. Dijital tanıtımda önemli sonuçlar elde ettik. Bu yıl dijital kampanyalarımızla 74 ülkede 7,1 milyar gösterime ulaştık. Mini diziler de yeni tanıtım stratejimizin önemli bir parçası oldu. Biliyorsunuz, Türk dizileri ve sanatçılarımız uluslararası pazarlarda çok popüler. Biz de sanatçılarımızın güçlü olduğu pazarlara yönelik, onların yer aldığı mini diziler hazırlamaya başladık. Yaklaşık ikişer dakikalık bölümlerden oluşan serilerle destinasyonlarımızı hikayenin içinde anlatıyoruz. 2025 ve 2026 yıllarında yayımlanan on mini dizimiz toplam 10,5 milyar gösterime ulaştı. Bu sonuç beklentilerimizin çok üzerinde.'

Bakan Mehmet Nuri Ersoy, bölgedeki savaşların ziyaretçi hareketliliğini de etkilediğini, yılın başındaki göstergelerin daha güçlü bir büyümeye işaret ettiğini belirterek, 'Savaşın ilk döneminde ciddi rezervasyon iptalleriyle karşılaştık. Ancak hızla yeni kampanyalar başlattık ve bu iptallerin büyük bölümünü yeni rezervasyonlarla telafi ettik' dedi.

KÜLTÜR VARLIKLARININ İADESİ 

Kültür varlıklarının iadesinin gerçekten zor ve çok boyutlu bir çalışma gerektirdiğini söyleyen Ersoy, Türkiye'nin yurt dışına kaçırılan kültür varlıklarının iadesi için kurumsal kapasitesini güçlendirdiğini, uluslararası işbirliklerini artırdıklarını, bu kapsamda anlaşma yapılan ülke sayısının 14'e yükseldiğini bildirdi.

Bakan Ersoy, 'Şu anda üzerinde çalıştığımız çok sayıda operasyon var. Ancak bunların ayrıntılarını açıklayamam. Çünkü devam eden bir operasyon hakkında bilgi verirseniz süreci riske atabilirsiniz. Bu hafta Amerika Birleşik Devletleri'nden yeni eserlerimiz geldi. Bunun açıklamasını da yapacağız. ABD, İsviçre, Japonya, Özbekistan, Yunanistan, Danimarka ve Çin gibi çok sayıda ülkeyle çalışmalarımız devam ediyor. Bizim için bir eserin kaçırılmasının üzerinden kaç yıl geçtiği, o eserin peşini bırakmak için bir gerekçe değil. Kültür varlıklarımızın izini sürmeye ve onları doğdukları topraklarla buluşturmaya devam edeceğiz' ifadelerini kullandı. 

Diyarbakır Cezaevi'nin müze ve kültür alanına dönüştürülmesi projesine ilişkin de bilgi veren Ersoy, projenin son aşamaya geldiğini, çalışmaları yıl sonuna kadar tamamlamayı hedeflediklerini kaydetti. Ersoy, '47 dönümlük alanda yürüttüğümüz projede, 18 bin 500 metrekarelik bölüm hafıza müzesi ve kütüphane olarak değerlendirilecek. Beş bloktan oluşan kompleksin ilk üç bloğunda hafıza müzesi ve çok amaçlı sergi salonları, diğer iki bloğunda ise kütüphaneler yer alacak. İstiyoruz ki geçmişte acı olayların yaşandığı bu yapı, hafızasını korurken gençlerimizin bilimle, bilgiyle, kültürle ve sanatla buluştuğu bir yer olsun' şeklinde konuştu.

AYASOFYA'NIN YER ALTINDAKİ TARİHİ MEKANLARI 

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ayasofya'da Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı restorasyon, konservasyon ve güçlendirme çalışmalarını yürüttüklerini bildirerek, şunları söyledi:

'Bilim kurulundaki hocalarımız, bu çalışmaların Mimar Sinan döneminden sonraki en kapsamlı müdahalelerden biri olduğunu ifade ediyor. Daha önce müdahale edilmemiş veya müdahalenin çok güç olduğu bölümlerde de çalışıyoruz. Özellikle kubbe ve taşıyıcı sistemlerle ilgili önemli güçlendirme faaliyetleri yürütülüyor. Ayasofya çok değerli bir kültür mirası olduğu için attığımız her adım bilimsel incelemelerden geçiyor.

Ana kubbedeki çalışmalarımız sürerken, mihrap ve minberin bulunduğu doğu bölümünün üzerindeki yarım kubbede de yeni bir aşamaya geçtik. Yapılan modelleme ve statik analizler, bu bölümün güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu. 

Yapısal müdahalelerin ve mozaik, kalem işi ile mermer yüzeylerdeki koruma çalışmalarının güvenle yürütülebilmesi için doğu yarım kubbeye erişim sağlayacak çelik çalışma platformunun kurulum sürecini başlattık. Özgün mihrap ve minber başta olmak üzere tarihî mimari unsurları koruma altına alıyoruz. İbadet ve ziyaret düzeninin devamı için gerekli geçici düzenlemeleri de çalışmalarla birlikte planlıyoruz. Ayasofya'yı ibadete ve ziyarete açık tutarken yapının güvenliğini ve özgün dokusunu koruyacak son derece hassas bir mühendislik çalışması yürütüyoruz. 

Yer altında da kapsamlı çalışmalarımız var. Burada tarihi tüneller, su kanalları, mahzenler ve farklı amaçlarla kullanılmış mekanlar bulunuyor. Bu alanların temizliği, belgelenmesi ve korunması sürüyor. Şu ana kadar yaklaşık 3 bin ton çamur ve moloz çıkarıldı. Böylece daha önce erişilemeyen alanların incelenmesi mümkün hale geldi. Bazı bölümlerde ilerledikçe yeni mekanlara ulaşıyoruz. Bu yapılar, İstanbul'un tarihî su yönetimi ve altyapısı hakkında da önemli bilgiler veriyor. Yağmur sularının tahliyesi ve su dağıtımı gibi işlevlere sahip yer altı sistemlerini araştırıyoruz. Bazı bölümler insanların geçebileceği büyüklükte. Ancak bütün alanların işlevlerini ve tarihsel bağlantılarını henüz ortaya koymuş değiliz. Araştırmalarımız devam ediyor. Kuzeydoğu bölümündeki dört odalı yer altı mezarında, yani hipojede yürütülen çalışmalar da Ayasofya'dan daha eski dönemlere uzanan izleri anlamamıza katkı sağlıyor. Ayasofya'nın yer altı, en az üst yapısı kadar ilginç. Yakın bir tarihte bu alanları öncelikle basın mensuplarımıza tanıtmak, sizlere çalışmalarımızı yerinde göstermek istiyoruz. Ardından gerekli koruma, güvenlik ve ziyaretçi altyapısı çalışmaları tamamlanan uygun bölümleri halkımızla buluşturmayı hedefliyoruz. Hangi alanların ziyarete açılabileceğini bilimsel incelemeler ve güvenlik koşulları belirleyecek. Böylece Ayasofya'nın bugün görülemeyen tarihi katmanlarının da tanınmasına imkan sağlayacağız. Fatih'in emanetini, kubbesinden yer altındaki yapılarına kadar bütüncül bir yaklaşımla koruyoruz.'

TÜKODER'den EPDK'nın elektrik tarifesi kararına tepki: 6,5 milyon hane daha yüksek fatura riskiyle karşı karşıya
TÜKODER'den EPDK'nın elektrik tarifesi kararına tepki: 6,5 milyon hane daha yüksek fatura riskiyle karşı karşıya
İçeriği Görüntüle

'LÜTFİ KIRDAR'IN BAKANLIĞA DEVRİ GERÇEKLEŞECEK'

Bakan Ersoy, uluslararası kongreleri ve büyük ölçekli organizasyonları Türkiye'ye kazandırmak için teklif hazırlayacak, pazarlama ve organizasyon süreçlerini yürütecek profesyonel bir yapı oluşturacaklarını, personel istihdamının da başladığını belirtti. Ersoy, 'İstanbul'da Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nin Bakanlığımıza devri gerçekleşecek. Bununla ilgili hukuki süreçte davayı kazandık. Devir işlemlerinin tamamlanmasının ardından gerekli yatırımları yaparak merkezi değerlendireceğiz' dedi.

Antalya'da, COP31 kapsamında hazırlanan alanların önemli bir fırsat sunduğunu ifade eden Ersoy, 'Organizasyonun ardından Antalya EXPO alanında Türkiye'nin en büyük ve en önemli fuar, kongre ve etkinlik merkezlerinden birini hayata geçirmeyi hedefliyoruz. COP31 tamamlandıktan sonraki süreçte, ilgili alanların aşamalı olarak Bakanlığımıza devredilmesi planlanıyor. Böylece Antalya'da büyük ölçekli uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek güçlü bir kongre altyapısına sahip olacağız' diye konuştu.

'FORMULA 1'İ PİSTTEN ÇIKARIP BÜTÜN İSTANBUL'A YAYACAĞIZ'

Formula 1 organizasyonunu yalnızca hafta sonu yarışıyla sınırlı görmediklerini belirten Bakan Ersoy, İstanbul'un kültür, sanat ve eğlence hayatıyla bütünleştirerek geniş kapsamlı bir festivale dönüştürmeyi hedeflediklerini anlattı. Ersoy, şunları kaydetti: 

'Formula 1'i pistten çıkarıp bütün İstanbul'a yayacağız. Stratejimizi üç döneme ayırdık: Formula 1 öncesi, Formula 1 sırası ve Formula 1 sonrası. Formula 1 için Türkiye'ye gelecek ziyaretçinin seyahat süresini uzatmak istiyoruz. Örneğin bir ziyaretçi yarış öncesinde Ege'de tatil yapabilir, ardından İstanbul'a gelerek Formula 1'i izleyebilir. Başka bir ziyaretçi ise önce İstanbul'a gelip yarışı takip ettikten sonra Antalya'da tatiline devam edebilir. Bu farklı seyahat seçeneklerini bir araya getirmek için çalışıyoruz.' 

Bakan Ersoy, yeni Antalya Arkeoloji Müzesi'ni 2027 yılında hizmete açmayı hedeflediklerini, şu anda zeminde önemli çalışmaların yürütüldüğünü belirterek, 'Müzenin mimarisi de oldukça etkileyici olacak. Çevresiyle bütünleşen, açık alanları bulunan ve ziyaretçilere bir yaşam alanı sunan müze tasarlıyoruz. İç ve dış sergi alanları, peyzaj düzenlemeleri ve kamusal kullanım alanlarıyla Antalya'nın yeni cazibe merkezlerinden biri olacak' değerlendirmesini yaptı. 

Haydarpaşa ve Sirkeci projelerinin ilk etaplarını da 2027 yılında hizmete açmayı hedeflediklerini anlatan Bakan Nuri Ersoy, restorasyon çalışmaları sırasında zemin ve arkeolojik bulgular nedeniyle proje takviminde değişiklikler yapmak zorunda kaldıklarını anlattı. Ersoy, 'Haydarpaşa ve Sirkeci'yi İstanbul'un kültür ve sanat hayatına önemli katkılar sunacak iki yeni merkez olarak görüyoruz. İlk etapları 2027 yılında açmayı hedefliyoruz. Uygulama takvimini de bilimsel tespitler ve koruma gereklilikleri doğrultusunda ilerletiyoruz' dedi.

 

Kaynak: ANKA