(İZMİR) - Kültürpark Platformu, İzmir'de yıllardır tartışma konusu olan Basmane Çukuru'na ilişkin İzmir Büyükşehir Belediyesi önünde 'İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve meclis üyelerinin; İzmirlinin kent hakkına saygı göstermelerini, yargı süreci sonuçlanana kadar geri dönülmez adımlar atmamalarını, araziyi yeniden kamu mülkiyetine geçirmelerini, çevresi ile olan mekânsal bütünlüğü korumalarını, buna uygun planlanmalarını ve bu kent suçuna son vermelerini istiyoruz' açıklamasını yaptı.
İzmir'de uzun yıllardır gündemde olan Basmane Çukuru ile ilgili tartışmalar sürerken, Kültürpark Platformu üyeleri İzmir Büyükşehir Belediyesi önünde basın açıklaması yaptı. Platform üyeleri, Basmane Çukuru'nun kamusal niteliğinin korunması gerektiğini vurgulayarak İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne yargı süreci sonuçlanana kadar adım atmama çağrısında bulundu.
Platform adına konuşan Sibel Altıneş, Basmane Çukuru'nun hem doğal ve tarihi sit alanı olan Kültürpark'a hem de dünyanın en büyük tarihi açık hava çarşılarından biri olarak kabul edilen Kemeraltı'na komşu olduğunu hatırlattı.
Altıneş, söz konusu alanın İzmir'in tarihsel ve kamusal hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, 'Bu kentin çok değerli iki sit alanı ile mekânsal, tarihsel ve kamusal bir bütünlük içinde olan Basmane Çukuru yüzyıllardır İzmir'in kent hafızasında, Ermeni Hastanesi, Otobüs Terminali ve ESHOT Garajı gibi kamusal amaçlarla kullanılmıştır' dedi.
'1997'de Burhan Özfatura Basmane Çukuru'nu 'kat karşılığı devir' yöntemi ile ihaleye çıkarmış, hatta ihaleyi alan şirkete katlar ortaya çıkmadan, tapunun devredilmesi gibi, hukuk dışı bir uygulama yapmıştır' diyen Altıneş, konuşmasına şu şekilde devam etti:
'2002'de ihaleyi alan ortaklığa ekonomik nedenlerle TMSF el koymuş ve Belediye'nin muhatabı gibi tanımlanmıştır. Aradan geçen 30 yıla yakın sürede çok sayıda dava açılmış ve alan yıllarca çukur olarak kalmıştır. 2022'de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in döneminde açılan son dava hala sürmektedir. Bilirkişiler; ihaleyi alan şirketin yaptığı masrafların kendilerine ödenerek, kamunun malının, yine kamuya dönebileceğini önermişler, dava da 16 Haziran 2026 tarihine ertelenmiştir. Davanın Belediye lehine sonuçlanması beklenirken, 2026'nın Ocak ayı ortalarında İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi süren davadan vazgeçmeyi de içerecek şekilde TMSF ile bir 'niyet' protokolü imzalamak üzere Başkan Tugay'ı yetkilendirmişti.
'Kent suçuna son vermelerini istiyoruz'
O tarihten bu yana Kültürpark Platformu ve İzmirliler hem Başkanın hem de Meclis üyelerinin öncelikle şeffaflıktan uzak, yargı denetimini işlevsiz kılan ve kamu yararını geri plana bırakan anlayışına itiraz ediyor. Kente ilişkin kararların kapalı kapılar ardında alınmaması gerektiğini, meselelerin ortak akıl ile çözülmesine açık olunmasını istiyor. Basmane Arazisinin İzmir halkının ortak mülkiyeti olduğunu, alana ilişkin alınacak her kararın, kent hakkı, kamu yararı ve hukuk devletini doğrudan ilgilendirdiğini anımsatıyor, her Meclis toplantısında onları tarihsel sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyor. Kentin merkezinde ulaşım, altyapı ve yoğunluk baskısının en yüksek olduğu bölgede; kent hakkını gözetmeyip, 84 metre yükseklikte ve 105 bin m² devasa yapıya nasıl onay verebildiklerini, 21 dönümlük arazinin yüzde 70'inden fiilen feragat kararı almalarının, kent suçu işlemek olduğunu söylüyor. İşte bu anlayışla aşağıda bir örneğini paylaşıyor olduğumuz, geçen hafta başlayıp, 5 günde ve sadece 5 noktada açtığımız masalarda iki bini aşkın İzmirlinin imzası toplandı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve meclis üyelerinin; İzmirlinin kent hakkına saygı göstermelerini, yargı süreci sonuçlanana kadar geri dönülmez adımlar atmamalarını, araziyi yeniden kamu mülkiyetine geçirmelerini, çevresi ile olan mekânsal bütünlüğü korumalarını, buna uygun planlanmalarını ve bu kent suçuna son vermelerini istiyoruz.
Biz, Kültürpark ve Basmane Çukuru'ndaki süreçlerin takipçisi olmaya devam ediyor, kentin merkezindeki bu kamusal alanların beton yoğunluğunu artıracak her türlü yapılaşmadan uzak tutularak, kentin iklim krizine karşı direncini artıracak, halkın hiçbir kısıtlama olmaksızın erişebileceği müşterek kamusal alanlar olarak korunmasını talep ediyoruz. Bu kent suçundan geri dönülene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.'
Basın açıklaması sonrasında platform, imzaladıkları dilekçeleri belediyeye teslim etti.



