Haber: Osman BEKAR
(ANKARA) - Maden-İş Genel Başkanı Nurettin Akçul, Türkiye'nin kritik maden ve nadir toprak elementleri potansiyelinin kamu eliyle değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Eskişehir Beylikova'daki rezervlerin tarihi fırsat olduğunu söyledi. Akçul, KİT'lerde çalışan yaklaşık 85 bin işçinin kadro sürecinde kapsam dışında bırakıldığını ifade ederek, taşeron işçilerle ilgili adaletsizliğin giderilmesi çağrısında bulundu.
Türkiye Maden İşçileri Sendikası'nın (Maden-İş) 13. Olağan Genel Kurulu, teşkilat mensupları, delegeler, konfederasyon yöneticilerinin katılımıyla Ankara'da gerçekleştirildi. Genel Kurul'un açılışında konuşan Maden-İş Genel Başkanı Nurettin Akçul, küresel düzeyde kritik mineraller ile hammadde güvenliğinin öne çıktığı bir dönemden geçildiğini belirterek Türkiye'nin madencilik potansiyeline ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Dünyada kritik mineraller yarışının özellikle nadir toprak elementleri odağında tırmandığına işaret eden Akçul, Çin'in ardından dünyanın en büyük ikinci rezervinin Eskişehir Beylikova'da yer aldığını hatırlattı. Söz konusu kaynağın Türkiye için tarihi bir fırsat olduğunu vurgulayan Akçul, şöyle konuştu:
'Yenilenebilir enerjiden uzay teknolojilerine kadar geleceğin tüm kritik sektörleri bu elementlere ihtiyaç duymaktadır. Ülkemizde bulunan bu büyük potansiyel, milletimiz adına tarihi bir fırsattır. Bizim anlayışımız nettir, bu kaynaklar milli ve yerli politikalar doğrultusunda kamu işletmeciliği yoluyla ekonomimize kazandırılmalıdır. Stratejik madenlerimiz yabancı sektörlerin eline bırakılmadan, bu alandaki karar da üretim de Türkiye'nin olmalıdır.'
Çalışma hayatının çözüm bekleyen kronik sorunlarını da gündeme getiren Akçul, taşerondan kadroya geçiş sürecinde Kamu İktisadi Teşebbüsleri'nde (KİT) çalışan yaklaşık 85 bin emekçinin kapsam dışı bırakıldığını belirtti. Bu durumun bir adalet ve eşitlik sorunu olduğunu vurgulayan Akçul, şu ifadeleri kullandı:
'Taşeron işçilerinin yüzde 90'ına verilen bir hak, yüzde 10'luk kısımdaki KİT çalışanından esirgendi. KİT çalışanlarına reva görülen bu adil olmayan anlayışı şiddetle kınıyor, bu haksızlığın ivedilikle giderilmesini talep ediyoruz. Yıllardır ertelenen bu mağduriyet artık sona erdirilmelidir.'
Sendikal örgütlenmenin önündeki hukuki engellerin çalışma barışını zedelediğini söyleyen Akçul, çoğunluk tespiti yapılmasına rağmen işveren itirazları nedeniyle toplu iş sözleşmesi (TİS) yetki süreçlerinin yıllarca süren davalara takıldığını dile getirdi. Davalar sonuçlanana kadar örgütlü yapının dağılma noktasına geldiğine dikkat çeken Akçul, itirazların kısa sürede karara bağlandığı yeni ve etkin bir mekanizmanın kurulması gerektiğini savundu.




