Haber: Erva GÜN

(ANKARA) - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), politika faizini yüzde 37'de sabit tutarak bu yıl beşinci kez değişikliğe gitmedi. Kararı değerlendiren ekonomist İris Cibre, yüksek faiz ve likidite fazlasının etkilerine dikkati çekerek, 'Aslında enflasyonla savaşmak yerine, tam tersine enflasyonu beslemeye başlar bir noktaya geliyorsunuz. Doğru zamanda güçlü indirimler yapılmış olsaydı hem savaş döneminde faizi artırabilecek yeri olurdu hem de reel sektör artık bu noktaya gelmezdi' dedi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), Başkan Fatih Karahan başkanlığında gerçekleştirdiği toplantıda politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit bıraktı. Böylece Merkez Bankası, bu yıl gerçekleştirdiği beşinci Para Politikası Kurulu toplantısında da politika faizinde değişikliğe gitmedi. 

Merkez Bankası, 22 Ocak'taki yılın ilk faiz kararında politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 37'ye çekmiş, mart ve nisan ve haziran aylarındaki Kurul toplantılarında da aynı seviyeyi korumuştu.

Geçtiğimiz yıl Merkez Bankası, Mart 2025'te politika faizini 250 baz puan indirerek yüzde 42,5'e düşürmüş, nisanda ise 350 baz puan artırarak yüzde 46'ya yükseltmişti. 24 Temmuz'da faiz 300 baz puan indirilerek yüzde 43'e çekilmiş, böylece İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da tutuklandığı İBB odaklı soruşturmaların ardından ilk kez faiz indirimi yapılmıştı. Ayrıca, geçen yıl ise politika faizi 11 Eylül'de 250 baz puan, ekim ayında da 100 baz puan daha indirilerek yüzde 39,50 seviyesine çekilmişti. 2025 yılının son faiz kararında ise 150 baz puanlık indirimle politika faizi yüzde 38'e gerilemişti.

'ENFLASYONDAKİ KATILIK FAİZ İNDİRİMİNE İZİN VERMİYOR'

Kurul'un politika faizi kararının ardından ANKA Haber Ajansı'na değerlendirmelerde bulunan ekonomist İris Cibre, politika faizinin beşinci kez yüzde 37'de bırakılmasının iki temel nedeni bulunduğunu söyledi. Bunlardan ilkinin küresel gelişmeler nedeniyle enerji fiyatlarında yeniden başlayan yükseliş olduğunu belirten Cibre, ikinci nedenin ise enflasyondaki katı görünüm olduğunu ifade etti. Merkez Bankası'nın aylık enflasyon eğiliminde sınırlı iyileşmeye işaret etmesine rağmen üç aylık ortalama göstergelerin bozulduğunu dile getiren Cibre, '2,2'nin üzerine de eğilim yerleşmiş durumda. Dolayısıyla enflasyona odaklı bakıldığında faiz indirmek teknik olarak mümkün görünmüyor' dedi.

'YÜKSEK FAİZ ARTIK REEL SEKTÖRÜ ZORLUYOR'

Mevcut para politikasının artık ekonominin üretim tarafında ciddi sorunlara yol açmaya başladığını savunan Cibre, özellikle sanayi ve ticaret kesiminin finansmana erişimde zorlandığını söyledi.  

Takipteki kredi oranlarının görünenin üzerinde olabileceğini belirten Cibre, 'Bankalar bu kredilerin bir kısmını sattığı ya da uzlaşmaya gittiği için oranlar olduğundan daha düşük görünüyor olabilir ama altta yatan yükselişin daha güçlü olduğunu düşünüyorum. Diğer yanda ücretli kesim de emekli kesim de enflasyon beklendiği gibi yavaşlamadığı için çok ciddi zorluk yaşıyor' diye konuştu.

'MERKEZ BANKASI ASLINDA İLK FIRSATTA FAİZİ İNDİRMEK İSTEDİĞİNİ SÖYLÜYOR'

İris Cibre, PPK metninde gelecek döneme ilişkin önemli mesajlar bulunduğunu aktararak, Merkez Bankası'nın uygun koşullar oluşması halinde faiz indirimine hazır olduğunun görüldüğünü söyledi. Karar metnindeki değerlendirmeye değinen Cibre, 'Aslında PPK metninde Merkez Bankası ilk fırsatta faiz indirimine gidebileceğini ima eden noktalara değinmiş. Talepteki yavaşlamaya vurgu yapmış. Temmuz ayında ana eğilimin geçici olarak yükseleceğini özellikle vurgulamış. Aslında 'Ben indirmeye hazırım, sadece savaş bitsin, petrol fiyatları sakinleşsin, bunu bekliyorum' diyor' ifadelerini kullandı.

'YÜKSEK FAİZ ENFLASYONU DÜŞÜRMEK YERİNE BESLEMEYE BAŞLAYABİLİR'

Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadelede talep tarafına odaklandığını söyleyen Cibre, şu değerlendirmeyi yaptı:

'Merkez Bankası enflasyonun ana kaynağını talep olarak görüyor ve talepteki yavaşlamayla dezenflasyon olacağını düşünüyor. Oysa uzun zamandır enflasyonda ana etken kur artışı. Bunun yanında ticari kredilerin maliyeti 60'lar, 70'ler seviyesinde. Finansman maliyetleri mutlaka fiyatlara yansıyacaktır. Tarım politikalarındaki eksiklik nedeniyle gıda fiyatlarında da ciddi bir yapışkanlık var. Dolayısıyla aslında enflasyonla savaşmak yerine tam tersine enflasyonu beslemeye başlar bir noktaya geliyorsunuz.' 

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu bankalardan 'vicdan' istedi
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu bankalardan 'vicdan' istedi
İçeriği Görüntüle

'LİKİDİTE FAZLASI DA ENFLASYONU BESLEYEN GÖRÜNMEYEN BİR KANAL'

Haziran ayından bu yana carry trade girişlerinin güçlendiğini belirten Cibre, Merkez Bankası'nın daha önce sattığı rezervlerin önemli bölümünü yeniden topladığını söyledi. Bunun piyasada önemli bir likidite fazlası oluşturduğunu ifade eden Cibre, para piyasası fonlarının dolaylı olarak Merkez Bankası tarafından fonlanmasının da enflasyon üzerinde etkili olduğunu savundu. Cibre, şöyle devam etti:

'Merkez Bankası sattığı rezervlerin çok büyük kısmını geri topladı. Şu anda piyasadaki likidite fazlası 1 trilyon TL'nin üzerine çıktı. Para piyasası fonlarında 3,3 trilyon TL para var. Bunun çok büyük kısmı ters repoda değerlendiriliyor. Bu da Merkez Bankası'nın dolaylı olarak bu parayı fonlaması anlamına geliyor. Bu görünmeyen ama enflasyonu besleyen bir başka kanal. Ben 2024 Eylül'den beri faizlerin daha hızlı indirilmesi gerektiğini ve bunun bir süre sonra enflasyonu besleyeceği iddiasındaydım. Şu anda bulunduğumuz noktada buna geldiğimizi görüyorum. Eğer doğru zamanda indirim yapılmış olsaydı hem savaş döneminde yeniden faiz artıracak alan olurdu hem de reel sektör bu noktaya gelmezdi. Sanayinin yurt içi hasıladaki payı yüzde 20'lerden yüzde 15'lere kadar geriledi. Bu da uzun vadede enflasyonun kalıcı olarak yavaşlamasını engelleyebilecek yapısal bir değişim.'

'KREDİ VE MEVDUAT FAİZLERİNDE DÜŞÜŞ BEKLEMİYORUM'

Faiz kararının bankacılık sektörüne kısa vadeli etkilerini de değerlendiren Cibre, kredi ve mevduat faizlerinde aşağı yönlü bir hareket beklemediğini, bunun temel nedeninin Merkez Bankası'nın haftalık repo ihalelerine henüz başlamamış olması olduğunu belirtti.

Cibre, 'Aşağı yönlü bir etki beklemiyorum. Normalde likidite fazlası kredi ve mevduat faizlerini aşağı çeker. Ancak Merkez Bankası haftalık repo ihalelerine başlamadığı için bu geçişkenlik oluşmuyor. Gecelik faizleri de yüzde 40 seviyesinde tutmaya devam ettiği için kredi ve mevduat faizlerinde aşağı yönlü bir hareket görmüyorum' dedi.

 

Kaynak: ANKA