Haber: Melis YILDIRIM

(ANKARA) - Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından NATO Balistik Füze Savunması'na ilişkin gazetecilere yapılan bilgilendirmede, 'Günümüzde balistik füzelerin yaygınlaşması NATO için önemli bir güvenlik meselesi haline gelmiştir. Bu nedenle NATO, müttefik ülkelerin katkılarıyla çok katmanlı ve entegre bir balistik füze savunma sistemi geliştirmiştir. Radarlar, önleyici sistemler ve gelişmiş komuta-kontrol altyapısı sayesinde NATO, Avrupa'daki nüfusunu, topraklarını ve kuvvetlerini balistik füze tehdidine karşı korumayı amaçlamaktadır' ifadelerine yer verildi. Bilgilendirmede, Türkiye'nin sisteme Malatya Kürecik'te konuşlu erken uyarı radarı ile katkı sunduğu kaydedildi.

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlık Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Basın Bilgilendirme Salonu'nda haftalık basın toplantısı düzenledi. Toplantının ardından MSB, NATO balistik füze savunması hakkında gazetecilere bilgilendirmede bulundu. 

Bilgilendirmede, 'Balistik füzeler son yıllarda uluslararası güvenlik ortamının en önemli tehditlerinden biri haline gelmiştir. NATO'ya komşu birçok ülke balistik füze kabiliyetine sahip olup bu sistemleri geliştirmeye veya tedarik etmeye devam etmektedir. Bu silahların yıkıcı etkisi özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı'nda açık biçimde görülmüştür. Bu nedenle NATO, Avrupa'daki nüfusunu, topraklarını ve kuvvetlerini balistik füze tehditlerine karşı koruyabilmek için kapsamlı bir savunma mimarisi oluşturmuştur' ifadelerine yer verildi. 

'Balistik Füze Savunması, NATO'nun güvenlik mimarisinde önemli bir rol oynar'

NATO Balistik Füze Savunması'nın NATO'nun Entegre Hava ve Füze Savunması (IAMD) sisteminin bir parçası olduğu belirtilerek, tamamen savunma amaçlı olan bu sistemin NATO'nun temel görevlerinden olan caydırıcılık ve savunmayı desteklemeyi hedeflediği kaydedildi. Devamında, 'Balistik Füze Savunması, NATO'nun güvenlik mimarisinde konvansiyonel kuvvetler ve nükleer caydırıcılık ile birlikte önemli bir rol oynar. Ayrıca uzay ve siber alanlardaki kabiliyetlerle desteklenerek İttifakın çok katmanlı savunma yaklaşımının bir parçasını oluşturmaktadır' ifadelerine yer verildi. 

NATO'nun balistik füze savunma sisteminin adım adım geliştirildiği belirtilerek, 2010 Lizbon Zirvesi, 2016 Varşova Zirvesi ve 2024 Washington Zirvesi'nde konuya ilişkin kararlar alındığı ifade edildi. Buna göre, Lizbon Zirvesi'nde balistik füze savunmasının NATO'nun temel görevlerinden biri olan caydırıcılık ve savunmayı desteklemesi için genişletilmesine karar verildi. Varşova Zirvesi'nde NATO Balistik Füze Savunma için İlk Harekat Kabiliyeti (IOC) ilan edildi ve özellikle NATO'nun güneydoğu kanadında balistik füze tehdidine karşı savunma kapasitesi artırıldı. 2024'teki Washington Zirvesi'nde ise sistemin daha da geliştiği, Arttırılmış Harekat Kabiliyeti (Enhanced Operational Capability) seviyesine ulaştığı duyuruldu. 

Sistem nasıl çalışıyor?

NATO'nun Balistik Savunma Sistemi'nin tek bir ülkeye ait olmadığı kaydedilen bilgilendirmede, sistemin NATO'nun ortak altyapısı ile müttefik ülkelerin sağladığı katkıların birleşiminden oluştuğu dile getirildi. Bu yapının sensörler, komuta-kontrol sistemi ve önleyici sistemlerden meydana geldiği aktarıldı. Bilgilendirmede, sistemin nasıl çalıştığına dair şunlar ifade edildi:

'Sensörler balistik füzenin fırlatıldığını erken aşamada tespit eder. Komuta ve kontrol sistemi, elde edilen verileri değerlendirir, tehdidi analiz eder ve uygun savunma unsurunu belirler. Önleyici sistemler ise tehdit oluşturan balistik füzeyi uçuş sırasında etkisiz hale getirmek için kullanılır. Bu üç unsur birlikte çalıştığında NATO balistik füze savunma sistemi, tehdidi tespit etme, izleme/takip, değerlendirme/angajman kararı ve önleme esasına göre işler.

Dokuz aşamadan oluşan süreçin birinci aşamasında uydular, erken uyarı radarları ve diğer sensörler sayesinde füzenin fırlatıldığı en erken anda belirlenir. Füzenin motor ateşi, ısı izi ve ilk uçuş hareketleri izlenerek bir tehdit olup olmadığı anlaşılmaya çalışılır. İkinci aşamada daha hassas radar ve sensörler hedef bölgeye yönlendirilir. Böylece füzenin konumu, hızı ve istikameti daha ayrıntılı biçimde izlenmeye başlanır.

Üçüncü aşamada füzenin itici motorunun çalışmayı bıraktığı an belirlenir. Motorlu uçuş sona erdiğinde füze artık balistik yörüngede ilerlemeye başlar. Savunma sistemi bu noktadan sonra füzenin gideceği yönü ve muhtemel hedef bölgesini daha net hesaplayabilir. Diğer aşamada sistem, çeşitli radar ve iz verilerini kullanarak gerçek savaş başlığını diğer cisimlerden ayırmaya çalışır. 

Beşinci aşamada tehdit yeterince netleştiğinde önleyici füze ateşlenir. Uçuş sırasında ilk hızlanmayı sağlayan kademeler ayrılır ve sistem hedefe daha hassas şekilde yönelmeye devam eder. Ardından, önleyici füze uçuş halindeyken komuta-kontrol unsurları tarafından sürekli güncellenir. Yedinci aşamada, önleyici füzenin içindeki vurucu unsur, uygun aşamada ana gövdeden ayrılır ve hedefe son yaklaşmayı gerçekleştirmek üzere hassas manevralar yapar.

TEİS: Türkiye'de ilaç sorununun çözümü dijital uygulamalar değil, doğru ilaç politikalarıdır
TEİS: Türkiye'de ilaç sorununun çözümü dijital uygulamalar değil, doğru ilaç politikalarıdır
İçeriği Görüntüle

Sekizinci aşamada vurucu unsur, tehdit başlığına yüksek hızla çarparak onu havada imha etmeye veya görev yapamayacak duruma getirmeye çalışır. Son aşamada ise radarlar ve komuta-kontrol sistemi, tehdidin tamamen etkisiz hale getirilip getirilmediğini değerlendirir. Gerekirse ek önleme tedbirleri devreye alınır.'

Bilgilendirmede, 'NATO'nun Balistik Füze Savunma mimarisi, bu sürecin müttefik ülkelerde bulunan radarlar, komuta merkezleri ve önleyici sistemler arasında eşgüdüm içinde yürütülmesine dayanır' ifadelerine yer verildi. 

NATO Balistik Füze Savunması'na ülkelerin katkıları

Çok uluslu bir sistem olan NATO Balistik Füze Savunması'na farklı ülkeler farklı alanlarda katkı sağlıyor. Almanya, Ramstein Hava Üssü'nde NATO'nun Balistik Füze Savunma komuta merkezine ev sahipliği yapıyor. Avrupa Aşamalı Uyarlanabilir Yaklaşımı (European Phased Adaptive ApproachEPAA) kapsamında ABD önemli sistemler sağlıyor. Türkiye sisteme, Malatya Kürecik'te konuşlu erken uyarı radarı ile katkı sunuyor. Romanya Deveselu Üssü'nde ABD'ye ait Aegis Ashore füze savunma sistemine, Polonya Redzikowo Üssü'nde bir diğer Aegis Ashore tesisine ev sahipliği yapıyor. İspanya ise Rota Deniz Üssü'nde ABD'ye ait Aegis Balistik Füze Savunması kabiliyetine sahip savaş gemilerine ev sahipliği yapıyor. Bunlara ek olarak bazı ülkelerin Patriot veya SAMP/T gibi hava ve füze savunma sistemleri, radarlar veya savaş gemileri ile NATO Balistik Füze Savunması'na katkıda bulunduğu belirtildi.

Bilgilendirmede, 'Günümüzde balistik füzelerin yaygınlaşması NATO için önemli bir güvenlik meselesi haline gelmiştir. Bu nedenle NATO, müttefik ülkelerin katkılarıyla çok katmanlı ve entegre bir balistik füze savunma sistemi geliştirmiştir. Radarlar, önleyici sistemler ve gelişmiş komuta-kontrol altyapısı sayesinde NATO, Avrupa'daki nüfusunu, topraklarını ve kuvvetlerini balistik füze tehdidine karşı korumayı amaçlamaktadır. İttifak, değişen tehdit ortamına uyum sağlamak için bu sistemi geliştirmeye ve güçlendirmeye devam etmektedir' ifadelerine yer verildi. 

 

Kaynak: ANKA