Haber: Esma TURAN
(MUĞLA) Muğla Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından İkizköylü Esra Işık'ın tutuklanmasına ilişkin basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, tutuklamanın ekoloji mücadelesini sindirmeye yönelik olduğu savunularak Işık'ın serbest bırakılması ve acele kamulaştırma sürecinin durdurulması çağrısı yapıldı.
Menteşe ilçesinde bulunan Sınırsızlık Meydanı'nda yapılan basın açıklamasını Devrim Sönmez okudu. Sönmez, şunları söyledi:
'7554 sayılı işgal yasasına dayanarak Muğla Milas'ta İkizköy'ün de aralarında bulunduğu 6 köye acele kamulaştırma kararı verilmiştir. Danıştay ve Anayasa Mahkemesi'nde devam eden itirazların ve davaların sonuçları beklenmeden kamulaştırma süreci işletilmeye başlanmıştır. 30 Mart 2026 tarihinde köylere değer tespiti için yapılan bilirkişi keşif çalışmalarına tepki gösteren köylülerden Esra Işık gece yarısı evinden gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre kapatılması gereken Muğla Milas'ta bulunan Yeniköy-Kemerköy Termik Santrali için yok edilen Akbelen Ormanı, bölgedeki zeytinlikler ve yaşam alanları için mücadele eden Esra Işık'ın tutuklanması kabul edilemez. Tutuklamaya gerekçe olarak bilirkişi incelemesini 'engellediği' iddiası öne sürülse de asıl engellenmek istenen Anayasanın 56. Maddesi'nde belirtilen vatandaşlık görevi gereğince sağlıklı bir çevrede yaşam hakkını savunma iradesidir.
Yıllardır Akbelen Ormanı'nda süren direniş, bir avuç şirketin çıkarı için doğanın ve köylülerin yok sayılmasına karşı verilen bir mücadeledir. Bu mücadeleyi kriminalize etmeye dönük gözaltılar, tutuklamalar ve yargı baskısı, ekoloji mücadelesine yönelik sistematik bir sindirme politikasının parçasıdır. IC İçtaş ve Limak ortaklığındaki Yeniköy-Kemerköy Termik Santrali ve benzeri şirketlerin faaliyetleri, yalnızca doğayı değil, suyu, toprağı ve yaşamı hedef almaktadır. Bu yıkım politikalarına karşı çıkanlar ise hukuksuz gözaltı ve tutuklamalarla susturulmak istenmektedir. Benzer şekilde ekoloji mücadelesi yürüten Polen Ekoloji Kolektifi üyelerine yönelik baskılar, para cezaları ve yargı süreçleri de bu politikaların bir parçasıdır. Ekolojik yıkımı derinleştirenler korunurken, yaşamı savunanlar cezalandırılmaktadır.
Ekoloji mücadelesine yönelik bu saldırılar; yalnızca hukuki değil, aynı zamanda yaşamı hedef alan bir şiddet biçimidir. Gözaltılar, tutuklamalar, maddi yaptırımlar ve kimi zaman avukat Cihan Eren'e, Büyüknohutçu çiftine, Reşit Kibar'a ve Hakan Tosun'a olduğu gibi yaşam hakkına yönelen saldırılar aynı bütünün parçalarıdır. Bir kez daha söylüyoruz, doğasını, suyunu, toprağını savunanları tutuklayarak susturamazsınız. Gözaltına alınıp tutuklanan Esra Işık'ın derhal serbest bırakılmasını, acele kamulaştırma kararına dayanılarak yürütülen el koyma işlemlerinin durdurulmasını, Danıştay'da açılmış bulunan ve yaklaşık 200 parseli kapsayan 96 davada ivedilikle yürütmenin durdurulması kararı verilmesini, 7554 sayılı Kanunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesini, yargı denetiminin etkili ve anlamlı biçimde işletilmesini, Milas'ta, İkizköy'de ve tüm bölgede yaşam alanlarının, zeytinliklerin ve çevresel değerlerin korunmasını talep ediyoruz. Başta Milas ve İkizköy olmak üzere, yaşam alanlarını savunan yurttaşlara yönelik her türlü baskıya karşı kamuoyunu duyarlı olmaya, hak ihlallerine karşı ses çıkarmaya ve dayanışmaya çağırıyoruz.'




